Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

İki Büyük Sorun

Türkiye’nin önünde iki büyük sorun var. Bu iki sorun çözüme kavuşmadan, bu ülkenin ilerlemesi, demokratik, uygar bir toplum olması mümkün değildir. Bu iki sorun,  İslamlaşma ve Kürt sorunlarıdır. İçinde bulunduğumuz ekonomik çöküntü, üçüncü bir sorun olarak ileri sürülebilir. Ancak bu sorun, rüşvet, nepotizm ve yolsuzluklardan arındırılmış mali bir politikayla birkaç yılda düzeltilebilir. Diğer iki sorun gibi kronik bir hale gelmiş değildir.

Tabi iki büyük sorun iki uzun analiz ister. Ama ben önceki yazılarımda olduğu gibi, kısa, öz ve sade bir dil tercihimi sürdüreceğim.

İslamlaşma, on sekiz yıldan beri uygulanan bir devlet politikası halini almıştır. Cumhuriyet öncesi, Osmanlı dünya görüşüne dönüştür. Ancak, on dokuzuncu asır sonları ile yirminci asrın ilk çeyreğindeki Batılılaşma alanındaki literatür canlandırılmadan bu geri dönüş yapılmaktadır. Bu politikanın mimarları, dine sıkı sıkı inanmış kimselerdir. Her doğruyu, her erdemi, her güzelliği din öğretisinde bulan veya bulmaya çalışan insanlardır. Halbuki, Batı dünyası iki asırdan beri din eksenli toplum politikasından vazgeçmiş, ne ahlaki erdemleri kaybetmiş ne de doğrulardan ve güzelliklerden kopmuştur. Nitekim, bir asır önce Cumhuriyetin kuruluşuyla “Çağdaş Medeniyet Seviyesi ”ne ulaşmak, bir hedef olarak belirlenmişti. Bugün bu ülkeyi yönetenler de, bu hedefi dile getiriyorlar, ama hangi medeniyet, ve hangi araçlarla, belli değil.

Eğer bu hedef, Batı dünyasındaki bilim, teknoloji ve sosyal kurumlar ise, bu noktalara, dindar bir gençlik yetiştirmek, yeni cami açmak, yüksek sesle ezan ve bol dua ile ulaşmak mümkün değildir. Aksi istikamette yol almak demektir. Ulaşmak istediğimiz seviyeye, yarıştığımız milletler nasıl ulaşmışlarsa, biz de öyle ulaşabiliriz. Onlar, Orta Çağ mantalitesinden koparak ilerlediler. Şu an eğitim sistemimizde uygulanan Orta çağ zihniyetiyle modernleşmemiz bir çelişkidir. Hem bu dindar yöneticilerimiz, Kuranı iyice incelerlerse, görecekler ki, bu kitap bu dünyadaki bildiğimiz bir medeniyetten bahsetmiyor. Mutluluğu ölüm sonrasına erteliyor. Bu sebeple, öbür dünyası için yatırım yapıp beş vakit namaz kılan, oruç tutan bir genç, bu dünyadaki mutluluğu için çalışan, öbür dünya kaygısı olmayan bir gençle yarışamaz. Başarısız olur.

Öyle görülüyor ki, İslamlaşma ülkemiz için büyük bir sorundur. İslamlaşarak, demokratik, insan haklarını gözeten modern bir millet olamayız. Akla, bilime. dünyevi mutluluğa inanmış şahsiyetlerin bu ülkeyi yönetmeleri, dini ve her türlü inancı kamusal alandan koparıp bireysel tercih alanına sokmaları gerekir.

Kürt sorununa gelince, bu da çetrefilli bir konudur. Ne etsem de “terörist” kavram ve kapsamına girmeyeyim diye uğraşacağım. Çünkü bu kavramın kapsamının son zamanlarda çok genişlediğini görüyoruz. Öyle ki, bazı durumlarda terörle mücadele edenleri bile içine aldığı olmuştur. Belli bir anlamı ve zıddını da içine alan yeğene bir kavram. Dilbilimciler için fevkalade bir araştırma konusu. Hiçbir dilde benzerini bulamazlar.

Devlet, kolluk kuvvetlerini kullanarak, bilhassa son yıllarda, çok sayıda terörist öldürdü. Bunu çözüm için bir avantaj olarak görüyor. Tabi, asi Kürtlere hak ettikleri cezayı verirken, itaatkar Kürtlere de dostluk elini uzatıyor. “Kardeşiz” diyor. Diğer esrarengiz bir hal alan kelime de, bu “kardeş” kelimesidir . Bunu da dilbilimcilere havale edelim. Kürtler, kendileri için bu kelime ne anlama geliyor henüz anlamış değiller. Birçok şeyi anlamadıkları gibi.

Devletin terörle mücadelesini anladık, ama Kürt dili ile Kürt kültürü ile mücadelesine ne diyeceğiz. Bu dili teröristler kullanıyor onun için konuşulmasın diyemezler, çünkü teröristler en çok Türkçe konuşuyorlar. Ancak, kardeşliğin gereği budur diyorlarsa, hani “hep aynı dili konuşalım” ,”aramıza başka dil girmesin” deniliyorsa, bunun üzerinde düşünmek lazım.

Şunu belirtmek istiyorum. Kan ve ölümden ve katletmekten nefret eden milyonlarca Kürt var bu ülkede. Şehit asker ve polislerin ailelerinin acısını paylaşan, onlarla birlikte gözyaşı döken Kürtler var. Onlardan biri benim. Evlat acısı nedir bilen bir babayım.

Bu ülkeyi yönetenlere şunu söylemek istiyorum. Her milletten terörist çıktığı gibi Kürtlerden de çıkar. Ama Kürtler terörist değillerdir. Her millete saygı duymanız gerektiği gibi Kürtlere de saygı duyun. Kürt sorununda muhatabınız, terörist örgüt değil, vatandaşlarınız Kürtlerdir. Onları dinlerseniz ne kaybedersiniz? Belki sizlerden bazı talepleri vardır. Şu üstten bakan,  efendi makamındaki buyurgan tavrınızı değiştirirseniz, sorun çok kolay çözülecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar