Futbol İlk Kez Çin’de Oynandı

Çin, dünyada sıradan insanların önyargılarına en çok maruz kalmış ülkelerin belki de başında gelir. Bunun birçok nedeni var; tarihi koşullar, bir dönem dışa kapalı yaşama ve bunu kullanmayı seven Batı basını vb. Ancak futbol ve Çin kelimeleri son yıllara kadar pek birlikte kullanılmazdı, özellikle de 4 takımın dışındaki kulüp ve branşlarla fazla ilgilenmeyen Türk basınında.
Çin, çoğunluğa göre halen bir masa tenisi ülkesi. Bir zamanlar istasyonlarda tren beklerken bile masa tenisi oynayan Çinliler günümüzde farklı ülkelerin milli formalarıyla birbirleriyle yarışıyorlar. Çin’de parklar sabahın erken saatlerinde spor yapanlarla dolar. İlerleyen saatlerde dans edenleri, müzik dinleyenleri veya badminton oynayanları görmek mümkün. Bu arada özellikle kadınların, “Yumaoqiu” dedikleri ucunda madeni para büyüklüğünde ağırlık bulunan tüyleri Maradona’yı kıskandıracak şekilde sektirdiklerini de söylemeliyiz; yani Çinlilerin kadın futbolunda söz sahibi olması tesadüf değil. Son yıllarda büyük şehirlerde sayıları azalsa da Çin halen bir ‘bisiklet ülkesi’; hatta Çinliler ‘bisiklet krallığı’ diyor.

FUTBOLUN DOĞUŞU

Şunu hemen söylemek gerekir, Çinlilerin futbola ilgisi yeni değil; hatta Çinli tarihçilere göre futbol ilk kez Çin’de oynandı. Çinliler barut, matbaa, pusula ve kağıdın yanı sıra futbolun da kendi buluşları olduğunu iddia ediyorlar. 2002 Dünya Kupası öncesi Çin Merkezi Televizyonu’nda (CCTV) düzenlenen bilgi yarışmasında, ‘Futbol ilk kez hangi ülkede oynandı?’ sorusunun doğru yanıtı, Çin’di.

Çin’deki tarih kitaplarına göre, ayakla itilen top anlamına gelen ‘cuju’ dünyada oynanan ilk ‘futbol’dur. M.Ö. 16. ve 11. yüzyıllar arasındaki Shang dönemine ait kaplumbağa kabukları üzerinde ‘cuju dansından’ söz ediliyor. ‘Ayak topu’ M.Ö. 206 ve M.S. 220 yılları arasındaki Han Hanedanı döneminde saraya girmiş. Bu dönemde deriden yapılan ve içi tüyle doldurulan topun peşinde koşanlar arasında imparatorlar ve vezirler de varmış. Bu yıllarda ayak topu askeri eğitimlerde de kullanılmış.

MİLAT 1990’LAR

Batılı anlamdaki futbolun Çin’e 1909 yılında Qin Hanedanı döneminde girdiği söylense de 1990’ların Çin futbolunda ‘milat’ olduğu herkesin ortak fikri. Ülkede ilk profesyonel lig 1994’de 14 takımla kuruldu. Ertesi yıl 12 takımlı 2. lig kurulurken, 1. ligdeki takım sayısı 16’ya çıktı. 1. ligin adı ise her yıl sponsoruna göre değişti.

90’ların ortasında 14-16 yaş grubundan 20 futbolcu 5 yıllık futbol eğitimi için Brezilya’ya gönderildi. Aynı günlerde Afrika ülkeleri, Rusya, Brezilya, Romanya ve Yugoslavya’dan futbolcu ve antrenörler Çin takımlarıyla anlaşma imzalıyorlardı. 2000 yılına geldiğinde Çin’deki yabancı oyuncu ve çalıştırıcı sayısı 50’yi geçmişti. Hatta, Çinlilerin yaşamına spor-toto katılmıştı.

YABANCI TEKNİK DİREKTÖR DÖNEMİ

Çin milli takımı da ilk kez 1992 yılında yabancı teknik direktörle çalışmaya başladı. Havaalanında coşku ile karşılanan Alman Klaus Schlappner, bir yıllık görev süresinde istenen sonuçları alamadı. Ancak Schlappner’in döneminde Çin milli takımı modern yöneticilik, antrenman metotları ve beslenme programı gibi bazı temel kavramlarla tanışmış oldu. 1998’da göreve gelen 2. yabancı çalıştırıcı İngiliz Bobby Hougton da Çinliler tarafından ‘fazla teorisyen’ bulundu.

Ocak 2000’de Çin milli takımı için yeni bir dönem başladı. Ülkenin milli takım tarihinde 3. yabancı çalıştırıcı olan Yugoslav Bora Milutinoviç, kariyeri ve sempatik hareketleriyle kısa zamanda Çinlilerin sevgisini kazandı. 1986’da Meksika’yı, 1990’da Kosta Rika’yı ve 1998’de Nijerya’yı Dünya Kupası’na taşıyan Yugoslav teknik direktör aynı başarıyı 2002’de Çin’de tekrarladı.

TV programlarında İspanyolca konuşan, Meksika pasaportlu “Milu”nun getirdiği en önemli değişiklik futbolcuların psikolojik korkularını gidermesi oldu. Çin futbol çevrelerinde “Futbolun eğlence olduğu” konuşulmaya başladı. Milu, maçlardan bir gün önce takımı sinemaya götürüyordu.

ÇİN İLK KEZ DÜNYA KUPASI’NDA

7 Ekim 2001 günü Çinliler, geleneksel Ay Bayramı’nı kutluyordu, ama asıl bekledikleri futbol bayramıydı. Ülkenin kuzeydoğusundaki Shenyang şehrinde oynanan karşılaşmada Çin, Umman’ı 1-0 yenerken tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na gitmeyi garantiledi. Milu ise 5 farklı ülkeyi bu turnuvaya götürerek kırılması zor bir rekorun sahibi oldu.

Maçın bitiş düdüğü ile birlikte tüm Çin’de halk sokaklara döküldü. Bu 2001 yılındaki ilk sevinç değildi. Çin’in başkenti Beijing 2008 Olimpiyat Oyunları’nın ev sahipliğini kazandığında da halk sokaklardaydı. Aynı yıl Dünya Ticaret Örgütü’ne de katılan Çinliler 2001’I “Altın yıl” olarak nitelediler.

Çin’in son yıllarda futbolda yaptığı atılım ile Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in futbola ilgisi birlikte konuşuluyor. Tabii Çin liderinin futbol sevgisi bu alana yapılan yatırımları tek başına açıklamıyor. Çin lideri ülkesi için planladıklarını, hedeflerini “Çin Rüyası” başlığıyla özetledi.

Cumhurbaşkanı Xi’nin futboldaki hayalleri ise “Çin’in dünya kupasına katılması, dünya kupası organize etmesi ve nihayet dünya kupasını kazanması” şeklinde özetlenebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar