Kazananı Olmayan Savaş

Çin-ABD ilişkileri sorunlar yumağı olmasına rağmen 50 yılı aşkın süredir “özel” olageldi. Temelinde masa tenisinin harcı bulunan bu ilişkiler her alanda özel hikayeler yarattı. Savaşın eşliğine geldiklerinde diplomasi hep devrede oldu. Yugoslavya’ya yönelik hava harekatında Çin büyükelçiliğinin vurulması, bunu protesto etmek için ABD’nin Çin’deki diplomatik misyonlarının taşlanması, Casus Uçak Krizi diplomasiyle aşılan sorunlardı. Bu krizlerde diplomasi yolu hiç kapatılmamış, herhangi bir diplomat geri çağrılmamıştı.

Washington yönetimi son aylarda devam eden krizi yeni bir boyuta taşıdı. Çin’in Houston Konsolosluğu’nu kapatması üzerine, Beijing yönetimi de mütekabiliyet ilkesiyle ABD’nin Chengdu Konsolosluğu’nu kapattı. Bu girişimin taraflara herhangi bir fayda sağlamadığı açık; tam bir gerilimi tırmandırma hamlesi.

Çin basını bu gelişmeleri ABD içinde tırmanan sorunların sorumluluğunu başka tarafa yükleme, sorunları gözden kaçırma çabası olarak yorumluyor. Hatta “Washington yönetiminin uluslararası sorunları ele alma yeteneğinin hedefleri için yeterli olmadığı” ifade ediliyor. China Daily gazetesi “ABD'nin uluslararası etkisi keskin bir şekilde azalırken, stratejik endişeler ve panik ABD toplumunda daha fark edilebilir hale geldi” diye yazdı.

ABD’nin son dönemdeki politikalarının temelinde Çin’i en büyük “stratejik rakibi” olarak görmesi yatıyor. Çin ve ABD’nin dünyanın en büyük iki büyük ekonomisi olmaları “normalde” büyük bir sorumluluğu beraberinde getiriyor, özellikle de dünyanın pandemi ile mücadele ettiği koşullarda. Gerek küresel, gerekse iç sorunlar ülkeler arasında iş birliğini zorunlu kılıyor. Farklılıkların bir kenara bırakılması gereken koşullarda Trump yönetimi Çin’i suçlama yolunu tercih etti. İçeride salgına karşı önlemler alma yerine Çin’in gerekli önlemleri almadığını iddia etti. Çin’in yönetim sistemini ve Çin Komünist Partisi’ni karalama kampanyası başlattı. Çinli şirketler, kurumlar ve yetkililere yaptırımlar uyguladı. Hatta müttefiklerinden yaptırımlara katılmasını istedi. Bu talebe olumlu yanıt İngiltere’den geldi. Çin’in olmadığı küresel bir sanayi ve tedarik zinciri oluşturmaya çalıştı. Ayrıca, Çin olmadan küresel bir yönetişim sistemi kurmak için G7'yi genişletmeye çalıştı. Taiwan meselesi, Hong Kong, Xinjiang, Tibet ve Güney Çin Denizi konuları da dâhil olmak üzere Çin'in ulusal güvenliği ve egemenliği ile ilgili önemli konularda ABD bölgedeki gerilimleri artırdı. China Daily gazetesine göre, sonuç olarak “uluslararası ekonomik manzara ve dünya güvenlik düzeni parçalanmış durumda. Zaten kırılgan olan küresel yönetişim sistemi çökme tehlikesi altında.”

Bu gelişmeler Trump’a bir seçimin kazandırır mı göreceğiz. Ancak iki ülkeye de bir getirisi olmayacağı kesin. Özetle, yeni Soğuk Savaş’ın kazananı olmayacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar