Prof. Dr. Ahmet İnam

Prof. Dr. Ahmet İnam

Diotima Anam Öyle Diyor...

Otuz yıldır çocuklarla okuruz Platon’un Şölen’ini. Aşkı anlatır. Felsefenin aşk olduğunu. Gebe bir metindir. Siz okur olarak ebe olabilirseniz, her okuyuşunuzda yeni anlamlar doğurur size. Hala öğreniyorum ondan. Eski Yunancanın yüzyıllar öncesinden gelen sesini duymaya çalışarak, eldeki Türkçe, İngilizce metinlerdeki kimi çaresizlikleri, yanlışları, heyecansız karşılıkları gördükçe yüreğim yanıyor.

Şölen’i anlatmayacağım. Okumamış okur merak duyarsa bakabilir metinlere. Şölen’de dile getirilen aşk anlayışını belli yorumla vurgulamak istiyorum. Sığlaştırılıp dar kalıplara sokulan, ucuzlaştırılıp anlamsızlaştırılan güçlü bir muhalefet olma olanağına sahip aşktan söz edeceğim.

Bir duygu değil aşk. Hormonlarla yaşanan gelip geçici bir delilik hali de değil. Aşk yüksek bir değer yaşantısı. Bir insan gibi insan olma olanağı. Kendimizi de dünyayı da değiştirme gücü.

Diotima anlatıyor aşkı Sokrates’e. Bilge bir kadın. Anlatıyor aşkı ve zaman zaman çekiyor kulağını Sokrates’in. Diotima öncesi Sokrates bir aşk cahilidir. Aşk, insana yetkin olanın, iyinin ardına düşmenin yolunu gösterir. Aşkta yoksunluklar, çaresizlikler, yarı bilgisizliklerle, zenginleştirici, geliştirici, şifa verici deneyimler iç içedir. Aşk, bir anlamıyla, arada olabilenin yaşayabildiği, doğruyu, ölümsüzlüğü, hakikati arama yolculuğudur. Arada olabilen, bilgisizlikle bilgelik, ölümlü oluşla ölümsüzlük arasında olabilendir, felsefe yapabilendir, bir anlamıyla. Felsefe, bilgelik (sofia) sevgisidir. Hikmet aşkıdır. Bilgelik güzeldir, aşk da güzel olanın ardına düşmüştür. Aşk hakikatin ortaya çıkmasına yardımcı olmanın yollarından biridir. Aşk (Eros), bu anlamıyla filozoftur. (Buradan çıkarak ben felsefenin filia-sofia değil ero- sofia olması gerektiğini savunmaktayım. Türkçe okunuşu ile felsefe değil de erosefe demek gerekir diye düşünmekteyim.)

Diotima aşkı “ten ve canın katkısıyla güzellik içinde doğurma” (206B) olarak dile getiriyor. (Benim çevirim!) güzellik, en yüksek bir değerdir. Hem etik, hem estetik değerleri toplar içinde.  Erişilmeye çalışılan güzelliğin, iyiliğin, hakikatin olmadığı bir yaşantı, aşk olamaz. Bu yüksek değeri yaşamış olmaklığın katkısıyla çıkılır aşk yolculuğuna. Orada güzel tenlere, güzel canlara (ruhlara) varılır. Tenle, canla yoğrulmuş, düşüncenin, duyguların, umutların, sevinçlerin, acıların paylaşılıp yaşandığı, güzele, iyiye, doğruya, barışa, dostluğa, dürüstlüğe doğru birlikte yürümektir aşk. Diotima anam söylemiştir, yüzyıllar öncesinin bilge kadını. “Doğurun” demiştir, teni ve canı aşkla yoğrulmuşlara, doğurun, pırıl pırıl düşünceler doğurun, farkına şimdiye dek varamadığınız insan olmanın ufuklarını aşan güzellikler, değerler doğurun. Ölüme karşı doğurun, çirkin siyasete, kendisinden olmayanı zindana atan, inancını düşman yaratan zulüm tavrıyla yaşayan kabalıklara karşı doğurun. Kuşağımın güzel aşıkları Deniz, Yusuf, Hüseyin gibi dünyanın daha hakça yaşanan bir dünya olması için seve seve ölüme giden insanları için doğurun. Yalana, ikiyüzlülüğe, çarpıtılan gerçeklere karşı bu ülkenin binlerce yıllık değerleriyle yaşayarak mücadele edecek insanları için, düşünün, eyleyin, oluşturun, yaratın.

Yazın bu can tazeleyen günlerinde bahçemde meyve dolu erik ağacından bana el sallayan Diotima anamın sesini duyuyorum. “Ey aşkın çırağı yoksul çocuk, topraklarındaki zengin kültürü yaşatacak Cumhuriyete sahip çık. Aşkınla yaşayacağın derin hikmetinle ölünceye dek doğur.”

Önceki ve Sonraki Yazılar