Çin ve ABD’nin Söylemi Sertleşiyor

Dış politika uzmanları arasında bir anket yapılsa ve “dünyanın en karmaşık ikili ilişkisi hangisidir” diye sorulsa Çin-ABD ilişkileri büyük farkla ilk sırayı alır.

Günlerdir koronavirüsün kaynağı, Hong Kong, Tayvan, Uygur sorunu konuşulurken ve Çin ile ABD arasında bir çatışma çıkar mı diye tartışılırken daha piyasaya çıkmamış bir kitap gündemi değiştirdi. Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton birkaç güne raflarda yerini alacak kitabında “Başkan Trump’ın 2020 seçimlerini kazanmak için Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’den yardım istediğini” yazdı. Benzer iddialar eski başkan Bill Clinton için de gündeme gelmişti. 1999’da Yugoslavya’ya yönelik hava harekatı sırasında ABD Çin Büyükelçiliği’ni vurduğunda ve bunun üzerine Çin’deki Amerikan diplomatik misyonları günlerce taş yağmuruna tutulduğunda da iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kesilmemişti.

Sınır Kavgası

Taş yağmuru demişken, Çin ve Hindistan sınır birlikleri arasında Ladakh bölgesinde meydana gelen “kavgada” 20 Hint askeri öldü.  pazartesi günü yaşandı. Her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği duyuruldu. Silahlı bir çatışmaya girilmemesine rağmen demir çubuk ve taşlar kullanıldı.

Çinli yetkililer, herhangi bir kazanan veya kaybeden kavramından kaçınmak ve gerginliklerin artmasını önlemek amacıyla ölüm ve yaralanmaların ayrıntılarını yayınlamayacaklarını açıkladı. Çin basınında göre, Hindistan, 2017'deki Doklam sınır anlaşmazlıklarından sonra Çin'e karşı gittikçe daha agresif bir tutum sergiliyor. Bazı Hintli politikacılar, kendi siyasi kazanımları için halk arasında milliyetçi bir tutku bularak bu gerilimleri daha da artırdılar. Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Çin'e karşı kullanmak istediği Hint-Pasifik Stratejisinde daha büyük bir rol Çin'in “sabrını zorladı”.

Yorumlarda buna rağmen, son çatışmada iki tarafın da herhangi bir silahlı çatışmaya girmemesi iki tarafın "barış ve huzur" sağlamada bir nevi istekli olduğunu gösterdiğine işaret edildi.

Tayvan Sorunu

Bu olayı Çin ile ABD arasında süren mücadelenin cephelerinden biri olarak değerlendirebiliriz. Çin basını Tayvan makamlarının lideri Tsai İngeç-wen’in son dönemdeki faaliyetlerine dikkat çekiyor. Çin basına göre, Tsai Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da sözde demokrasi zirvesine katılarak , Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pıompeo ve Hong Kong'daki kışkırtmalarda öne çıkan Joshua Wong gibi aktörlerle buluşup Çin anakarasına sorun yaratmak için daha güçlü bir Washington desteği arıyor.

Çin basınında bu konuda sert ifadeler yer alıyor:

“Tsai yönetimi Çin'in ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit edecek şekilde "Taiwan kartını" oynamaya devam ederse ve ABD de Boğazlar arasındaki bağları tersine çevirmek için sözde "bağımsızlık" politikasını desteklerse, Beijing ulusal egemenliğini korumak için barışçıl olmayan yöntemleri kullanacak ve bölücüleri ezecektir. Tsai'nin liderliğinde olduğu Demokratik İlerleme Partisi (DPP) ve Washington, Çin anakarasının kırmızı çizgilerini geçerse bunun sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.”

Uygur Konusunda Son Hamle

ABD, bir adım da Uygur konusunda attı. ABD Senatosu, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygurlara yönelik baskı politikaları uygulandığı iddiasıyla Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını onayladı. Cumhuriyetçi Senator Marco Rubio'nun girişimleriyle Senato'ya sunulan yasa tasarısı oy birliğiyle kabul edildi.

Çin Dışişleri Bakanlığı, bu gelişme üzerine yayınladığı açıklamada, şu sözlere yer verdi:

“ABD, Uygur tasarısını Çin'in içişlerine müdahale etmek için kullanırsa ve kırmızı çizgiyi aşarsa Beijing yönetimi sadece sözlü eylemlerle kınamak yerine karşı önlemler almak zorunda kalacak. ABD son yıllarda, Çin'e meydan okumak için Xinjiang, Tibet, Hong Kong ve Taiwan gibi konuları kullanıyor ve bu hilelerin işe yaracağına yanlış bir şekilde inanıyor. Yanlış yolda ısrar etmek tehlikeli bir eğilimdir.

Çin Komünist Partisi Merkez Komite Siyasi Büro üyesi ve Merkez Komite Dış İlişkiler Ofisi Direktörü Yang Jiechi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun daveti üzerine kendisi ile görüştü . Çin ve Amerikalı diplomatların bu buluşması, görüşmeler askıya alındıktan sonra yapılan ilk yüz yüze görüşme olarak kayıtlara geçti.

Çin’de yayımlanan Global Times gazetesine göre, ABD'nin Çin ile iletişim kurmaya ihtiyacı vardı. Bu görüşme talebi, ABD'nin Çin ile iş birliği yapmamasının salgınla mücadeleyi diğer küresel ve bölgesel konuları ve ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden seçilmesini olumsuz yönde etkilediğinin kanıtı. Genel olarak iş birliği çatışmadan iyidir.”

Ancak Çin gazetesinin yorumunda sert ifadeler de vardı:

“Buna karşın Hawaii görüşmesinin yapıldığı sırada Trump, Çin'in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'ndeki insan haklarını koruma bahanesiyle Uygur yasasını imzaladı. Amerika her zaman bu tip kirli oyunları oynamakta usta olmuştur. ABD görüşme sırasında yasayı oylayarak Çin'den daha fazla imtiyaz alabileceğini düşündü. ABD, sert oyunlar oynamaya devam etmek istiyorsa Çin sonuna kadar savaşacak ve ne taviz verecek ne de teslim olacak. ABD konuşmak istiyorsa o zaman bu işi düzgünce yapalım. Eğer ABD, Çin'i baskılamak ve kuşatmak gibi yanlış bir yolda yürümeye devam etmek istiyorsa Çin buna da gerektiği gibi sert yanıt verecektir.

Bu savaşın kazananı olmayacak gibi görünüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar