Oğulcan Arısoy

Oğulcan Arısoy

Hayvan Hakları Üzerine

Evrim, gelişme doğanın bir lütfudur. Bu lütuf ve şans faktörüyle birlikte insan, insan olmuştur. Aynı şekilde köpek, köpek olmuştur; ağaç, ağaç olmuştur. Hepimiz aynı sistemin aynı döngünün meyveleriyiz. Hepimizin evi tek. Buna rağmen insan kendini diğer canlılara üstün görmüş, üstün görmeye de devam ediyor. Ortaya çıkıp; "En zekisi biziz, o yüzden en üstünü biziz" diyecekler olacaktır. Hayır, insanların birçoğu egosu sebebiyle kendini üstün görüyor. Hepimizin daha fazla gelişmiş özellikleri var ama hiçbirimiz hiçbirimize karşı daha üstün değiliz, olamayız.

Buna rağmen hala sokak hayvanlarını barındığı yerlerden aldırmak isteyenler, bir köşede zararsızca duran hayvanlara tekme atanlar, cinsi fark etmeksizin her türlü hayvana tecavüz edenler, arabasının arkasına bağlayıp yollarda sürükleyenler, evinde beslediği evcil hayvanına şiddet uygulayan ve işkence edenler, ayaklarını ve kuyruklarını kesip bir kenarda ölüme terk edenler, kendilerini sadece üstün gördüğü için mi bunları yapıyor? Tabi ki hayır. Bunlar vicdansız, kendilerine insan diyen ama insanlığın temelleri olan etik değerleri benimseyememiş ilkel bir güruhtan ibaret. Çoğu zaman olduğu gibi bunda da temel sorun insanlar. Ancak herkes “iyi” olsaydı hukuk diye bir kavram olmazdı sanırım ve aslında bunları engellemek ya da yapanlara uygun cezaları vererek toplum düzenini koruması gereken yine devlettir.

Suç temel olarak toplum düzenini bozan bir davranış, ceza ise buna verilen sosyal tepkidir. Bu tepki insanlığın gelişmesiyle birlikte bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yerine getirilirken, bu mahkemeler yasa koyucu olan meclisin (parlamento) düzenlediği kanunları uygulayabilmektedir. Bu sebeple sadece uygulayıcı değil yasa koyucu (yapıcı) da hukuk düzeni içinde büyük önem taşır.

Hayvan hakları konusunda da sorun burada başlıyor. Uzunca bir süre boyunca Ceza Kanunu ve Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında hayvanlar “eşya” olarak sayılmaktan öteye geçmemiş, devletçe sanırım engellenmeye değer bir kötülük olmadığı düşünülmüştür. Buna karşılık toplumun belli bir kesiminin yılmayan mücadelesinin neticesinde bu kanunlarda değişiklik yapılmış ve artık “bir takım” hayvanlara karşı işlenen suçlar için hapis cezası getirilmiştir. Bu yeni düzenlemeler de kanımca çok yetersiz ve sadece toplum vicdanını geçici süreyle rahatlatmaktan öteye geçemeyecektir.

Ceza hukukunun amaçları arasında toplumun suç tehlikesinden korunması da vardır. Yani düzenin bozulmasının engellenmesi yanında toplumun geri kalanının güvenli, huzurlu yaşamasının da devlet eliyle sağlanması gerekir.

Dediğim gibi kendini savunamayan, hiçbir şeye zarar vermeyen hayvanlara zarar veren insanların özünde “kötü” insanlar oldukları su götürmez bir gerçek. Bunlar fırsatını buldukları takdirde herkese ve her şeye zarar verebilme potansiyeline sahip insanlar. Bu yüzden hayvanlara acı çektirmeleri bir yana topluma da zarar verme ihtimalleri çok yüksektir. Ve bu kişiler sadece ceza almaktan ve cezaevine girmekten korkuyorlar.

Evet bu sayede cezalar caydırıcı niteliğini yerine getiriyor olabilir, ancak bu sadece biz insanlara karşı zarar verilmesi açısından böyle. Bunları yapabilen insanların, ses çıkaramayacak ve hakkını savunamayacak bir insana da zarar vermesi an meselesidir aslında.

Bunları, devlet üst düzey görevlileri ile yasama organının yetkililerini ikna etmek amacıyla söylüyorum. Hayvanların bir canlı olması sebebiyle haklarının korunması gerektiği fikrini dile getirmek, sonuçsuz bir şeyi söylemekten öteye geçemiyor çünkü.

Yeni düzenlemeyle birlikte, ev hayvanı veya “evcil” hayvanı öldüren kişiye 4 yıla kadar hapis cezası, hayvanlara cinsel saldırıda bulunan kişiye yani tecavüz eden kişiye 3 yıla kadar hapis cezası ve yine bir “evcil” hayvana veya ev hayvanına eziyet eden kişiye 3 yıla kadar hapis cezası verilmesinin yolu açılmış.

Bu hapis cezaları da kimseyi yanıltmasın, bu hapis cezaları üst sınırlardır. Benim kanaatime göre mahkemelerin çok büyük bir kısmı bu üst sınırları uygulamayacaktır. Yani çok daha az cezalar verilecek, bu cezalar da koşulları varsa ertelenecektir.

Üst sınırdan cezalar verilse bile ülkemizdeki infaz düzenlemeleri (halk arasında denetimli serbestlik olan düzenlemeler) sebebiyle bu insanların cezaevine girmelerini beklemek, cezalarının tam karşılıklarını çekmelerini beklemek umutsuz bir bekleyiş olacaktır. Çünkü 3 yıl hapis cezası alan bir kişi 3 sene boyunca cezaevine girmiyor ama bu başka bir yazının konusu olsun. Şu an sadece bu suçları işleyenlerin cezaevine girme ihtimallerinin çok düşük olduğunu kısaca söylemekle yetineyim.  

Kanunda evcil hayvan ve sahipsiz hayvan ayrımı yapılmış, sahipsiz hayvanların da evcil hayvan olduğu kabul edilmiş aslında. Bu yüzden sokak hayvanları da bu korumadan yararlanabilecek.

Cezaların yetersiz olduğunu ve bunun sebebi olarak yukarıda yazdığım argümanları tekrar etmek lüzumsuz olacak ama bu hayvanlara bunları yapan insanların hakkettikleri cezaların bu denli az olduğunu asla düşünmüyorum. Benzer suçlar insana karşı işlendiği zaman müebbet hapis cezasına varan cezalar verilirken, sadece insanların geliştirdiği hukuk düzeni içinde kendilerine korumaya değer bir hak bahşedilmediği için hayvanlara asgari düzeyde bir koruma verilmesi bana mantıklı gelmiyor.

Geç yapılan bir düzenlemeyle asgari düzeyde kalan cezalar öngörülmesi yeterli caydırıcılık ve yeterli huzur ortamını sağlamayacaktır. Bunlar bir yana, bu suçların soruşturulması, yani gerekli cezaların verilmesi için savcılığa başvurma yetkisi sadece Tarım ve Orman Bakanlığının il ve ilçe müdürlüklerine verilmiş durumda. Yani bu suçun işlendiğini gören bir vatandaş doğrudan savcılığa ihbarda bulunamayacak. Vatandaş sadece ilgili birime bildirimde bulunacak ve bakanlığın birimi uygun görürse savcılığa bu olayın soruşturulması için yazılı talepte bulunacak. Peki bu durumda bu kanunun etkili şekilde uygulanabilirliği mümkün mü? Cevabım çok net, hayır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum