ABD’nin Özeti: “Nefes Alamıyorum”

2020 yılına damgasını vuran olay aynı yılın Mayıs ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) George Floyd adlı bir siyahın polis tarafından öldürülmesiydi. Minneapolis kentindeki olayda Floyd’un son sözleri “nefes alamıyorum” olmuştu. ABD’nin “Polis Şiddet Haritası” adlı web sitesinden alınan verilere göre, Ocak-Kasım 2020 arasında ABD’de kolluk kuvvetleri personelinin yol açtığı ölümünün olmadığı sadece 17 gün yaşandı. Washington Post’a göre, geçen yıl ABD’de yaklaşık 1000 kişi kolluk kuvvetleri tarafından vurularak hayatını kaybetti, bir başka ifadeyle her gün ortalama 3 kişi kolluk kuvvetleri tarafından öldürüldü.

ÇİN’İN RAPORU

Çin, kendisini “insan hakları polisi” olarak gören ABD’nin insan hakları sicilini yayınlamayı bu yıl da sürdürdü. Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi, ABD’deki insan hakları ihlallerini gözler önüne seren 2020 ABD İnsan Hakları İhlalleri Raporu’nu yayınladı. Rapor ABD’nin siyasi ve sosyal açıdan trajik bir noktaya geldiğini gösteriyor. Yaklaşık 15 bin karakterden oluşan raporda salgının yarattığı trajedi, Amerikan tarzı demokrasinin siyasi kaosa yol açması, ırk ayrımcılığının azınlıkların durumunu kötüleştirmesi, sosyal huzursuzluğun kamu düzenini tehdit edecek boyutlara ulaşması, zengin ile fakir arasındaki kutuplaşmanın sosyal adaletsizliği şiddetlendirmesi ve uluslararası kuralları çiğneyerek insani felaketlere neden olma gibi içerikler ele alındı.

Raporda ABD nüfusunun, dünya nüfusunun yüzde 5’inden az olmasına rağmen Şubat 2021 itibariyle ABD’de tespit edilen Covid-19 vaka sayısının küresel toplamın yüzde 25’ini aştığına, ölüm sayısının küresel toplamın yüzde 20’sini oluşturduğuna işaret edildi. Salgın dolayısıyla 500. Bini aşkın ABD’li hayatını kaybetti.

“SEÇİMLER TEK KİŞİLİK GÖSTERİ”

Amerikan demokratik sistemindeki düzensizliğin siyasi kaosa neden olduğu ve Amerikan toplumunu daha da parçalandığı dile getirilen raporda, para politikasının kamuoyunu çarpıttığı, seçimlerin zenginler için “tek kişilik bir gösteri” haline geldiği ve insanların Amerikan demokratik sistemine olan güveninin 20 yılın en düşük seviyesine indiği belirtildi.

Raporda, Afrika kökenli Covid-19 vakalarının oranının beyazların üç katına ve ölüm oranının beyazların iki katına ulaştığı, bu kesimin polis tarafından öldürülme olasılığının beyazların üç katı olduğu ve Asya kökenli gençlerin dörtten birinin ırkçı nefretin hedefi haline geldiği kaydedildi.

Raporda, ABD’de silah ticareti ve silah olaylarının rekor seviyeye ulaştığına ve insanların sosyal düzene olan güvenini kaybettiğine dikkat çekildi. Raporda, 2020’de ABD’de 41 bin 500’den fazla kişinin silahlı olaylarda hayatını kaybettiği ve ülke genelinde günde ortalama 1,6 yılda toplam 592 kitlesel silahlı saldırının meydana geldiği belirtildi.

Raporda, ABD’de zengin ile fakir arasındaki uçurumun hızla arttığı ve en alttaki insanların hayatlarının perişan olduğu vurgulandı. Raporda, salgının kontrolden çıkması nedeniyle kitlesel işsizliğin yaşandığı ve on milyonlarca insanın sağlık sigortasını kaybettiği ifade edildi.

Salgınla mücadelenin küresel dayanışma gerektirdiği bir zamanda, ABD’nin kendi önceliğini sürdürerek, izolasyonu, tek taraflılığı ve yaptırımı uyguladığı, uluslararası kurumlara baskı yaptığı, küresel güvenlik ve istikrar için en büyük sorun yaratan faktör olduğu savunuluyor.

BASIN TOPLANTISINDAKİ VİDEO

Çin Dışişleri Bakanlığı’nın 26 Mart günü Beijing’de düzenlenen olağan basın toplantısında ABD eleştirilirken gazetecilere video görüntüleri izlettirildi. Söz konusu görüntüler ABD eski dışişleri bakanı Colin Powell’in özel kalem müdürü Lawrence Wilkerson’a aitti. Wilkerson, 2018 yılında ABD’nin Afganistan’da asker konuşlandırmasının 3 amacından birinin Çin’i caydırmak olduğunu söylemişti. Wilkerson, “CIA Çin’in istikrarını bozmak istiyorsa, en iyi yöntem Çin’de kaos yaratmaktır. Uygurları kullanarak Beijing’i kışkırtmakla, Çin’i içinden devirebilir” diye konuştu.

Bakanlık sözcüsü Hua Chunying, Irak savaşının tasarımcılarından Wilkerson’un bu sözleriyle, sözde Uygur meselesinin “Çin’i içeriden yıkmak” ve caydırmak için girişilen bir komplo olduğunu bizzat kabul ettiğini belirtti.

“MESELELERİ UYGURLARIN MUTLULUĞU DEĞİL”

Çinli yetkili şöyle konuştu:

“Ya Çin karşıtı güçlerle işbirliği içinde yalan uyduruyorlar ve Çin’i karalıyorlar ya da önyargıları nedeniyle Xinjiang’daki 25 milyon vatandaşın ortak sesini dinlemek ve Xinjiang’daki ilerlemeleri tanımak yerine yalanlara inanmayı seçiyorlar. Ancak Wilkerson’un videosunu izledikten sonra daha çok kendi hükümet yetkililerine mi yoksa o ‘oyunculara’ mı inanacaklar?”

Hua Chunying, ABD’nin uydurduğu sözde Xinjiang meselesinin Uygur halkının mutluluğu için değil, Çin’in güvenlik ve istikrarını bozmak ve Çin’in kalkınmasını engellemek için üretildiğini savundu. Çin’in bir Irak veya Suriye olmadığını ifade eden Hua, Çin halkının ulusal egemenliğini, güvenlik çıkarlarını ve itibarı korumaya kararlı olduğunu söyledi.

Önceki ve Sonraki Yazılar