Prof. Dr. Ahmet İnam

Prof. Dr. Ahmet İnam

Gücünüzü Bu Ülkeyi Gererek Gösterecek Kadar Güçsüz Müsünüz?

Siyaset yapma ustalık ister. Yalnız ustalık mı? Ustalıktan önce edep ister. Edepsiz, usta olsa ne olur? Halkımız gerçekten edepsiz siyasetçi mi istiyor? Saldıran, her gün başka bir polemikle ortamı gererek seçmeninden oy almak isteyen siyasetçi mi istiyor? Gerenlerin büyük çoğunluğu iktidardan. Gererek değiştirecekler, öyle mi? Uslu, yumuşak bir tutumla karşı tarafı dinleyerek de değiştirebileceklerini neden düşünmüyorlar? Neyse kafalarındaki değişiklik: Paylaşsalar, aceleye getirmeseler değişiklikleri gerçekleşmeyecek midir? Sürekli yeni haberler yayarak, kurumları karşı karşıya getirmelerle, kendi güçlerini pekiştirme görüntüsü içinde “vatanın hayrına”  “müesses nizamı” yıkma gayretleriyle birlikte gelen değişimlerin kendileri gibi düşünmeyenlerin üzerinde yapacakları olumsuz etkileri hesap edemiyorlar ya da hesap etmek istemiyorlar.

Yapmak istedikleri değişikliklere “hayır diyemeyecek durumda” olanları bile rahatsız edecek üslupları var. Baştan beri bu üslup hatası onları ağır biçimde yaralayabilmektedir. Kendilerini biricik değiştirici, muhalefeti ise tutucu göstermeleri yanlış. Sayın Cumhurbaşkanımız çok kolay dolduruşa geliyor gibi görünüyor. Hatalarını bile karşı tarafa saldırarak kabul ediyor. Danışmanlarının ordusuna bu ülkenin hikmetindeki derin kökleri hatırlatmak gerekir. Polemik açarak, gündem belirleme hangi okulda onlara öğretilmişse, bu ülkenin insanın sabrına, tahammülüne, terbiyesine pek uygun değil. Evet, kabadayı insanları sever halkımız. Bunun ölçüsünü iyi belirlemek gerek. Susar. Sonra sessizce dersini verir.

Muhalefetin de bu gerilmede elbette payı var. İktidar, gücü elinde olan demektir. Güç sizde iken, sinirleniyor ve İnönü’ye uzanan suçlamalarla ölçüyü kaçırıyorsanız iktidarınızdan kuşku duyuyorsunuz demektir. Bir örnek vereyim: Bir sınıfta öğretmen sınıftaki öğrencileri sürekli azarlıyor, onları aşağılıyor ise, onun sınıf üzerindeki iktidarı, otoritesi zayıflamış demektir. İktidar kendinden eminse sakindir. Sükûnet sizi daha sağlıklı iletişimlere götürür. Sanatçıları, aydınları toplayıp onlara yapay bir ortamda kendinizi anlatmanıza gerek kalmaz. Kendinize güveniniz varsa, sessiz, kendinizden emin bir biçimde yapacağınız değişiklikleri yapmayı denersiniz. Gürültüye neden gerek vardır?

Üslubunuz neden böyle olumsuz görünüyor? Ben size ve muhalefete muhalif olduğum için mi böyle görüyorum sizi? Sayın Cumhurbaşkanım, benim gibi düşünen çok sayıda insan var bu ülkede. Siyasetin seviyesiz, gereksiz yere gergin, içtenliğin, sevginin hatta yurt sevgisinin bile zaman zaman geri plana çekildiği bir ortamda sürdüğünü söylüyorlar. Sanırım bu insanların sesleri danışmanlar ordunuzun duvarlarına çarpıp size ulaşmıyor.

Kavga çıkarmadan, tartışma konuları açmadan, hatta bir süre hiç konuşmadan, yapmak istediklerinizi yapmayı deneseniz nasıl olur? Örneğin, biraz ironi yumuşaklığı ile diyaloğa girmeyi deneseniz sizin gibi düşünmeyenlerle. İktidarınızın geleceği sizin gibi düşünmeyen insanlarla gireceğiniz iletişimin başarısında. Gerçekten değişimci, gerçekten yıllardır süren yanlışları düzeltenlerden olmak istiyorsanız bu kendinizi takdim ve iletişim sorununuzu çözmenizi öneririm. Size oy veren seçmenlerinizin dışındaki insanlar da bu ülkede kaldırılması gerekli sorun yaratıcı engellerin kalkmasını istemektedirler. Onlarla üslup değişimi ve öfke kontrolü ile gireceğiniz diyalog bu ülkenin yararına olur. İktidarı bir gün kaybetseniz bile halk sizi hep hayırla anacaktır.

Bu ülkenin daha fazla gerilmesini engellemek büyük ölçüde sizin üslubunuza bağlıdır. Bilirsiniz “üslûb-u beyân ayniyle insan” denmiştir. Yoksa bu ülke gerile gerile geriye düşebilecektir.

“Kardeşim önce muhalefet değiştirsin üslubunu, bizim üslubumuzda ne var?” diyebilirsiniz. Eğer böyle derseniz bu üslubunuzu değiştirmediğiniz anlamına gelir. Siz bilirsiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar