Prof. Dr. Ahmet İnam

Prof. Dr. Ahmet İnam

Felsefe Nazlıdır

Felsefe günümüz kent insanı için bir ilaç olabilir mi?

Öyle bir potansiyeli var. Ama tepeden inme felsefe olmuyor. Felsefe aspirin gibi bir şey değil. Sizi talep eder. Siz ona yönelirseniz, belki o da size yönelebilir. Böyle insanların yaşadığı bir kentte felsefenin elbette bir katkısı olabilir. Felsefe sihirli bir şey değil. Nazlıdır, siz ona giderseniz, o size gelir. Akademik çalışmaların dışında, dediğiniz anlamda onu kente indirecek yürekte ve beyinde insanlara ihtiyaç var. Akademik çalışmalarla günlük yaşam arasında köprü kuracak insanlara. Öyle olursa, o zaman felsefenin bir şifasından söz edilebilir.

Gündelik hayatta felsefe yapılabilir mi? Bu konuda bir rehbere ihtiyaç var mıdır?

Elbette rehberle olabilecek bir şey. Çünkü birtakım felsefe kitapları okumakla felsefe yapılamaz. Felsefe yapmak, 2 bin 500 yıllık tarih içindeki düşüncelere, etkinliklere katkıda bulunabilmek demektir. Bu çok kolay bir iş değil. Felsefeyi öğretebilirsiniz, anlatabilirsiniz, konuşabilirsiniz ama sizin gerçekleştirebilmeniz, ortaya ürün koyabilmeniz... Bu çok zor bir iş. Onun için bir rehbere ihtiyaç var. Yüz yüze ilişkilerle birlikte yaşayarak, belli bir hayat tarzı içinde bulunan insanların başarabileceği bir şey. Yani asabi bir akademisyen gibi yaşayarak felsefe okyanusuna bir damla düşürebilmek pek mümkün değil. Bir iklim yaratmak lazım. Bir hava, bir ortam.

AKADEMİK DUVARLAR...

Eski Yunan'da olduğu gibi diyorsunuz...

Evet, eski Yunan'daki Atina kentinin agorasında Sokrat'ın dolaşarak insanlarla konuşması, tartışması, değişik felsefe okullarının kurulması gibi. Felsefenin çıktığı kaynağa bakarsak, o yaşam biçimi içinde zaten felsefe hayatla iç içeydi. Öyle bir hayat tarzı vardı ki, felsefe oradan çıkmıştı. Felsefeyi akademik duvarların içerisine veya birtakım kitaplara, bilgilere indirgemeye çalışırsanız, hayata dair pek bir şeyin çıkacağını sanmıyorum. Papağan yetiştirirsiniz ancak. Basmakalıp, yüzlerce yıl söylenmiş şeyleri kendi dilinizde söylemiş olursunuz. Onun da çok kötü bir şey olduğunu sanmıyorum ama felsefeyi yaşamak dediğimiz şey başka.

İHTİYAÇ DUYMUYORSA...

Batı'da yaygın olan felsefi danışmanlık hakkında neler düşünüyorsunuz?

Felsefe ihtiyacı olan insanlara yapılan bir danışmanlık. Dolayısıyla bu ihtiyacı yarattığınızda, gerçekten bu insanlar danışman talebinde bulunacaklardır. Hayattaki problemlerinin çözümünde acaba felsefi düşünme tarzı, felsefi tavır, felsefece bir bakış nasıl bir ufuk açabilir? Böyle insanların talepleri doğrultusunda felsefe danışmanları da olacak.

Ama bir insan felsefeye ihtiyaç duymuyorsa, ona danışmanlık yapmak anlamlı değil bence. Ona bir çeşit terapistlik yapmak ya da psikolojik olarak yardımcı olmak anlamına gelir bu. Felsefede yeni ufuklar açmak, yeni anlam verme biçimlerini gösterme anlamına gelmez.

‘BİRBİRİNİZİ BULUN’

Felsefeye adım atmak isteyenlere, ilgi duyanlara neler önerirsiniz? Nereden başlasınlar?

Özellikle birlikte topluluklar kurmaları, birlikte tartışmaları, yüz yüze bir etkileşim içinde olmaları gerekiyor. Birlikte geziler yapmak, yemek yemek, tatile çıkmak, şarkı söylemek... Yani birlikte kotarılacak bir şeydir felsefe. Kimse odasında birtakım kitaplar okuyarak felsefenin içerisine giremez. Onun için birbirinizi bulun. “Felsefedeşlerinizi”, yani felsefedeki yolculuk arkadaşlarınızı bulun diyebilirim.

“Felsefeyi öğretebilirsiniz, tezler yaptırabilirsiniz, ama bu sizin hayatınızın felsefe olduğu anlamına gelmez. Siz bir memur olarak çalışıyorsunuzdur. İşinizi yapıyorsunuzdur, ama felsefe bir iş değil. Felsefe bir aşk.”

Önceki ve Sonraki Yazılar