Hong Kong ve ABD'ye Bakmak

ABD Kongre binasının basılması Batılı politikacıların çifte standardını ortaya koydu. Olaylar Hong Kong’da olunca “güzel görüntüler”, ABD’de olunca “demokrasiye darbe”. Hatta Washington’daki görüntüler, yabancı güçlerden destek alarak Hong Kong’daki şiddet eylemlerini kışkırtan kişileri dahi şaşırttı. AP’nin haberinde, Hong Konglu sözde “demokrasi yanlısı” aktivistlerin, şiddetli olaylarının ABD’nin “itibarına” ve “Amerikan demokrasisine” zarar verdiği görüşünde olduğu belirtildi. Bunun dışında, Hong Kong polisi “şiddet” kullanmakla suçlanırken, Amerikan polisinin güç kullanımına çok daha fazla başvurması bir başka dikkati çeken noktaydı.

CNN muhabiri Will Ripley de. ABD’deki bu sahnenin daha önce de görüldüğünü ifade ederek, protestocuların Kongre binasına saldırdığı fotoğraf ile daha önce Hong Kong Yasama Konseyi’nin saldırıya uğradığı anların fotoğrafını karşılaştırdı.

Çin basını Kongre baskını sırasında ölen kadının “Trump için” Kongre binasına hücum ettiği ve ABD polisi tarafından vurulduğunu yazdı :

“Sosyal medya çağında, bir kişi binaya hücum ederken, yüzlerce insan arkasından “haydi” diye bağırıyor ve “özçekim” yapıyor. Zavallı kadın, bir siyasi mücadelenin kurbanı oluyor...”

Çin Medya Grubu, konuyla ilgili yorumunda , “ABD’nin hâlâ güçlü olduğu bir gerçek; ancak ABD rüyası artık paramparça oldu. Tarihin sonu yok, sona eren ABD efsanesi. Çığır açan değişimlere tanık oluyoruz” diye yazarken, tarih Trump'ın bu "büyük katkısını" yazacak diye alaycı bir ifade de kullandı.

“DEMOKRASİ FENERİ SÖNDÜ”

ABD’li siyasetçiler, kendilerini her zaman "demokrasinin savunucuları" olarak göstererek "demokrasi fenerinin" en yüksek noktasında yer aldıklarını iddia ediyor. ABD’li siyasetçiler, tüm dünyaya "Amerikan demokrasisini" yaymaya, farklı bölgelerde şiddet içeren çatışmaları teşvik etmeye hevesliler. Çin basınına göre, ABD’de yaşanan kaos, "demokrasi feneri”nin çöküşünün habercisi. ABD’nin "yumuşak gücünün" önemli bir parçası olan "Amerikan demokrasisi", ABD'nin küresel imajını yönetmesi için daima kritik bir araç oldu. Bu, aslında Washington’un Amerikan değerlerini ihraç etmesi ve küresel hegemonya arayışı için de bir "silah" işlevi gördü. Ancak son başkanlık seçimi, "demokrasinin fenerindeki" sorunları apaçık ortaya koydu. Sürekli diğer ülkelerdeki demokratik uygulamalara dair sözde "endişelerini" dile getiren ABD, artık yaşadığı iç ve dış zorluklar nedeniyle dünya için "endişe konusu" hâline geldi.

Dünyaca ünlü siyasi danışmanlık şirketi Eurasia Group tarafından kısa süre önce yayımlanan raporda, 2021 yılında dünya için 10 büyük risk sıralandı. Raporda, "parçalanmış ABD" ilk sırada yer alırken, "parçalanmış bir süper güç herkesin derdi olacak" ifadeleri kullanıldı. Çin basınının bir önerisi de var. ABD, diğer ülkeleri "demokrasiden yoksun olmakla" suçlamak, hatta bunu bahane olarak kullanıp yaptırım uygulama, rejim yıkma ve hatta askerî darbe yapma girişimlerinde bulunmak yerine, kendi durumuna yakından bakmalı ve dünya için sorun yaratmayı bırakmalı.

Bir de Amerikan demokrasisi çökerken gülümseyenlere üzerlerine moloz yağabileceği uyarısı yapan sözde “aydınlarımız” var. Washington’da yağmur yağdığında, İstanbul’da şemsiyeyle sokağa çıkıyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar