Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Çevre Faktörü

Bu sözden kastım, her seviyedeki eğitim kurumlarında okuyan çocukların ve gençlerin, eğitim süresince, etkilendikleri alanlardır. Aile, akrabalar, komşular, okulun fiziki görünümü, öğretmenler ve sınıf arkadaşları, çevreyi oluşturan unsurlardır. Bu unsurların kalitesi, öğrencinin geleceğinde önemli rol oynarlar.

Eğitim kurumlarımızda, üniversitelerimizde neden dünya çapında bilim insanı yetişmiyor diye şikâyetler var. Yurt dışına göç etmiş bir Türk ailenin çocuğu, o ülkenin eğitim basamaklarını geçerek, başarılı, itibar edilen bir bilim insanı olabiliyor. Aynı ailenin anavatandaki yakın akrabalarının çocukları, böyle bir başarıyı ne yazık ki, yakalayamıyor.

Eğitimsiz veya yarım yamalak kasaba kültürüyle yaşayan bir ailenin çocuğundan çok şey bekleyemezsiniz. Bilimselliği özendirecek söz ve hareketlerden ziyade, Orta Çağ değerleriyle, belli bir yaşa gelmiş çocuğa, bilgi merakı, bilimsel sorgulama gibi her bilim insanının başlangıcı olan nitelikleri, aşılayamazsınız.

Ortaokul ve lise döneminde, kendi bilim alanında iyi yetişmiş öğretmen bulamayan öğrenci, çok hevesli de olsa, onun merakını karşılayan öğretmen yoksa yetenekleri atıl kalır, zihinsel donanımı heba olur.

Üniversite kapsını açan genç, bambaşka bir dünyaya giriş yapmıştır. Artık hangi mesleğin insanı olacağını biliyordur. Dersine girdiği her hocadan harikalar bekliyor, aldığı profesyonel bilgilerle, bilgi öğrenme merakı, karşılığını buluyordur.

Öğrenci, lisansı bitirip üniversitede kalmak, akademisyen olmak istiyorsa, bu, artık yeni bir maceranın başlangıcıdır.

Cambridge, Oxford gibi İngiliz Üniversitelerinde akademik topluluklar vardır. Bu grupların birine girebilen genç, grubun içinde örnek alabileceği, üst seviyelerde hocalar görecektir. Derslerine girecek, seminerlere katılacak, sohbetlerinde bulunacaktır. O, şimdi, yeni bir dünyanın yeni bir üyesidir. Dış dünyadan kopmuştur. Kampüsteki akademik atmosfer, onu büyülemiş, kitaplara, kitaplara yöneltmiştir.

Dikkat edilirse, böyle ün yapmış üniversitelerde, ortaya atılan yeni bilimsel teoriler, yalnız tek bir akademisyenin ürünü olmaktan çok, ortak çalışan bir grubun ürünüdür. O gruptakiler, birbirlerinin çalışmalarından haberdardırlar. Aralarında yardımlaşma vardır.

Batının gelişmiş ülkelerinde, birkaç asırdan beri, bilim insanı yetiştiren köklü aileler vardır. Her dönemde, her on yılda bir, dünyaca ünlü bilim insanı yetiştiren üniversiteler vardır.

Şimdi bir anekdota sıra geldi: Kaç yıl önceydi. ODTÜ’nün Kulüp restoranında, birkaç hoca arkadaşla birlikte, öğle yemeği yiyorduk. Bir de baktık rektörümüz Profesör (ruhu şad olsun)Ahmet Acar görünüverdi. Geldi masamıza oturdu. Hal, hatır sorduktan sonra: “Sayın rektörüm bir talebim var” dedim. Ahmet Hoca, o pek takdir edilen zarafetiyle: “Talebiniz nedir Yasin Hoca?” diye sordu. “Beni yurt dışına gönderebilir misiniz?” dedim. Hoca, “Sen doktoranı İngiltere’de yapmamış mıydın?” diye sordu. “Evet, ama o zaman bir şey anlamamıştım. Çok gençtim. Şimdi bir daha gitmek istiyorum. Belki bu sefer bir şeyler anlarım”  dedim. Emekliliğine ramak kalmış bir hocanın böyle bir talepte bulunması, hem sevgili rektörümüzü, hem de masadakileri güldürmüştü.

Önceki ve Sonraki Yazılar