Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Hep İtaat

Suudi'de çalışırken, yönetim barakasında bir çaycımız vardı. Pakistanlıydı. Adı Ahmet'ti. Bu çocuk hep ayaktaydı. Ofislere çay, meşrubat dağıtırdı. Türkçe de öğrenmişti. Öyle bir emir-altı yaradılışı vardı ki, sanki bu amaç için yaratılmıştı.

Ahmet sevimli bir oğlandı. Sizden beklediği tek şey, emir almaktı. Önceleri pek sevdim onu. Ama bu itaatkar tavrı, hep tekrar edince, rahatsız olmaya başladım. Bir gün kendisine. "Ahmet, senin konuştuğun dilde/dillerde 'hayır' kelimesi yok mu?" "Sen böyle herkese hep, 'tamam, baş üstüne' mi diyeceksin?" diye sordum. Ahmet, biraz utandı, başını bir yana eğerek gülümsedi. Cevap vermedi. Ne demek istediğimi anlamıştı.

Sonra, bu çocuğun bu tavrı üzerinde düşündüm. İngilizlerin Hindistan'ı kolonileştirdiği, 100 yıllık geçmişinde, o dönemi anlatan filmleri anımsadım. Egemen tavrıyla, başında fötr olan bir İngiliz görevli ve onun her işine koşan, itaat eden, sadık (kölesi) odacısı, Hintli emir-eri. Bir İngiliz, başka bir İngiliz'i aynı görevde, asla çalıştıramazdı. Bu işi ancak bir Hintli yapabilirdi.

Bir insanın, diğer bir insanı, her türlü buyruğunu yerine getiren bir canlı haline dönüştürmesi, onu bir otomata çevirmesi, fevkalade vahim bir hadisedir. O kişinin insan vasfına karşı işlenen bir cinayettir. Bu durumda, hem efendi rolündeki kişi, hem de köle rolündeki kişi, insanlıklarını ucuzlaştırmışlardır. Yerlerde süründürmüşlerdir. Suç işlemişlerdir.

Bu gibi durumlarda, alt-üst ilişkisi, verilecek görevin niteliği, süresi normlarla belirtilmelidir. Çalışan kişinin insanlığı korunmalı, şerefi, haysiyeti zedelenmemelidir.

Kısa bir anekdot:

Amerika'da yaşayan Aristokrat bir ailenin fertleri kimi genç yaşta, kimi yaşlanmaktan ölürler. Yalnız, evin hanımefendisi hayatta kalmıştır. Bir de bu aileye uzun yıllardır hizmet eden, şoförlük yapan, siyahi bir adam. O da yaşlanmıştır.

Bir gün hanımefendiyi lüks arabasında dolaştırırken, madam, şoför ile arkadaki yolcuyu ayıran camı yana çeker ve konuşmaya başlar. Siyahi adam kibarca cevaplar verir. Cevaplar madamın hoşuna gider. Ona: "Ne de bilgili bir insanmışsınız?" diyerek takdirlerini belirtir.

Siyahi adamın cevabı pek anlamlıdır:

"Siz beni, hep, bir enseden ibaret mi sandınız Hanımefendi?"

 

Önceki ve Sonraki Yazılar