İttifak "Rüyası"

Haziran ayında diplomasi tarifini yoğun olacak.Tam bir zirveler ayı. 14 Haziran’da NATO Zirvesi, 15 Haziran’da ABD-AB Liderler Zirvesi, 23 Haziran’da Libya meselesiyle ilgili Berlin Konferansı ve 24-25 Haziran’da AB Liderler Zirvesi.

Bu zirveler Türkiye açısından da çok önemli. Özellikle 14 Haziran’da NATO zirvesi kapsamındaki Erdoğan-Biden görüşmesi merakla bekleniyor.

Hürriyet gazetesinde Hande Fırat bu toplantılar öncesinde ABD ve AB’den batılı diplomatların dile getirdiği ve Türkiye’ye iletilen görüşleri şöyle sıraladı:

“- Türkiye, Batı ile ilişkilerinde uluslararası ilişkilerden, bölgesel sorunlara, demokrasi ve hukuk başlıklarında kritik bir dönemeçte. Türkiye’den bu kez somut adımlar bekleniyor.

- S-400’ler konusunda Türkiye’nin önerileri kabul görmüyor. Türkiye, ABD’nin taleplerini kabul etmeli.

- Türkiye, Libya’dan asker çekmeli. Türkiye’nin jest niteliği taşısa da asker çekmesi Rusya’yı da aynı yönde hareket etmek için mecbur bırakacaktır.

- Yunanistan ile diyalog süreci takip ediliyor. Batı, Kıbrıs konusunda yeni bir sürprize açık değil.”

Hande Fırat, Ankara’nın S-400’ler konusunda “ABD’nin talepleri yakışıksız ve karşılanabilir nitelikte görmediğini” ve bu nedenle Biden-Erdoğan görüşmesinde “paranteze alınmasını istediğini” yazdı. Ankara’ya göre, Libya’da “Türk askeri ile Wagner’in aynı kefeye konulması ise yakışıksız.”  Yine Ankara’ya göre, “ABD, terör örgütleri PYD/YPG ve FETÖ konusunda adım atmayacak. Bu nedenle Biden-Erdoğan görüşmesinde sorunlar yerine işbirliği alanlarına odaklanılsın değil.

Şimdi insan sormadan edemiyor. Ortada “müttefiklik adına ne kaldı?”

GEÇİŞTİRİLEN SKANDAL

Müttefik demişken kısa süre önce ortaya çıkan skandalı hatırlayalım.

Danimarka’da yayın yapan Danmarks Radio’nun kısa süre önce yayınladığı habere göre, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Danimarka istihbaratının yardımıyla internet ortamında ham verileri toplayarak, Almanya Başbakanı Angela Merkel dahil birçok Avrupa ülkesinin liderinin telefon konuşmalarını dinledi.

Çin basınına göre, “son skandalla birlikte, kendisine “siber güvenlik koruyucusu” unvanı veren ABD’nin çirkin yüzü bir kez daha aydınlatıldı. Aslında dünyanın en büyük siber casusu olarak bilinen ABD, kendi müttefiklerine bile casusluk yapmaktan imtina etmiyor.”

ABD’nin bu girişimleri hiç de alışılmadık değil. Avrupa ülkelerinin liderleri çoktandır ABD’nin telekulak girişimlerinin mağduru. 2013 yılında ABD “Avrupa’nın karşısındaki asıl tehdit Washington.” Çinli yorumculara göre, İngiltere’nin tanınmış uluslararası ilişkiler uzmanı Tom Fowdy’nin bu değerlendirmesi Avrupa ülkeleri için iyice düşünmeye değer nitelikte.

Son olarak Çin Uluslararası Radyosu’nun skandalla ilgili yorumunu aktaralım:

“Amerikan siyasetçiler ne kadar kendilerini savunurlarsa savunsunlar, casusluğa düşkünlüğü aşikâr olan ABD’nin uluslararası arenada güvenirliğinin kaldığını söyleyebilir miyiz? Şimdi Avrupa ülkeleri için ABD ile ittifak rüyasından uyanmanın tam zamanı.”

Önceki ve Sonraki Yazılar