Bir Çağrım Var...

Atatürk ve din kavramı hakkında her geçen gün yeni bir saptırma ortaya atılıyor.

Kimi Atatürk’e dinsiz diyor, kimi evliya...

Kimi Kur'an’ı harfiyen uyguluyor, kimi dini saptırıp hurafelere inanıyor.

Bu kargaşanın nedeni bilgisizlik ve eğitimsizliktir. Yıllarca cehaletle ve yobazlıkla mücadele edilmesine karşın hala çatlak sesler kulaklarımızı tırmalıyor. 

Atatürk, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni sağlam temeller üzerine kurmak, çağdaş ve güçlü bir devlet haline getirmek amacıyla birçok devrim gerçekleştirdi. Bunların en önemlilerinden birisi olan, Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası) ile bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanıyor, okullarda kız-erkek ayrımı kaldırılıp karma eğitime geçiliyordu. Medrese ve okul ikiliği son buluyor, eğitim öğretim laikleşiyordu. Eğitim gerici örümcek beyinlilerin himayesinden kurtulup çağdaşlaşıyordu.

Arap alfabesi yerine dünyanın büyük bir bölümünde kullanılan Latin Harfleri kabul edildi. Okuma ve yazmanın zor öğrenildiği Arap harflerinin kullanıldığı Osmanlı’da olan okur yazar oranı çok azdı. Latin harflerinin kabul edilmesiyle oluşturulan seferberlik ile Türkiye Cumhuriyeti’nde okur yazar oranı arttı. Halkının bir an önce yeni harfleri öğrenmesi için çalışmalar yapan Mustafa Kemal, kara tahtanın başında ders verdi. Türkçe’yi ana dil yaparak, daha iyi anlaşılmasını sağladı.

Dünyada Türkiye’ye özgü bir sistem olan Köy Enstitüleri başarılı bir şekilde işliyordu. Köylü bilinçlenmeye ve  farklı iş kollarında beceri kazanmaya başladı. Bu durum köy ağalarının hoşuna gitmiyordu. Komünizm kisvesi giydirilen enstitüler Amerika’nın da devreye girmesiyle kapatıldı. Halkın bilinçlenmesi, hiçbir zaman yabancı güçlerin, sermayenin ve emeğin üzerinden zengin olanların işine gelmedi.

***

"Gerçekten bu Kur’an en doğru yola götürür ve iyi işler yapan müminler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler." (İsrâ, 17/9-10) 

Ayetinde açıklandığı gibi yüce dinimiz İslamiyetin kitabı olan Kur'an-ı Kerim, doğru yolu gösterir, iyilikler yapanların mükafatlandırılacağını müjdeler. 

Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Hira Dağı’nda inen ilk ayette "Oku! yaradan Rabbinin adıyla oku!" diyordu. Allah kutsal kitaba ikra (oku) kelimesiyle Müslümanlara okumayı emretmiş, onları kalemle yazmaya ve ilimde gelişip yetkinleşmeye teşvik etmiştir. Bu emrin iki defa tekrar edilmesi, okumanın insan hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

O zaman, okumakla bilgilenmeli iyi işler yapmalı doğru yolda yürümeli ve doğruları bilip söylememiz gerekmez mi?

Çeşitli hurafelerle ve yanlış bilgilerle insanları yanıltmak dinimize aykırı değil mi?  

Küçüklüğüm geldi aklıma bir an. Dedemiz, babamız ve amcalarımızla camiye giderdik. Hoca okur biz “amin” derdik. Büyüklerimiz (Allah rahmet eylesin) bize sureleri ezberletti...  İhlas, Kevser, Nas, Fatiha.... Artık camiye gittiğimizde kendimiz dua okuyabiliyorduk. Ama ne anlama geldiğinden bi haberdik.  Şu anda bile aynı durumda olan abartmıyorum milyonlarca insanın olduğundan hiç şüphem yok. 

Kur'an’ın ilk suresi olan ikra (oku) ile  belirttiğim gibi okuma alışkanlığımızın olmaması ne büyük çelişkidir. 

Okumayıp dini hacılardan hocalardan öğrenmeye kalkarsan, ürettikleri hurafelere inanır ve öyle yaşarsın. Yönlendirilen, söylenen her şeye inanan koyundan farkın kalmaz. 

Kur'an'daki yasaklanan sapıklıkların adı badem olur. 

***

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bazı görev ve sorumluluklarımızın bilincinde olmamız gerekiyor. Büyük bir bölümü müslüman olan ülkemizde, öncelikle dini çıkarları uğruna kullanan, değiştiren ve saptıran hacı hoca takımından uzak durmayı öğrenmeliyiz. Bunu da öğrenmenin yolu kendi dilimizde anlayabildiğimiz bir dille yazılan kuranı okumak ve anlamaktan geçer. 

Diğer bir görevimiz de devletimizi kuran çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmayı hedefleyen büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün anlaşılmasıdır. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nın nasıl kazanıldığını, cumhuriyete hangi şartlarda ulaşıldığını bizzat kendi kaleme aldığı Nutuk kitabının okunması bence vatandaşlık görevidir.

***

Milli Eğitim Bakanlığına ve devleti yönetenlere bir çağrım olacak. Gelin Kur'an’ın Türkçe mealini ve Nutuk’u orta öğretimde ders kitabı olarak okutalım. 1982 anayasası kapsamında zorunlu hale getirilen din dersleri kapsamında Müfredatı 8 döneme yayıp hem dinimizi hem Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu yeni gelecek nesillere doğru olarak anlatalım. Böylece gelecekte, bugün yaşanan ayrımcılığı ortadan kaldırılmasında önemli bir iş yapmış olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar