Hep Diyorlar Ya "Eski Türkiye" Diye...

Bu köşe yazısı yıllarca bireylerin sosyal medya hesaplarında yaptıkları paylaşımlardan derlenmiştir. Sadece bir kişiye ait değildir!.. Kısacası karma yazılardan derlenmiştir. Sizlerle de paylaşmak istedim.

***

Hep diyorlar ya “Eski Türkiye” diye

“Lütfen sizler de gençlere eski Türkiye'yi anlatın”

“Toplaşın ahali o zaman anlatmaya başlıyorum...”

* Kredi kartımız yoktu. O yüzden bakkala falan borç yazdırırdık. Bakkallar süpermarket olmadığı için haciz falan gelmezdi.

* Sendika vardı. Tamam korkutmasa da adamı öyle kapının önüne beş parasız koymaya patron potkası sıkmazdı!..

* Devlet memuruna it muamelesi yapmaya g*t isterdi. 657 sıkı kanundu.

* Öğretmen saygı görürdü. Ana baba gidip höt zöt edemezdi. Onlar da öğrencilere tecavüz etmezlerdi.

* Öğretmenlerden gizli sigara içmek cesaretti ama, okul önünde uyuşturucu satmak akla hayale bile gelmezdi!..

* Komşunun çocuklarını istediğin gibi öper koklar oynardın. Kimse “Ulan çocuğu taciz mi edecek?” diye seni kollamazdı.

* İnanan, inanmayan herkes çocuklara melek gözüyle bakardı. Mahallenin imamından dayak yemek işin şanındandı ama taciz edilmek akla bile gelmezdi.

* Babana gidip “Cemil Hoca sırtımda sopa kırdı” dedin mi “Vay piç kurusu delirttin mi hacı abiyi” diye bir araba da babandan dayak yerdin ama “Seni taciz etti mi?” diye sormazdı!..

* Baban emekli olmaya yaklaştı mı annenle beraber iki göz oda aramaya başlardın, çünkü ikramiyen ona yeterdi.

* Ne kadarın varsa ev bark alırken “Allah Kerim” deyip eşten dosttan yardım isterdin. Kimse “Yüzde 70 enflasyon var, ben sana dolar veriyim dolar alırım” demezdi.

* Sana kuyruğuna, tüp kuyruğuna girerdin ama o kuyruklarda tanışıp evlenenlerin haberini alırdın.

* Semtlere göre okul farkı yine vardı ama kimsenin anası babası “Benim çocuğum onunla, bununla aynı sınıfta olamaz” diyemezdi... Ayıptı, günahtı, gerçekten Allah’tan da, kuldan da utanırdı insanlar.

* GIRGIR da HEY de bir milyon satardı ve bu mizah dergileri ne kadar siyasetçi varsa, yerin dibine sokup çıkarırdı. Ama hiçbir siyasetçi onlara ilişmezdi. Çünkü bilirlerdi ki bu sefer Fırt ve Çarşaf da fena giydirecek…

* Atatürk'e ayyaş demek ne demek! Evi işgal edilir, kolpası İzmir'i dağıtırdı be!..

* Bir siyasetçi “Ananı da al git”, “Affedersiniz kadın mıdır kız mıdır, Alevi midir?” laflarını ağzına alamazdı.

* Siyasetçilerin hepsinin diploması vardı… Ama mesela Ecevit benim üniversite diplomam var demezdi.

* Hırsızlık olmaz mıydı tabi ki olurdu, ama o adam çıkardı hemen sahadan… İster Başbakan'ın yeğeni, isterse İSKİ müdürü olsun!..

* Ulan aynı ceket aynı pantolonla yıllarca okula gittim de gelecekten korkmadım... Hep gülecek sevinecek bir şeyler oldu ama 19 senedir bu çocuklar için korkuyorum...

* Öyle özel okullar, servisler yoktu. Okula gitmek için kilometrelerce yol yürür, kantin sıralarında kuyruk oluşurdu…

* Öğretmenler sinema önlerinde nöbet tutardı öğrenciler sinemaya gitmesin, sinema saatlerinde evlerinde ders çalışın diye!

* Sokaklar böyle boş ve ruhsuz değildi, herkes sokaklardaydı aksine kimse eve girmezdi, büyükler çay, kek, börek sohbete dalarken, çocuklar sokaklarda tipi tip, gazoz kapağı, misket, yakar top, çelik çomak, uzun eşek, saklambaç oynar, gençler mahalle maçları yapardı.

