Oğulcan Arısoy

Oğulcan Arısoy

İfade Özgürlüğü Üzerine

Bu dünyadaki hiçbir olay tamamen yanlış ya da tamamen doğru değildir kendi görüşüme göre. Her doğru ufak da olsa bir yanlış ya da her yanlış ufak da olsa bir doğruyu içinde barındırabilir. Olayları nereden değerlendirdiğimize göre her seferinde farklı sonuçlara varmak işin doğasında var.

Kendi adıma bu yazılar vesileyle uçsuz bucaksız olan hukukun ve kanunların nasıl uygulanacağını/ uygulanması gerektiğini paylaşabilmek, spekülasyonları engellemek açısından da bir artı oluyor. Zira herkes konuşuyor ama konuştuğu şeyi tam olarak bilmiyor, bilmek istemiyor. Her kesimden insan sadece kendi bakış açısından bakarak olayları değerlendiriyor.

İnsanlar bazı kavramları gerçekten yanlış anlıyor ve sadece bir yönden bakıyor. Bu kavramlardan biri de son zamanlarda gözüme çarpan ifade özgürlüğü kavramı.

Bu noktada şuna değinmeli, özellikle hukuk ve insana dair bilimlerde her somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi gerekliliğini unutmamak gerekir. Aksi her davranış sanki ortada bir matematik problemi varmış gibi hareket etmeye ve bunun sonucunda da yanlış kanaatlere varmaya yol açar.

İfade özgürlüğü denildiğinde eminim ki bu yazıyı okuyanların çoğu, "evet ifade özgürlüğü sınırsız olmalı, herkes düşündüğünü söyleyebilmeli" diye düşünecek. Bu argümana esas olarak ise yüksek ihtimalle gündemi meşgul eden cumhurbaşkanına hakaret suçları ve bu yüzden ceza alan onlarca suçsuz insanı örnek göstereceklerdir. Tam olarak bundan bahsediyorum, her olay kendi içinde değerlendirilmeli ki daha doğru ve daha insancıl sonuçlara varabilelim.

Bir şeyi savunurken tam olarak önünü ve arkasını düşünmemek daha yaralayıcı sonuçlara yol açabilir. Yazının devamıyla birlikte aynı konunun iki farklı olay için iki farklı yorumu olabileceğini ve iki ayrı sonuca götürebileceğini göstermeye çabalayacağım ve zihinlerde ufak da olsa soru işareti uyandırmaya çabalayacağım. Devam yazılarıyla birlikte de kısaca değindiğim konuları detaylandıracağım.  Ama önce çok kısa da olsa ifade özgürlüğü nedir ve devlet bu özgürlüğü korumak için neler yapmalı biraz bahsetmek faydalı olabilir.

İfade özgürlüğü ile ilgili temel düzenlemeler İnsan Hakları Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir.

İfade, düşüncelerin dış dünyaya yöneltilmesidir. Tam olarak bu noktada, bilgi edinme hakkı düşüncelerin oluşabilmesi açısından elzem olması sebebiyle ifade özgürlüğünün bir öncülüdür. Zira kimse bir bilgiye sahip olmadan düşünce ve kanaat üretemez. İşte sadece üretilen bu kanaatin dış dünyaya aktarılması toplumda ifade özgürlüğü olarak adlandırılır.

İfadenin ve düşüncenin üreticisinin insan olmasıyla birlikte hayatın her alanını kapsar niteliktedir. Din, siyaset, ahlak gibi konular ise en tartışmalılarıdır. Bunun yanında devletin ve hükümet mensuplarının ifade özgürlüğünü koruması gerektiği ve eleştirilere katlanması gerektiği düşünülür.  

Peki burada siyasilerin, hükümet üyelerinin görevi nedir? Yani ifade özgürlüğü nasıl koruma altına alınabilir? Cevabı aslında iki yönlü; ilk olarak bilgi kaynaklarının güvenceye alınması gerekir. Bunun yanında ise kanaatini açıklayan kişinin aksi görüşe sahip insanların baskısından korunması gerekir. Devletin temel sorumluluğu budur. Ama bizim ülkemizde bu durum tam olarak böyle değil sanırım.

Devletin yönetimini yapan gruplar sadece kendi seslerini duyurmaktan yana, bu durum ise doğal olarak ifade özgürlüğünün unsuru olan bilgi edinme hakkını zedeliyor. İfade etmek bir yana, bir olayla ilgili dahi objektif bilgi almak neredeyse imkânsız hale geliyor. Başka bir deyişle ifade etmeyi bir kenara koyduğumuzda bile sorun çok büyük. Sadece geleneksel medya değil Twitter, Ekşi Sözlük gibi mikro blog platformları dahi her geçen gün denetleniyor. Bu denetim sonucunda özellikle siyasi anlamda yapılan paylaşımlar hakkında erişim engeli kararı veriliyor ya da paylaşımı yapanlar hakkında “hakaret” suçunu işledikleri savıyla cezalar veriliyor. Bu tip kanaat açıklamalarına karşı verilen cezaların çoğunun kanaatimce haksız olduğunu söylemeye dahi gerek yok.

Siyasi boyutu olan bu konu, ifade özgürlüğünün konuşulmasına neden olan asıl konudur. Çoğu insan sadece siyasi kanaatlerin özgürce açıklanması gerektiğini savunarak ifade özgürlüğünün sınırsız olması gerektiğini popülist bir şekilde savunmaktadır. Ancak ifade özgürlüğü sadece siyasileri ilgilendirmiyor. Yani kısaca bu konunun başka bir boyutu yok mu sizce? Bence var ve hatta her geçen gün daha çok konuşulması gerekirken kimse en ufak bir tepki dahi göstermiyor.

Sosyal ağların yaygınlaşmasıyla yorum ya da özel mesaj yoluyla her gün binlerce insana hakaret ediliyor, zorbalık yapılıyor. Bunları yapanlar da bunun “hak” olduğunu düşünüyor. Üzücü ama gerçekten hepimize ilkokulda söylenen sözü burada tekrar etmek gerekiyor; “Birinin özgürlük alanına girdiğinizde kendi özgürlük alanınız son bulur”.

İfade özgürlüğü kavramına bir girizgâh yaparken, sadece şunu anlatmaya çalışmaktı amacım; her kavram birden çok konuyu ilgilendirebilir ve bir kavramı çok yönlü olarak düşünmek hepimiz için aslında bir zorunluluk. İfade özgürlüğünün kapsamı çok geniş; ifade özgürlüğünün kapsamı özellikle kamuya mal olmuş (siyasi vb. kişiler) insanlara karşı eleştiri sınırları, “sıradan” bir insana karşı ifade özgürlüğü kapsamıyla siyasilere karşı eleştiri sınırları aynı mı, kişi saygınlığı ve onuru gibi kavramların detaylıca yazılması gerekir. Bu konular devam yazılarına kalsın, bu yazı sadece bir giriş olmuş olsun ve devamı gelmeden de üzerine düşünmüş olalım.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.