Prof. Dr. Şadan Gökovalı

Prof. Dr. Şadan Gökovalı

Miletli Thales

Aristotales, Thales için söylüyor:

“O tes teuates arkhegos lo sophias”

(Bütün eski bilginlerin atası)

“kabahat senin,

-demeye dilim varmıyor ama-

kabahatin çoğu senin, canım kardeşim.”

(Nazım Hikmet)

Yalnızca senin değil kardeşim; kabahat önce aydınlarımızın, sonra hepimizin.

Bize:

- Topraklarımızda biten uygarlıklar, onları yeşerten sizin değil demişler; biz de buna inanmış, bu değerlere sırt çevirmişiz. Açıyorsun güvenilir (!) bilgi kaynaklarını:

“Homeros Yunanlı Şair, Thales Yunanlı Bilgin; Herakleitos, Herodotos, Aisopos, Strabon... Yunanlı vb”

Sormak aklımıza gelmiyor:

- Madem öyle, bunlar niçin Ege'nin öte yakasında ün görmemiş? 

Balıkçı (Halikarnas) Baba'nın buyurduğu gibi:

“Anadolu düşünürleriyle Grek bilgiseverleri arasında mesafe değil, kategori farkı vardır.”

***

Bize Sümer'in, Hitit'in bu toprakların öz malı olduğunu Atatürk gösterdi. 

İyonya, Karya, Lidya, Likya vb öncülerinin bizim olduğunu Atatürk'ten sonra Halikarnas Balıkçısı söyledi; Azra Erhat, Sabahattin Eyuboğlu bu ışıklı yoldan yürüdü.

Ben yazarınız Şadan Gökovalı bile, 1968 yılında, henüz üç yıllık Türkiye rehberi iken yayınladığım “7 Bilge, 7 Harika, 7 Kilise, 7 Uyuyanlar” kitabımda ustaların izini sürdüm.

***

Vakit, Milet (Miletos) sularıydı; M.Ö. Yedinci Yüzyıl ortaları. İyonya'nın bu aydınlık başkentine Karya'dan Eksamyes adlı bir karaşın delikanlı ile Finike'den sarışın dilber Kleobuline geldi.

Bir gün bu ikisi, kentin agorasında göz göze geldi; o an, ırmak denize kavuşmuş gibi oldu. Tahmin ettiğiniz gibi, öykümüz iki gencin evlenmesiyle sonuçlandı, bir yıl sonra bir oğulları oldu, adını “Thales” koydular.

Tarih, milattan önce 624 yılı olmalıydı.

Thales, her çocuk gibi düşe kalka büyüyor ama çok fazla soru soruyordu.

Kafasını en çok da, evren konusu yoruyordu.

Bu düzen nasıl kurulmuştu, değişiyor muydu, evrenin temel maddesi neydi?

Kendi sorusuna kendisi cevap veriyordu:

- Evrenin temel maddesi sudur; zira su kaynayınca buhar, donunca buz oluyordu.

Gerçi hemen kendisinden sonra gelen İyonya doğabilimcileri, onun bu görüşünü değiştirmiş, kimileri “ateş” derken, kimisi “arkhe” (töz-yaratıcı madde) vb diyordu ama bu onun öncülük sıfatına gölge düşürmezdi.

***

Thales, gökyüzüne sürekli bakıyor; Güneş ve Ay'ın tanrı ve tanrıça değil, madde veya enerji kitlesi olduklarını düşünebiliyordu.

Daha da ileri giderek, güneşin aydınlığını ayın üzerine döktüğünü ileri sürebiliyordu.

Çağının çok ilerisinde olan bu görüşleri dolayısıyla alaya alındığı oluyordu.

Koskoca Ziya Paşa bile şu beyiti düzebilmişti:

“Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim,

Gaflet ile görmez kuyuyu, reh-güzerinde.”

(Gökte yıldız arayan nice acemi gelecek bilici

Bilinçsizce yolu üzerindeki kuyuyu görmez.)

***

İyi ama Thales gökyüzünü incelemeseydi insanlık hala güneş ile aya tapmayı sürdürüyor olacaktı.

Takvim bu tarihten başlamalıydı.

Milletin ağzı büzülecek değildi ki!

Bir yandan, “Dünyada bir kilogram akıl varsa, yarısı Thales'tedir” diyorlar, beri yanda:

-Bu denli akıllı olsa, çok para kazanırdı, diye eklemeyi ihmal etmiyorlardı.

images.jpeg

***

Bir yıl Thales, astronomik gözlemlerine dayanarak, ertesi yıl Batı Anadolu'da zeytin ürününün fazla olacağını kestirdi.

Milet ve çevresindeki tüm zeytin sıkım evlerini kiraladı.

Hasat mevsimi geldiğinde, herkesin zeytinini yüksek tarifeden sıkarak, bir bilgenin aklını para yapıcılığına verirse, başarabileceğini kanıtladı.

Beynini daha başka bilgilerle donatmak için, o günün koşulları içinde Mısır'a gitti.

O sıralar, “Piramitler gibi ölçülmez” yargısı yaygındı.

Bizim bilge, Keops piramidinin yanında dikeldi; kendi gölgesi boyu kadar olunca, piramidin gölgesini ölçerek, yüksekliği saptamış oldu.

Dahası, kurucusu olduğu geometri bilgisiyle, denizdeki gemilerin arasındaki mesafeyi ölçebiliyordu.

***

Aynı Thales, M.Ö. 6. YY.'da, Halys'in (Kızılırmak) yatağını değiştirerek, Lidya Kralı Kroisos (Krezüs) ile ordusunun ırmağın doğusuna geçmesine sağladı.

Yine Thales, aynı Lidya kralına; bir insan yaşamını tamamlamadan mutlu olup olmadığının söylenemeyeceğini bildirdi.

Thales, dünyanın, bir tepsideki su üstünde yüzdüğünü, depremin bu suyun çalkalanmasıyla oluştuğunu söyledi. Demek ki; deprem “Yeri Sarsan” Poseidon'un (Neptün) marifeti değildi!

***

Antik dünyanın en akıllı kişileri sayılan “Yedi Bilge” listelerinin hepsinin başında bizim Thales gelir.

O ki; çağına göre akıl almaz buluşlarıyla astronomi, geometri, matematik; kısacası bilimin kurucusu sayılır.

***

Tüm insanlığın en önemli buluşu da Thales'e nasip olmuştur. Anadolu topraklarının büyük evladı, M.Ö. 585 yılının 28 Mayıs günü vuku bulan güneş tutulmasını önceden hesap edip, çağdaşlarına bildirmiştir. Bu, bir doğa olayının ilk kez önceden tahmin edilmesi demekti.

Halikarnas Balıkçısı gibi düşünürlere göre tarih (takvim) bu tarihten itibaren başlamış sayılmalıdır. Bir kaynağa göre 78, bir kaynağa göre 90 yaşında hayata gözlerini yuman Miletli Thales, sürekli incelediği gökyüzünde bir yıldız oldu.

Ama bilime katkıları, dünya durdukça anılacak.

Hiç olmazsa şu sözü yaşayacak:

- Gnothi seuton (Kendini tanı).

Öyleyse göğsümüzü gere gere haykıralım:

- Bizim Thales!..

Önceki ve Sonraki Yazılar