Diyanet’e Var, Hastaneye Yok!

Biliyorsunuz 2021 yılı bütçe görüşmeleri TBMM’de son derece hararetli tartışmaların eşliğinde görüşüldü ve Cumhur İttifakının oylarıyla kabul edildi.

Muhalefet kanadı ise bütçeye şerh koydu.

Şerhin ayrıntılarında öne çıkan maddeler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Yargı Bağımsızlığı, Kuvvetler ayrılığı, Ekonomi ve Koronavirüs Salgını ile mücadelenin iyi yönetilememesi oldu.

Ben sadece birkaç konuyu gündeme getireceğim ama aslında yazılacak o kadar çok konu var ki…

İlki Hükümetin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Muğla’nın Bodrum ilçesinde külliye yaptırmasına 100 milyon liralık ödenek ayırması.

Bütçe kaynaklarının nasıl eşitsiz dağıtıldığına çok dikkat çekici bir örnek çünkü.

Diyanet’e para çok, deprem konutuna, hastaneye, okula para yok maalesef.

Bodrum’un en önemli ihtiyaçlarından biri olan Hastane yapımına kaynak ayrılmazken, Diyanet’in yaptırdığı Külliye’ye 100 milyon liralık kaynak bulunabiliyor.

Yapımına 2012 yılında başlanan 150 yataklı Devlet Hastanesi inşaatı 2019 yılından beri durdu.

Hastalarımızı Diyanet’in Külliye’sinde dua ederek mi iyileştirebileceğiz acaba?

O zaman sayın Sağlık Bakanı Şehir Hastaneleri’nin önemini vurgulayıp durmasın özellikle bu salgın sürecinde.

Ben buradan bir öneride bulunuyum :

Şehir Hastanelerinin tamamını Diyanet İşleri Bakanlığı’na devredelim, o binalar Diyanet Külliyesi haline getirilsin.

Ne güzel olur her şehrimizde bir Diyanet Külliyesi.

Acaba ne zaman din işlerini devlet işlerinden gerçekten ayırabileceğiz.

Gündelik yaşamımızı teknolojik verilerle, bilimle yönlendirmek zorundayız ve biz hala bu ayırımı konuşuyoruz sene olmuş 2020!

Tarihe bir dip not kalsın bu yazıdan…

Hazır konuyu Şehir Hastanelerine getirmişken Bütçe görüşmeleri sırasında gözümden kaçmayan bir noktayı da sizlerin bilgisine sunmak istiyorum.

Samsun, Antalya, Aydın ve Trabzon…

Bu şehirlerimizde ihalesi yapılan şehir hastaneleri ile ilgili eleştirileri yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Samsun, Aydın ve Trabzon hastanelerinin inşaat çalışmalarına başlanmakta olduğunu açıkladı.

Eylül ayında Antalya Şehir Hastanesi’nin ihalesi yapıldığı açıklanmışken bu sözlerden ihalenin iptal edildiğini mi anlamamız gerekiyor acaba?

Eğer iptal edildiyse bunun nedenini bilmek hepimizin hakkı, çünkü yapılan tüm bu yatırımlar bizim vergilerimizle gerçekleşiyor.

Nasıl şahlanıyoruz bir bilen anlatsın yahu!

Ekonomimizin şahlandığını, dünyaya kafa tuttuğumuzu falan iddia edenler var ya, bir söyleyin nasıl uçuyoruz ?

Ya da başka bir yorumla nereye uçuyoruz?

Bakın bir süredir asgari ücret görüşmeleri sürüyor.

Asgari ücretli bu ülkenin en az kazanan, maaşı en düşük olan kesimidir.

Asgari ücretle çalışan kişi sayısını bilen var mı?

Varsa bana da söyleyin lütfen, çünkü bu sayı “devlet sırrı” gibi saklanıyor. En son açıklanan resmi veri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2014 yılı verileri. Buna göre Türkiye’deki kayıtlı işçilerin yüzde 41’i asgari ücretle çalışıyordu 2014 yılında. 

O günden bugüne bu konuda hiçbir açıklama yok. Neden gizlenir bu sayı?

Bu bizim gerçekten uçtuğumuzu gösteriyor aslında.

Bilinmesi istenmeyen rakamlar uçuveriyor ve kimsenin sesi çıkmıyor.

Bakalım asgari ücret görüşmelerinden nasıl bir rakam çıkacak?

Bu rakamdan ne kadar uçtuğumuzu da anlayabiliriz sanırım.

Bir dip notla yazımı tamamlayacağım.

Bütçe görüşmelerinde CHP Grup Başkanvekili Engin Altay diyor ki, “Milletin midesine kuru ekmek giriyor”

Bu söze yanıt AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin’den geliyor.

Şahin Tin ne cevap veriyor biliyor musunuz? “O zaman aç değiller” diyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar