Türkiye - Çin Ticareti

Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin sabit konuları ve söylemleri vardır. Mesela bir toplantıda “iki ülke arasındaki ilişkilerin uzun bir geçmişe, tarihi İpek Yolu zamanına dayandığı” mutlaka söylenir. İki ülke arasındaki ticaret gündeme geldiğinde de ikili ticaretteki dengesizliğin giderilmesi gerektiği tekrarlanır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, SODEV'in bu yıl ilk kez çevrim içi düzenlediği Yerel Yönetimler Okulu'na katıldı. Soyer’in buradaki konuşması bazı farklılıklar içeriyordu. Başkan Soyer, katılımcılardan gelen soruları da yanıtladı. İzmir ile ilgili en büyük hayalinin ne olduğu sorusuna "İzmir'in bir dünya şehri olması" diyen Soyer, İpek Yolu projesinde İzmir'in konumu sorusu üzerine "İzmir, binlerce yıllık ticaret güzergâhının orta koridoru dediğimiz yolun sonunda, İpek Yolu'nun Akdeniz ile buluştuğu kent olarak öne çıkıyor. Biz de şimdi İzmir'in yeniden vazgeçilmez bir nokta olduğunu göstermek istiyoruz. Bu güzergah üzerindeki ülkeler ve İpek Yolu'nun başlangıcı olan Çin ile iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde hem Shanghai'da hem de Chengdu'da bir İzmir ofisi açmayı hedefliyoruz. Her iki kentin kültürünü, zenginliklerini karşılıklı olarak daha çok aktarmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.

ÇİN’İN EGE İLGİSİ

Çin’in ortaya attığı Kuşak ve Yol İnisiyatifi ve bu bağlamda Çin’in Yunan limanlarına ilgisi göz önüne alındığında İzmir’in bu hamlesinin doğru bir karar olduğunu söyleyebiliriz. TÜSİAD International ve Shanghai Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CPIT) tarafından daha 12 yıl önce Çin'in Şanghay kentinde "Türkiye: Çin'e En Yakın Avrupa Ülkesi" başlıklı bir seminer düzenlenmişti. Seminerde Çinli yatırımcılara Türkiye'nin yatırım potansiyeli anlatılmıştı. 

TÜSİAD International Yürütme Kurulu Üyesi Aykut Eken, seminerin açılış konuşmasında, Çin ve Türkiye'nin hızla büyüyen ekonomilerinden dolayı gelişmekte olan piyasalar olarak görüldüklerine işaret etti. Eken, bu durumun ortak sorunları anlamada ve karşılıklı yarara dayalı işbirliği yapmada olumlu rol oynayacağını savundu. Her geçen gün Türkiye aleyhine büyüyen ticaret açığının önlem alınmaması durumunda dayanılmaz hale geleceğini belirten Eken, bunun en iyi çözüm yolunun korumacılık veya ticari ambargo değil, diğer alanlarda ekonomik ilişkileri geliştirmek olduğunu ifade etmişti. Çin hükümetinin Çinli yatırımcıları diğer ülkelere yönlendirmek amacıyla 2002'de başlattığı "Dışarı Gitme" politikasını ve Çinli yatırımcıların Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika ülkelerindeki faaliyetlerini yakından takip ettiklerini söyleyen Eken, Çinli yatırımcıları Türkiye'ye çağırmıştı.

DEĞİŞMEYEN GÜNDEM

O toplantının notlarına bakınca gündemin fazla değişmediği de görülüyor. Eken, Tarihi İpek Yolu'nun demiryoluyla yeniden canlandırılması projesinden de bahsetmişti. Eken, bu projeyle Çin ve Türkiye'nin Orta Asya ülkeleri, Rusya ve İran ile bağlanacaklarını, bu ülkelerin de akla hemen enerji konusunu getirdiğini anlattı. 21.inci yüzyılda enerjinin kilit sektör olacağı görüşünü dile getiren Eken, bu alanda geniş işbirliği potansiyeli bulunduğunu savunmuştu. 

Seminerdeki sunumları başlıkları arasında "Türkiye'deki İş ve Yatırım Ortamı", "Doğu Akdeniz Bölgesi Yatırım İmkanları" ve "Ege Bölgesi ve ESBAŞ'ta Yatırım İmkanları" gibi konular vardı.

SON DURUM

Kısa süre önce CRI Türk’te akademisyen Dr. Altay Atlı ile Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik gelişmeleri konuşmuştuk. Koronavirüs öncesi Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerde yeni bir ivmenin yakalandığının altını çizen Atlı, "Araya koronavirüs girdi ama normalleşme yavaş yavaş başlıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin kaldığı yerden devam edebileceğini, o ivmenin tekrar yakalanabileceğini düşünebiliriz. Bu düşüncemi destekleyen gelişme de kısa süre önce Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan'ın mevkidaşı Çin Ticaret Bakanı Zhong Shan ile yaptığı telekonferans görüşmesi oldu. Görüşmede karşılıklı ticaret, yatırım Kuşak ve Yol gibi birçok konu iki bakan arasında konuşuldu, fikir alışverişinde bulunuldu." dedi.

İki ülkenin ekonomik ilişkilerinde ticaret konusunun önemli olduğuna dikkat çeken Atlı, "Geçen yıl itibarıyla iki ülkenin ticaret hacmi 22 milyar dolar seviyesindeydi. Ancak bununla birlikte Türkiye aleyhine ciddi bir açık da söz konusuydu. Hatta Türkiye için Çin en fazla açık verdiğimiz ikinci ülke. Bu durumda Türkiye'nin bir denge oluşturması gerekiyor. İki bakan arasındaki görüşmelerde en fazla ağırlık verilen konu bu oldu. Türkiye'nin Çin'e daha fazla yüksek katma değer ihracat yapması ve bu şekilde ikili ticaretin daha sürdürülebilir ve dengeli bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Burada potansiyel taşıyan bazı ürünlerde değerlendirildi. Bakan Pekcan tarafından verilen bilgilere göre Türkiye'den Çin'e yapılacak olan ihracat kapsamında ayakkabı, hazır giyim ürünleri, tekstil ürünleri, seramik malzemeleri, zeytin yağı bazı tarım ürünlerinde ciddi bir ihracat potansiyeli var. Aynı zamanda Çin'in de ihtiyaç duyduğu örneği motorlu taşıt aksan parçaları, medikal ekipmanlar, bazı makinalar gibi tespit edilmiş birçok ürün var. Karşılıklı adımları atıp artık ticareti başlanması bekleniyor." diye konuştu.

Dr. Atlı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile Çin Halk Cumhuriyeti Merkez Bankası arasındaki swap anlaşmasının iki ülkenin ekonomik ilişkileri açısından çok önemli olduğunu da vurguladı.

Önceki ve Sonraki Yazılar