* O zamanda televizyon vardı ama her evde bulunmazdı, siyah beyazdı her şey ama yaşamımız renkliydi. Böreğimizi, çekirdeğimizi alır, TV olan komşumuza sinemaya gider gibi giderdik. Hele hele San Francisco Sokakları ve Dallas günlerini iple çeker, çizgi film olarak Şeker Kız Kendi, Heidi, Uçan Kaz Nielsen, Tarzan izlerdik.

* Herkesin televizyonu yoktu, filmler diziler kısıtlıydı ama bizim Teksas, Tommiks, Zagor, Mandreke gibi koleksiyonlarını yaptığımız çizgi kahramanlarımız vardı.

* Bilgiye ulaşmak bu kadar kolay değildi, kütüphaneler her yerde yoktu. Ansiklopediler çok pahalı idi ama gazete kuponu toplayarak cilt cilt ansiklopediye ulaşmak bir ayrıcalıktı. Bilim bilimdi, ilim ise ilim.

* Ya komşuluk? Bayramlar da başkaydı, öyle seyahatler, tatil vs yoktu. Ayırım, ötekileştirme, öteleme yoktu. Gayrimüslim komşularımızla bayramlarımızı ve bayramlarını beraber kutlardık.

* Sabah evden çıkar akşama kadar sokakta oyun oynar, komşu evinden su içer, yemek yer yine oyuna koşardık. Çocuklarımızın başına bir şey geldi mi; gelir mi diye düşünmezdik.

* Aynen anlatıldığı gibi gelecek korkumuz yoktu. Kin, nefret nedir bilmezdik. Öteki, beriki bilmezdik. Evet eski TÜRKİYE çooooook güzeldi.

* Acılarımızı paylaşırdık. “Ya bana bir şey olursa” diye bu kadar dertlenmezdik, birimizde cenaze olsa yasını bütün sokak tutardık.

* Elektriği kaçak kullanmak zorunda kalırdık, en yakın elektrik direğine ulaşmak için 500 metre damdan dama kablo çeker ama kimse “Benim damımdan geçemezsin” demezdi

* Sevmek öyle kolay değildi, aşk emek isterdi, yürek isterdi, öyle üç günlük aşklar yoktu, yıllarca içinden sever ama söyleyemeye korkardın, sevdin mi adam gibi severdin.

* Komsu kızları komşu erkek çocuklarına emanetti. Çocuklar oynarken gece 22.00 23.00’lere kadar anne baba bahçelerde komşularla oturur, bizler oynardık ama hiç kimse kimseye kötü gözle bakmazdı.

* Sıkı mı bir başka mahalledeki bir kimsenin çocuğu senin mahallende çapkınlık yapacak?

* Komşu Ayşe abla hadi yavrum bana 2 ekmek alıver dese, sorgulamadan, düşünmeden gidiyordun.

* Cenazelerde ayrılık yoktu, hele Şehit cenazelerinde hiç yoktu. Şehitler hepimizin şehidi idi, Tüm Türkiye yasa bürünürdü...

* Siyasiler TV’ye çıktığı zaman hepimiz oturur izlerdik. Meclis oturumu yıllar önceden kesintisiz verilirdi. Hele hele bütçe açıklamalarını izlerdik. Şimdi bütçe açıklaması bile yok, “Kasada ne kadar var toprağın kaçı satıldı? Örtülüden kim ne kadar kullanıldı?” kimse bilmiyor.

* Bayramlarımız daha da güzeldi. Hiçbir lider Ulusal bayramlarda “Aniden hastalanmazdı!..”

* İnsanlar insandı, adamlar adam, komşular komşu, hüzünler ve sevinçler ortaktı, yaşamda ayrı bir tat vardı...

* Emeklilerin maaşı kendine yeterdi. Torun ziyaret etmekten, sevmekten korkmazlardı, torunlarla dışarı çıkınca “Acaba bir şey isteyecek mi” diye tedirgin olunmazdı...

* Kısacası yaşamaktan da zevk alırdık, mücadele etmekten de.

Eğer ki anılarımız canlandıysa, “O” günleri yeniden yaşadıysak, eski komşu, arkadaş, dostluklar ve hatta o eski aşklar aklımıza geldiyse ve gözlerimiz dolduysa paylaşın gitsin be dostlar.

Hadi bana eyvallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar