Aşı Tartışmanın Dayanılmaz Hafifliği

Tartışmayı mı bilmiyoruz, yoksa neyi tartıştığımızı mı? Yanıt ikisi de olabilir.

Spor tartışmalarını hatırlayalım. Adı spor tartışması, ancak futboldan başka konu yok, zaten yorumcuların da adını dahi bilmediği spor dalları var. 90 dakikalık maçlar saatlerce günlerce tartışılıyor. Programlara şarkıcılar, dizi oyuncuları, medyumlar davet ediliyor; programlardan birinde cacık bile yapıldı. Ellerine kitap almayan sözde yorumcuların muhabbetleri Boşnaklara hakarete varan iğrenç düzeye geldi.

Bütün bu tartışmaların spor kültürümüze katkısı nedir sorusunun yanıtı ise kocaman bir hiç. Spora ekilen düşmanlık tohumları da cabası.

AŞIYI KİMLER TARTIŞIYOR?

Son günlerin en son tartışılan konusu doğal olarak korona aşısı. Şüphesiz tartışılmalı, ancak bu tartışmalardan öğrenebilmemiş için kimlerin tartışacağı çok önemli. Bir haber kanalında Çin aşısı tartışılıyor. Konukların mesleklere göre dağılımı tamı tamamına şöyle:

Bir gazeteci, bir hukukçu, bir siyaset bilimci ve bir eski milletvekili. Tamı tamamına böyle. Zaten gündelik siyasetin de tartışıldığı bu program az daha karakolda bitiyordu, kavga çıktı, konuklardan biri yayını terk etti.

Siyaset Bilimcisi konuk Çin aşısının uluslararası onay alması durumunda kullanılabileceğini söylerken, onay verecek iki kurum söyledi: Dünya Sağlık Örgütü var Amerikan İlaç İdaresi.

Aklıma yıllar evvel ABD’nin istihbarat kuruluşunun Irak’ta kimyasal silahlar bulunduğuna ilişkin raporu geldi. Hani 1 milyon insanın hayatını kaybetmesine ve bölgenin halen devam eden kaosa girmesine neden olan rapor.

İNSANI YAŞATMAK KATKI DEĞİL Mİ?

Ancak siyaset bilimcinin Çin ile ilgili yargısını dinlerken küçük dilimi yuttum. “Totaliter ve anti demokratik uygulamaların olduğu bir ülkenin insanlığa faydalı bir şey yapacağına inanmıyorum.”

Demokrasi konusunda örnek aldığı ülkede yaşananları takip ettiğini umalım ve Haziran ve Nisan aylarından iki haberi paylaşalım:

“Çin'in resmi yayın kuruluşu Global Times'ın yayımladığı habere göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını üzerine yapılan "Olağanüstü Çin-Afrika Zirvesi"nde konuşan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, toplantıda, Afrika ülkelerinin bu yıl sonu vadesi dolan faizsiz kredi ödemelerini sileceğini bildirdi. Çinli lider, Afrika kıtasının, ülkesinde üretilecek Kovid-19 aşısına erişim önceliğine sahip olacağı sözünü verirken, kıtada yeni hastane ve sağlık tesisi yapacaklarını da kaydetti.

Afrika ülkeleri, zor durumda olan ekonomilerinin düzelmesi için G-20 ülkelerine "borçlarının silinmesi ya da ertelenmesi" çağrısında bulunmuştu. Johns Hopkins Üniversitesinin Çin-Afrika Araştırma İnisiyatifinin verilerine göre, Çin hükümeti ve bankaları, Afrika ülkelerine 2000-2017 yıllarında yaklaşık 143 milyar dolar kredi verdi.”

AVANTAJLI KREDİLER

Diğer haber ise şöyle:

“Çin, Afrika ülkelerinin başlıca finansmancılarından biri. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre Afrika’nın Çin’e borçlanması, 2005’te yüzde 28’den 2017’de yüzde 46’ya yükseldi. Bu, Çin’i, Sahraaltı Afrika’nın borç stokunun yüzde 14 kadarının alacaklısı durumuna getiriyor. Örneğin Kenya’nın toplam dış borcunun yüzde 55'i, Cibuti’nin ise yüzde 60’ı Çin’e. Son 10 yıl içinde Afrika’nın kamu borcu ikiye katlanarak bugün 365 milyar doları buldu. Bu tutarın 145 milyarı Çin’e yapılmış borç miktarı.  

Bu durum, Çin’in verdiği kredilerin, Batı ülkelerinkine kıyasla çok avantajlı faizler sunmasından kaynaklanıyor. Bunlar bazen sıfır ya da yüzde 2-3 oranında faizlerle veriliyor. Bu avantajlı borçlar zaman zaman Batılı ülkelerin hatta Washington’un eleştirilerini de beraberinde getiriyor.”

Şimdilik başka söze gerek yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar