Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

İç ve Dış Dinamikler

Hafta içindeki dersimde, öğrencilerime şunları da söyledim:

Artık bir ülkede, mesela Türkiye’de, iç ve dinamikler, eşit şekilde hayatı etkilemektedir. Etki yönünden bir farkları kalmamıştır.

Türkiye örneğini şu şekilde açıklamaya çalıştım:

1836 yılında yayınlanan Tanzimat Fermanı, dış dinamiklerin etkisiyle yazılmıştır. Devrin güçlü büyük devletleri, özellikle azınlık hakları konusunda, Osmanlı Yönetimini sıkıştırıyorlardı. Eski gücünü kaybetmiş olan Osmanlı, bu talepler karşısında direnemedi, kabul etmek zorunda kaldı.

Cumhuriyetin kuruluşu, Atatürk’ün devrimleri, gelişmiş, değişmiş olan dış dünyanın bizim coğrafyaya yansımasıydı. Bu dış dinamik, zaman içinde iç dinamiğe dönüşmüştür.

Şunu demek istiyorum: Çağdaş dünyanın herhangi bir yerinde, bir devlette, bir topluma, bilimsel, teknolojik ve sosyal alanlarda bir değişiklik, bir reform olmuşsa, bu hadise, diğer tüm devletler için, toplumlar için önemli bir hadisedir. Bir dış dinamiktir. İçselleştirilecektir.

Türkiye’nin bugünkü durumuna gelince, gelişmiş, medeni ülkelerle ters bir ilişkide olduğunu görüyoruz. 100 yıl önce, dış dinamiklerin etkisiyle, gerçekleşmiş olan radikal reformlar, gereksizmiş gibi, son 20 yılda, bir tür karşı devrim gerçekleştirilmek isteniyor. Osmanlı dönemi dinsel değerlerine ve kurumlarına geri dönmek gibi bir politika uygulanmaktadır. Bir iç dinamik olarak bu politika, gelişmiş, medeni ülkelerin yaşam seyrine, taban tabana zıt bir durumdur. Tarihte benzeri nadir görülen bir hadisedir.

100 yıldan beri, hatta Tanzimat’tan beri, hedefimiz ve istikametimiz olan Batı dünyasında, dini eğitime dönüş, kilise inşaatları, devlet bütçesinden beslenen din personeli gibi hadiselere tanık olmuyoruz.

Ne var ki, Türkiye’de bunun tam tersini görüyoruz: Her köşeye, boş arsaya cami, imam hatip okulları, Kuran kursları yapılıyor. Personeli zaten kabarık olan Diyanet’e, binlerce yeni kadro veriliyor. Hâlbuki bu ülkede doktor eksikliği, öğretmen eksikliği yaşanıyor. Din adamı, İlahiyatçı, hangi derdimize çare olacak?

Mesele şudur: Dış dinamiklerle, iç dinamikler birbirine zıt istikametlerde hareket etmektedir. Bu gerçekten tuhaf bir durumdur. Tarihin akışına aykırıdır. Gelişmeye, bilime, etiğe, medeniyet seyrine aykırıdır.

Tabii ki, bunun sebebi, daha önceki seküler iktidarların, zayıf kalmaları, Cumhuriyete ve devrimlerine sahip çıkmamalarıdır.

Ancak, güçlü dış dinamiklerin zıddına çalışan bir iç dinamik, hiç bir zaman iflah olmayacak, gün yüzü görmeyecektir. Gelecek nesiller, siyasi İslamcıların, bu ülkeye ne tür kötülükler yaptıklarını göreceklerdir. Tarihçiler, bu ters gidişi, bir fetret dönemi olarak belirleyecek, diğer ülkelere, toplumlara ders olsun diye, negatif bir örnek olarak takdim edeceklerdir.

Nitekim aykırı bir iç dinamiğin, çalışmayacağının alametlerini görüyoruz. Çağdaş medeni dünyanın değerlerini reddedip Orta Çağ değerleriyle ülkeyi yönetmenin mümkün olmadığını görüyoruz: Kutuplaşmış bir halk. Açlıkla savaşan milyonlarca vatandaş. Küsülü olduğumuz bir dış dünya.

Öğrencilerime, dersin sonunda şunu dedim:

Hiç üzülmeyin, Bu günler geçecek. Ters gidiş, fazla yol alamayacak. Türkiye rotasına geri dönecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar