Çin-ABD İlişkilerinde İnsan Hakları Sorunu

Son aylarda başta ABD olmak üzere bazı Batılı ülkelerin Çin’e yönelik saldırılarına tanık oluyoruz. Bu ülkeler Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkında asılsız iddialar ileri sürerek, insan hakları bahanesiyle Çin’e siyasi baskı uygulamaya çalışıyor. Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi Çin meclisinin yıllık toplantıları sırasında düzenlediği basın toplantısında, “Xinjiang’da soykırım iddiası tümüyle asılsızdır. Bu iddiayla, Çin’i karalamayı amaçlıyorlar” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Wang Yi, ünlü Fransız yazar Maxime Vivas’ın “Uygurlarla ilgili sahte haberlere son vermek” adlı kitabına da atıfta bulundu. Vivas kitabında “Xinjiang’a hiç gelmeyen insanlar, yalan haberler uydurdular, yalanlar üstüne yalanlar kurdular” diye yazdı.  

Çin basınına göre, yalan haberler yaratarak siyasi şov yapmak, Çin karşıtı Batılı güçlerin Çin’in Xinjiang politikalarını başlıca karalama yöntemi. İdeolojik önyargılarla hareket edip Xinjiang bahanesiyle Çin’in kalkınmasını kısıtlama amacı güden bu güçler,  Xinjiang’daki gerçekleri göz ardı ederek, “soykırım”, “zorunlu çalıştırma” ve “toplama kampı” gibi bir dizi yalan uydurdu.

Çin karşıtı sözde akademisyen Adrian Zenz’in ileri sürdüğü yalanların en tüyler ürpertici olanı da hiç kuşkusuz “etnik soykırım”dır. Ancak gerçekler durumun tam aksi olduğunu kanıtlıyor. Örneğin, geçen 40 yıl içinde Xinjiang’da yaşayan Uygur nüfus katlandı, sadece 2010-2018 döneminde Uygur nüfusu yüzde 25 oranında arttı. Bu sayı Xinjiang’da yaşayan Hanların nüfus artış hızına kıyasla 12 kat fazla. Çin basını “Dünyada böyle bir soykırım nerede görülmüş?” diye soruyor ve bazı hatırlatmalar yapıyor:

“ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, önce tarihte veya yakın geçmişte işledikleri insanlık suçlarını hatırlayıp, bunlardan ders almalıdır. Soykırım denince akla ilk gelen 16. yüzyılda Kuzey Amerika’da Kızılderililer’e, 19. yüzyılda Afrika’da siyahilere ve 20. yüzyılda Yahudilere yapılan soykırımlardır. Avustralya kıtasının yerlileri de hâlâ kendi haklarını korumak için çetin bir mücadele vermektedir.”

ABD’NİN İNSAN HAKLARI SİCİLİ

Bilindiği gibi ABD Dışişleri Bakanlığı her yıl ülkelerin insan hakları durumuna ilişkin rapor yayımlar. Kimsede “hangi sıfatla” veya “hangi hakla” gibi soruları sormaz. Çin de 20 yılı aşkın süredir bu raporlara yanıt olarak “ABD’nin İnsan Hakları Sicili”in yayınlar, hem de tamamen Amerikan kaynaklarına dayanarak. Bunlar birinde, “ABD'nin insan hakları konusundaki berbat karnesinden dolayı hiçbir pişmanlık veya iyileştirme niyeti göstermeden, başka ülkelerdeki insan hakları durumuna dair yorumlarda bulunduğu” ifade ediliyordu. Raporda, "Kendisini insan hakları savunucusu ilan eden ABD, kendi mevcut insan hakları sorunlarıyla ilgili hiçbir ilerleme kaydetmediği gibi, birçok yeni soruna da imza atmıştır" deniliyor. Rapora göre, kendi içindeki insan hakları durumu gittikçe 'vahimleştiği' halde, başka ülkelerde çok daha 'küstahça' bir tavırla insan haklarını ihlal eden Washington'ın uluslararası insan hakları alanında gördüğü "kırmızı kartların" sayısı arttı.

İŞKENCE YÖNTEMLERİ

Raporda, "ABD'nin, özellikle de Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'nın ayrım gözetmeksizin acımasız işkence tekniklerine başvurduğu" ifade ediliyor. CIA'nın, terör ve aşırıcılık şüphelilerinden istihbarat alabilmek için uykusuz bırakma, waterboarding (kişinin sırt üstü sabitlenerek yüzünün ıslak bezle kapatılıp boğulma hissi yaratılması), uzun süreli hücre cezası, mahkumları duvara vurma, kırbaçlama, ölüm tehdidi ve hatta makattan su/gıda verme gibi acımasız yöntemlere başvurduğunu söyleyen raporda şöyle denildi:

"ABD, ırk ayrımcılığıyla ilgili vahim sorunları olan bir ülke ve etnik azınlıklara yönelik kurumsal ayrımcılık da sürüyor."

Ülkedeki emniyet ve adalet sistemlerindeki ciddi ırksal önyargıların da devam ettiğini belirtildiği raporda, azınlık grupları ve yerlilerin çevre, seçimler, sağlık hizmetleri, konut, eğitim ve diğer alanlarda haksızlığa uğradıkları ifade ediliyor.

BM Irk Ayrımcılığını Önleme Komitesi, ABD'nin bu alanla ilgili sözleşme hükümlerini ne ölçüde uyguladığına dair yayınladığı raporun sonuç bölümünde, Washington'ı etnik azınlıkların, yerlilerin, göçmenlerin ve diğer azınlık gruplarının haklarını ihlal ettiği için sert bir dille eleştirdi. 

ABD’NİN KARNESİNDEKİ VERİLER

ABD basınına göre, her yıl ortalama 2,1 milyon Amerikalı kadın erkekler tarafından saldırıya uğruyor; her gün üç kadın birlikte olduğu kişi tarafından öldürülüyor ve yine her gün dört kadın taciz sonucu hayatını kaybediyor. Milyonlarca Amerikalı çocuk, her gün üç çocuk taciz yüzünden ölüyor; okul içi şiddet ve cinsel saldırılar yaygın ve zaman zaman silahla vurma olayları yaşanıyor.

2019 yılında ,ABD’de 39 bin 52 kişi silahlı saldırıda öldü. Bir başka ifadeyle ABD’de her 15 dakikada bir kişi silahlı saldırı sonucu ölüyor. Bu veriler ABD’ye övgüler düzen ve işi “Çin’i karalamak” olan sözde akademisyenlerin gözünden kaçmış olmalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar