Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Hangi Prensiple Hareket Edeyim?

Her kötülük yanlış bir prensipten doğar. Kötülük yapan kişi, o yanlış prensibe inanmıştır. Bu kötülük içeren prensipler nerede barınıyor diye sorulacak olursa, cevabım şudur: Her yerde. Ailede, okulda, mahallede, şehirde, devletin tüm kurumlarında.

Bir aile düşünün. Anne, baba ve çocuklar, çalışarak kazanmak yerine, herhangi bir şekilde aileye para getirip geçinmeyi, bir yaşam tarzı haline getirmiş ve buna inanmışlar. Herhangi bir şekilde para elde etmek denilince, aklınıza ne geliyorsa onu kastediyorum. 

Bu grup insan düşünün, belli prensipler üzerinde bir araya gelmişler. Kısa yoldan zengin ve etkili olmaya çalışıyorlar. İnandıkları prensipler onları birbirine bağlıyor. Kendi dışındaki insanlar onlardan değildir. Amaçlarının gerçekleşmesi için hedeftirler. Onların mallarını, mülklerini, paralarını almak, onlar için geçerli bir geçim kaynağıdır. Yaptıkları haksızlıklar ve cürümler için üzülmezler, utanmazlar. Çünkü böyle inanıyorlar. 

Belli bir halk düşünün, diğer halklar gibi bir kültüre sahipler. Ancak bu kültürde insanlar, kendilerini diğer halklardan üstün görüyorlar. Biz imtiyazlı bir milletiz diyorlar. Güçlü bir konuma geldiklerinde, diğer milletlerin bağını, bahçesini, meyve tutmuş ağacını, ekilmiş tarlasını, alıp gasp etmeyi, kendileri için kazanılmış bir hak görüyorlar. Böyle yaşıyorlar. Çünkü böyle inanıyorlar.

Bir inanç üzerinde bir araya gelen bir insan topluluğunu düşünün. İnançlarından dolayı hakikate, doğru yola vardıklarını düşünüyorlar. Kendileri gibi inanmayanları, ya aydınlanmaya muhtaç, ya da düşman görüyorlar. Kendi aralarında uyguladıkları bir hukuk sistemini diğerlerine uygulamıyorlar. Onlar için ayrı bir sistem uyguluyorlar. Farz edin ki, böyle bir inanç gurubu, bir ülkede, demokrasinin marifetiyle,  iktidarı ele geçirmiş. Birlikte yaşadıkları diğer insanların hali ne olacak? Ellerine geçirdikleri devletin bütün imkânlarını, kendileri için kullanacaklar. Yüksek makamlar, para ve mülk sağlayan görevler, kendi aralarında paylaşılacak. Onlardan olmayanlar, mağdur ve mahrum bırakılacaklardır. Bu haksızlık kendilerine hatırlattırtıldığında, bundan dolayı üzülmeyecek, utanmayacaklardır. Çünkü böyle inanıyorlar.

Yüzlerce insanın kanına girmiş bir caninin, mahkemede, hâkimin karşısında, suçsuz olduğunu iddia edip beraatını istemesi, vâki olmuştur. Hâkim, bu caniye en ağır cezayı verir, ama onu, inandığı yanlış prensipten vazgeçiremez. O suçları işlemiştir. Çünkü öyle inanmıştır.

Bir psikiyatr, karşısındaki hastanın, inandığı prensibi çürütüp onu vazgeçirtmediği müddetçe, onu tedavi edemez. Ancak, inandığı kötü prensibin yıkıcı sonuçlarını azaltmak için, belli ilaçlar verir. Hasta, deliliğe devam eder, ondan haz alır. Çünkü böyle inanıyor.

Umarım kötülüklerin, nasıl kötü inançlardan, yanlış prensibe inanmaktan kaynaklandığını bir nebze anlatmış olduk.

Önceki ve Sonraki Yazılar