Tarzan Zor Durumda!

G-7, NATO, ABD-AB… Zirveler maratonu insanlığın kemiğe dayanmış sorunları yerine Çin ve Rusya’yı konuşarak başladı ve öyle de devam edecek. Hatta Avustralya ve Hindistan gibi ülkeleri de davet ettiler. Amaç Çin karşıtı cepheyi genişletmek ve Çin’i kuşatmak. Çin’e karşı ortaya koyulan konulara bakıyoruz. Hong Kong, Tayvan, Uygurlar, teknoloji vb. Ortada ABD’nin güç kaybettiğini gösterenler de var, amiyane tabirle “sana ne!” denecekler de. Çin’in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü doğrudan ilgilendiren alanlar pazarlık konusu yapılmak isteniyor.

ABD, bu girişimlerinde yanına İngiltere’yi de alıyor. İngiltere, bir savaş tazminatı olarak ele geçirdiği Hong Kong’un 24 yıl önce Çin’e döndüğünü kabullenemiyor. “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” tarih sayfalarında hoş bir söylem olarak kaldı.

İngiltere, son dönemde Uygur konusunda “uluslararası mahkeme” adı altında bir tiyatro organize ederek, ABD’ye sadakatini göstermek istedi. Ancak alay konusu oldu, itibar kaybetti

Çin ile diplomatik ilişki kuran devletler, “Çin Halk Cumhuriyeti, Çin’in tek temsilcisi, Tayvan Çin topraklarının bir parçasıdır” ifadesinin altına imza attılar. ABD, Çin’i kuşatmak hedefiyle bu taahhüdünün altını oymaktan hiç vazgeçmedi. Hatta, zaman zaman bu konuda savaş nedeni sayılabilecek adımlar bile attı.

ABD, son olarak covid-19 virüsünün kaynağının Çin olduğu şeklindeki senaryolara sarıldı. Körfez Savaşı’nda sahneye koyulan ve yüz binlerce insanın hayatına mal olan “kimyasal silah” tezgahının benzeri uygulamada. Ancak ABD’nin bu kez karşısında zamanın Irak’ından daha güçlü bir Çin ve daha önemlisi bilim var.

ÇOCUK İŞÇİLERİN DURUMU

ABD, Çin’e karşı “Uygurların pamuk tarlalarında zorla çalıştırıldığı” yalanını piyasaya sürüyor. Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla Uluslararası Çalışma Örgütü ve BM Çocuk Fonu tarafından bir rapor yayımlandı. Bu rapora göre, 2021 yılında dünya çapındaki çocuk işçi olaylarında son 20 yıl içinde ilk kez yeniden sıçrama oldu.

Buna paralel olarak Cenevre’de video konferans yoluyla düzenlenen 109. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda, ABD’de giderek ciddileşen zorla çalıştırma ve çocuk işçi durumlarına yoğun tepki gösterildi. Uzmanlar, ABD’deki durumun, dünya çapındaki çocuk işçi çalıştırma sorununu daha da ciddileştirdiği, dolayısıyla ABD’nin bu konudaki sorumluluğunun başkasına yükleyemeyeceği kadar büyük olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Bazı ABD’li siyasetçiler, sözde kuralları ağızlarına pelesenk ettiler, “zorla çalıştırma” ve “insan hakları ihlali” iddialarıyla yüzyılın yalanlarını uydurarak başka ülkeleri suçlamaya çalışıyorlar. Ancak uluslararası toplumca kabul gören kuralları ihlal eden ve insan haklarını çiğneyen taraf ABD’nin kendisi! Uluslararası Çalışma Örgütü’nün istatistiklerine göre, ABD örgütün 8 çekirdek anlaşmasından sadece ikisini onayladı.

ABD, AYNAYA BAKMALI!

Öte yandan ABD, yine BM Çocuk Hakları Anlaşması’nı onaylamayan tek ülke konumunda. Bunlara bakıldığında, gerek işçilerin hakları, gerekse çocukların korunması gibi konularda ABD insan haklarını hep ihlal ediyor.  

Verilere göre, her yıl 100 binden fazla kişi yurtdışından ABD'ye zorla çalıştırma amacıyla kaçırılıyor. Son 5 yılda ABD’nin 50 eyaleti ve Columbia Bölgesi’nde çok sayıda zorla çalıştırma ve insan kaçakçılığı vakası bildirildi.

Çin basınında konuyla ilgili bir yorumda şu sözlere yer verildi:

“ABD, başka ülkeleri karalayarak kendi sorununu çözemez. Bazı ABD’li siyasetçiler zorla çalıştırma sorununu nasıl çözebileceklerini, ABD’nin vatandaşlarına insan hakları borcunu nasıl ödeyeceğini ve Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi’ni nasıl yerine getireceklerini düşünmeliler. Etrafa bakmayı seven “insan hakları feneri” şimdi kendine dönmeli!”

Bir de unutmadan, virüsün kaynağı konusunda Çin araştırma yapılmasını isteyen Washington yönetimi kendi ülkesinde yaşananlarla ilgili bir araştırmaya izin verdi mi? Biz mi duymadık?

Önceki ve Sonraki Yazılar