Prof. Dr. Ahmet İnam

Prof. Dr. Ahmet İnam

Ortadoğulu Olmak

Ortadoğulu olmak ne demek? Ortadoğu nedir? Bir süre tükenecek olan petrol kaynağı mı? Batı için sürekli tehdit oluşturan terörist bir İslam bölgesi mi? Yahudilerin ata yurtlarını yeniden kurmak için mücadelelerinde kendilerini sürekli tehdit altında hissettikleri bir coğrafya mı? Arapların emperyalist baskıdan kurtulup asr-ı saadeti yaşayacakları, İran’ın binlerce yıllık kültürel zenginliği içinde kendi İslâmî yaşayışını gerçekleştirirken, teknolojinin son olanaklarını kullanarak gücünü göstereceği bir yaşam alanı mı? Bu coğrafyadaki halkların gizli açık özlemleriyle birbirini yiyip duracakları, sürekli siyasal çalkantıların olacağı bitimsiz yaşam depremleriyle sarsılmaya mahkûm bir bölge mi? Emperyalist güçlerin cirit attığı, hiçbir zaman istikrarın sağlanamayacağı, orada yaşayan toplumların sömürgeler haline getirileceği gelişmemiş ülkeler topluluğu mu?

Soruları çoğaltabiliriz. Anadolu bu onulmaz bölgenin, bu çalkantı pınarının neresindedir acaba? Anadolu gemisi nereye gitmektedir? Doğuya mı? Batıya mı? Anadolu’mun nasıl bir Ortadoğu imgesi vardır? Bir Osmanlı özlemi mi var biz Anadolu insanlarının bilinç dışında? Müslüman kardeşlerimizi kanatlarımızın altına alıp, Batıya doğru yolculuk mu yapmak istiyoruz? Yoksa tümüyle unutmak mı istiyoruz Ortadoğu’yu? “Bizim gemimizin limanı Avrupa, sağlıkla kal sen ey yıpranmış, gürültü kaynağı Ortadoğu; geri kalmışlıkların, fanatik görüşlerin, insan onuruna yakışmayan yaşam biçimlerin kaynağı, elveda!” deyip geçip gitmek mi Batıya, kapımızı buralara kapayıp?

Pekiyi, Anadolu’nun böyle bir gücü var mıdır?  Ortadoğu’da kendi başına karar verme gücüne sahip bir ülke var mıdır, İsrail dâhil? Ortadoğu nedir? Belki de şöyle sormalı: Ortadoğu kimdir? Benzetmeli bir dille söylersek: kimdir bu tuhaf insan Ortadoğu?

Dünyanın en eski delikanlısıdır. Ondan eskileri olabilir ama o eski olanlar delikanlı değildir. Kanı delidir. Duygusaldır. Kâh kendini dünyanın en güçlüsü sanır kâh en güçsüzü. Bedeninin ve ruhunun parçaları arasında sürekli kavga vardır. Bağrı yanıktır bu delikanlının, ciğerhûndur. “Cehan bî vefâ est” (Dünya vefasızdır) deyip, dünyaya egemen olma düşleri kurar. Sevilmek ister, korunmak. Şefkate hasreti vardır. Kendini güvensiz hisseder hep, güvencesiz. Uykuları kâbusludur. Sevinci ise silahlı.

Dünyanın en eskisidir ya eskiliğinin derinliğinden çoğunlukla habersizdir. Konuştuğu diller, yüzyıllar boyu işlenmiş, insanın bin bir hâliyle dokunmuştur. Bu zengin dillerle zengin sanat ve düşünce ürünleri ortaya koymakta yeterince başarılı değildir. Siyasal, ekonomik bağımsızlığını çoğunlukla kazanamadığı için, kendi dilinin canlılığı ve derinliğiyle gelecek hayatın sesini duyamaz. Duyduğu, dışta ve içte belli buyurganların dayattığı görüşlerin televizyonlarda ve radyolardan gelen sesidir. Ciğeri kebap olarak söylediği, bu dünyanın zulmüne karşı bir çığlık olan türkülerinden yükselen sesi duyamaz pek. Dünyanın en zengin, en derin, en yoğun hikmet hazinesi üzerinde oturduğunun farkında değildir.  Dilinde pelesenk olmuş, hikmetli gibi görünen sözlerin anlamını pek bilmez. Batıya kızar, kızgınlığının ardında olgulara dayalı, tartışılarak işlenmiş eleştirilerle yürüyen kuramları yoktur. Batı okullarında okuyanı, çoğu kez öğrendiklerini ezberler; ya kendine acır ya Batıya duyduğu hınçla kendini ondan çok ileride görür: Bir gün bu kokuşmuş Batı çökecek, kendi kültürü dünyaya egemen olacaktır.

Etki gücünü keşfedemediği için tepkilerle yaşar. Çabuk inanır, çabuk yıkılır. Kendine göre “kurnazlıklarla” dünyanın başına açtığı sorunlarla baş etmeye çabalar. Kendini tanımak için ya çağdaş bilimin bulgularıyla yoğuramadığı atalarının kitaplarına başvurur ya da Batılı düşünürlerin gözlüğünü takar.

Anadolu’mun bu delikanlıda yeri başkadır. O, üç kıta arasında durur: Asya, Avrupa ve Afrika. Anadolu sanki coğrafî olarak da kendi farklılığını, bağımsızlığını haritada tuttuğu yerle duyurmaktadır: “Ben bir kültür damarıyım. Yaşam olanca devingenliği ve derin tarihiyle benden akar” der gibidir.

Ortadoğu denen, aklını pek çabuk yitirmeye yatkın delikanlı, Anadolu’sunu henüz anlayacak durumda değildir. Delikanlıyı çekiştirip duran güçlerin de, Anadolu kendini yeterince anlatamadığı için, onu kafalarındaki kalıplara koyarak yargılamaları sürüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar