Rosenberg'ler ve Deniz'ler...

Julius ve Ethel Rosenberg, 69 yıl önce nükleer sırları New York'taki Sovyet viskonsuna teslim etmek suçu ile tutuklanırlar.

İki yıl boyunca süren davada suçlamayı reddeden karı koca Rosenberg'ler, Mc Carthy'cilik azgın döneminde kurban seçilmişlerdir.

Dünya kamuoyunda büyük bir tepki gelişir.

Amerikan hükümeti suçlu olduklarını kabul ederlerse hayatlarını bağışlayacaklarını gündeme getirir.

İki yıl süren davanın sonunda çirkin bir pazarlığa başlayan hükümet gaz odasının yanına bir telefon koyar ve Rosenberg'lere "Telefonu açıp suçlu olduğunuzu itiraf edin ve evde bekleyen çocuklarınıza kavuşun " der.

Yanıt; olumsuzdur.

Sonra Ethel'den eşini suçlamasını, karşılığında serbest kalma teklifini yapılır.

Ethel Rosenberg, avukatları Manny Bloch'a 9 Şubat 1953'te yazdığı mektupta tarihi kararını açıklar:

"Ey yoldan çıkmış para yiyiciler, ey satılmışlar, ey bu güzel dünyamızı kirleten iğrenç, kötü insanlar, işte size yanıt: Sizin lanetlenmiş lütfunuza başım eğik yaşamaktansa kocamla birlikte ölmeyi yeğlerim."

***

O günlerde Sing Sing cezaevinin dışında neredeyse her gün on binler “Julius ve Ethel’e özgürlük’ diye haykırıyordu.

Bu slogan, Rosenberg çiftinin üçüncü kattaki hücresine kadar ulaşıyordu.

Avrupa başkentlerinde protesto gösterileri birbirini izliyordu.

Radyolar sürekli yayındaydı.

Beyaz Saray'a mektuplar yağıyordu.

Papa Pius bile af talebini iletmişti Başkan Truman'a.

***

İnfaz günü 18 Haziran 1953 olarak belirlenir.

18 Haziran, çiftin on dördüncü evlilik yıldönümüdür. İdamlarını bir gün sonraya, 19 Haziran'a erteletmeyi başarırlar.

Rosenberg'ler doğru olduğunu savundukları düşüncelerini, kendilerine inanan, insanları ve onurlarını satmayı kabul etmeyip, telefon ahizesine ellerini sürmeden gaz odasına yürürler.

**

Melih Cevdet Anday da "Çağımıza yakışan, vakur, sade" bu davranış için "Anı" şiirini yazar.

**

1972 yılının

6 Mayıs'ında

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan sabaha karşı Mamak Cezaevi'nden arkadaşlarının söyledikleri marşlar ile bir mitinge gider gibi idam sehpasına giderler.

Anday'ın Rosenberg'lerin davranışlarını tarihe kalıcı bırakmak icin yazdığı şiiri ise yıllarca Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamları için "Anı" olur;

"Bir çift güvercin havalansa

Yanık yanık koksa karanfil

Değil bu anılacak şey değil

Apansız geliyor aklıma.

Neredeyse gün doğacaktı

Herkes gibi kalkacaktınız

Belki daha uykunuz vardı

Geceniz geliyor aklıma.

Sevdiğim çiçek adları gibi

Sevdiğim sokak adları gibi

Bütün sevdiklerimin adları gibi

Adınız geliyor aklıma.

Rahat döşeklerin utanması bundan

Öpüşürken o dalgınlık bundan

Tel örgünün deliğinden buluşan

Parmaklarınız geliyor aklıma.

Nice arkadaşlar gördüm

Kahramanlıklar okudum tarihte

Çağımıza yakışan vakur sade

Davranışınız geliyor aklıma.

Bir çift güvercin havalansın

Yanık yanık koksa karanfil

Değil unutulacak şey değil

Çaresiz geliyor aklıma."

**

Rosenberg'ler hâlâ yaşıyor.

İdam sehpalarına gözünü kırpmadan yürüyen

Deniz'ler yaşıyor.

Gaz odalarının, idam sehpalarının yok edemediği bu insanların düşünceleri, Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanında yükseklere tırmandırılan bayraklarda yaşıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar