“Beş Göz” Nereye Bakıyor?

Ansiklopedik bileğiyle başlayalım:

“Beş Göz İttifakı, soğuk savaş dönemindeki UKUSA Anlaşması denen bilgi anlaşmasından doğmuştur. Asıl olarak Sovyet Rusya istihbaratının şifrelerini çözme amacıyla yapılmış Birleşik Krallık ve Birleşik Devletler arasındaki bir istihbarat paylaşımı anlaşmasıdır.

1950’lerin sonunda Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda da İttifaka katılmıştır. Bu beş İngilizce konuşulan ülke bugün bildiğimiz Beş Göz İttifakını oluşturmaktadır. Bu beş ülke arasındaki istihbarat paylaşımı anlaşmasının kapsamı zamanla genişledi ve çevrimiçi etkinliklerin izlenmesi de dahil edildi.

Yıllar boyunca anlaşma beş ülke arasında iyi saklanan bir sır olarak kaldı. 2003 yılına kadar var olduğu aleni olarak bilinmiyordu. 2013 yılında Edward Snowden NSA çalışanı olarak ele geçirdiği belgeleri sızdırdığında birçok şey açıklığa kavuştu.

Bu dokümanlar hükumetlerin, vatandaşların çevrimiçi etkinliklerini izleme kapsamını ortaya çıkardı ve uluslararası istihbarat paylaşımı ağının sanıldığından daha büyük olduğunun kanıtlarını içeriyordu.

Beş Göz İttifakının çekirdek ülkelere ek olarak, iki tane daha uluslararası istihbarat paylaşımı anlaşmasının mevcut olduğu onaylandı. Dokuz Göz ve On Dört Göz İttifakları olarak bilinen bu anlaşmalar, Beş Göz Anlaşması kadar sıkı olmamakla birlikte internet gizliliği üzerinde yaygın bir kullanıma sahiptir.”

BEŞ GÖZ İTTİFAKI GÜNÜMÜZDE NE YAPIYOR?

Çinli gözlemciler, ABD liderliğindeki istihbarat ittifakının Beijing’e karşı faaliyet alanını genişlettiğini iddia ediyor. Çin, Washington'ın Beijing’e istihbarat çalışmaları kapsamında siyasi ve ekonomik bir birliğe doğru genişlediği uyarısında bulundu.

Beijing’deki Renmin Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler alanı öğretim üyeleri olan gözlemcilere göre, ittifak sadece bir başlangıç. China Economic Diplomacy Watch dergisinde yer alan bir makalede, “Bir zamanlar gizliden faaliyet gösteren Beş Göz İttifakı, gün ışığına çıkarak ABD'nin Çin'i kontrol altına alması yolunda başka bir önemli siyasi ittifakı haline geldi” ifadelerine yer verildi.

Aslında Beş Göz’ün tek faaliyet konusunun Çin olduğunu söylemek yanlış olmaz. En son "Beş Göz" ülkelerini temsil eden Dışişleri Bakanlarının ortak yayımladığı bildiride, Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde 12 adayı diskalifiye ettiği için kınadığı duyuruldu.

JOSHUA WONG ÖRNEĞİ

Diskalifiye edilenler arasında, eskiden Demosisto hareketinin liderlerinden Joshua Wong da var. Çin basını Joshua Wong’un Hong Kong'a dış müdahaleyi talep etmek için defalarca Amerikalı politikacılarla bir araya geldiğini ve hatta ABD Senatosu'nda pozlar verdiğini hatırlatıyor. Çin basınında “şaşırtıcı olmayan bir şekilde” Beş Göz’ün açıklamasında söz konusu diskalifiye edilen adayların anayasal hükümler açısından neden seçimden alıkoyulduğuna dair hiçbir ayrıntıya değinilmeyesiniz işaret ediliyor. Bunun yerine Hong Kong'da demokrasinin tamamen yok olduğuna dair çarpıtıcı yalan haberlerin ön plana çekildiği ifade ediliyor. Yorumlarda, “hiçbir ülke Beş Göz'ün "özgür" veya "adil" seçimler olarak tanımladığı şekilde seçim yönetmek zorunda değil. Siyasi sistemi yıkmak amacıyla, dış bir güçle sözde demokrasi sürecini silahlandırmaya da izin verilmez” deniyor.

ABD Federal Vatana İhanet Yasası'ndan, hüküm giyenlerin "ABD'de devlete bağlı herhangi bir görevde yer alamayacakları" kanunda açıkça yazmaktadır. Avustralya anayasasının 44. maddesi, "Herhangi vatandaşın bir yabancı güce bağlılığı ortaya çıkarsa vatana ihanet suçundan hüküm giyip hapis cezası alacağı ve söz konusu seçilme hakkından mahrum kalacağı" açık bir şekilde tanımlanmaktadır.

Benzer şekilde Birleşik Krallık'ta seçim komisyonu şunu belirtir: "Bir suçtan dolayı mahkum edildiyseniz veya suçlu bulunduğunuz bildirildiyse, 1983 tarihli Halkın Temsili Yasası kapsamında seçimlerden diskalifiye edilirsiniz. Açıkça kanıtlanmış yabancı müdahale söz konusu ise bir yıldan daha uzun süre hapis cezasına çarptırılacağı detaylı şekilde yazmaktadır. Benzer şekilde, Kanada Seçimleri Yasasının (2000) 331. maddesi, Kanada vatandaşı olmayanların "seçmenleri oy kullanmaya veya oy kullanmaktan veya belirli bir adaya oy vermesini" yasaklamaktadır.

DIŞ BAĞLANTILAR

Çin basını da “bunu Hong Kong'a uygularken, net anayasal yönergelere sahip olduğu halde neden sorun yaratılıyor?” Diye soruyor. Hong Kong Özel İdari Bölgesi Temel Kanunu, aday olanların Çin Halk Cumhuriyeti'ne ve anayasasına bağlılıklarını taahhüt etmelerini şart koşmaktadır. Bu nedenle, süreci dış güçler ile yürüterek ihanet etmek kanunen yasaktır.

CGTN’in yorumunda şu ifadeler yer alıyor:

“Beş Göz'ün yanlış yönlendirmesi ile Hong Kong'da sadece bir aday varmış gibi algı oluşturuldu. Hong Kong'da kurallara uyan ve suç işlememiş herkes aday oldu. Joshua Wong'u örnek olarak almak saçma. Amerikalı siyasetçiler ve NED/CIA gibi örgütler ile olan bağını kendisi dahi kabul etmiş durumda.”

Özetle, Hong Kong sadece Hong Kong değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar