Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Dostluk Üzerine

Dostluk bencillik ile diğerkâmlık arasında bir yerdedir. Bencil kişi dost bulamaz. Diğerkâm da herkes ile dosttur. Aranan kişi değildir.

Çeşit çeşit dostluklar vardır. Bazısı kısa sürelidir, bazısı uzun. Bazısı ortak bir haz üzerinedir, haz biter dostluk da biter. Bazısı inanç üzerinedir, aynı inanca inanırlar, insanlığın tüm güzelliklerini o inanca kurban ederler. Bazısı ideolojiktir, ideolojiyi kendilerinden kıymetli tutarlar, onun uğruna yok olurlar.

Yüce dostluklar eşitlik üzerine kurulur. Makam sahibi ile sıradan kişi, varsıl ile yoksul, hoca ile öğrenci arsındaki dostluklar ideal dostluklar değildir.

Erkek ile kadın dostluğu, aşk dışarıda bırakılırsa mümkündür. Bu da fevkalade zordur. Çünkü dostluk, çoğu zaman birlikte zaman geçirmeye dayanır. Bu beraberlik hazza doğru gideceğinden dostluğu bozar. Bu birlikteliğe başka adlar verilebilir ama dostluk denilemez. Zaten “Bir kadın dostum var” derken dostluğu kastetmiyoruz.

Dostlar hep benzer şekilde mi düşünürler? Hep benim düşündüğüm gibi düşünen bir insanla fazla beraber olamam. Bıkkınlık yaratır, bilgimin artmasına, kişiliğimin gelişimine katkısı olmaz.

Ne desem zıddını söyleyen bir kişi ile de dost olamam. O zaman ortayı bulmak için üçüncü birine ihtiyacımız olur. Ama biz burada iki kişiden söz ediyoruz.

İki kişi arasında dürüstlük ve duyarlılık esas alınınca bilgelik ve erdemlilik ideal hedefler haline gelir. Böyle bir yolculukta hem diyalog hem de diyalektik vardır. Bu iki işlevin gerçekleşmesi için de karşılıklı saygı esastır. Dostlar birbirlerini eleştirir; zıt değillerdir ama görüş açıları ve tavırları farklıdır. Bu sebeple daimi bir dinamizm içerisindedirler. Zihin dünyaları yeni düşüncelere daima açıktır.

Her insanın irrasyonel doğası dostluğa aykırı unsurlar bulundurur. Kıskançlık, üstün gelme, saldırganlık gibi güdüler tımar edilmezse dostluk oluşmaz. Bir şekilde oluşmuşsa, fazla sürmez, bozulur. Bu tür güdüleri içinde bulunduran kişi, iç dünyasını dostuna açamaz. Ancak karşıdaki kişi bunu fark eder. Bu durum dürüstlüğe aykırı olduğu için dostluk kurulamaz. Sözü edilen bu güdüler, siyasette ve iş dünyasında yüksek seviyede vardır. Bu alanlardaki dostluklara bu yüzden fazla itibar edilmez. Ne var ki, akademik alanda da bu örneklere tanık oluyoruz. Aklın ve dinginliğin egemen olmadığı bir üniversite kampusunda, bilim ve teknolojik ilerlemeden bahsedilebilir mi?

Hangi kimlik üzerine ideal bir dostluk kurulsun diye sorulursa “insan veya insanlık” kimliği diye cevap veririm. Çünkü diğer, sonradan edinilmiş tüm kimlikler, inanın bütünlüğünü yansıtamaz. Bir de şu var: Bu kısmi kimlikler bütünün yerini alırsa, toplumda büyük krizlere yol açar.

Bir insanın yaşamı boyunca en yüksek seviyede kıymet verdiği şey ne olabilir? Tabii ki, o kıymetli şey, diğer bir insandır. Bu insanın değeri, tüm madde dünyasının üstündedir. Bu kişi, bir erkek için ideal bir kadın, bir kadın için ideal bir erkektir. Ancak biz böyle bir birlikteliğe, bedensel haz içerdiği için aşk dedik; dostluk demedik. Dostluk, bedensel haz ve her türlü faydayı dışladığı için estetik bir duyguya benzer. Kendisi adına iyidir, güzeledir. Bir çiçeğin bir gülün, bir kelebeğin güzelliği gibi. 

Evet, güzeller ve güzellikler olmazsa dünyamız kaç para eder? Dostlar olmazsa hayat kaç para eder.

Not: Son bir- iki ay içinde beş yakın arkadaşımı kaybettim. Bu makalemi onların aziz ruhlarına adıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar