Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

İnsan Kiralamak

Bir insanın mesaisini kiralayabilirsiniz. Bir süre sanatını, maharetini kiralarsınız, ama insanın bütününü, kiralayamazsınız. Çünkü insan, yalnız kendisi içindir.

Bu benim eşim,

Bu benim çocuğum,

Bu benim işçim,

Bu benim askerim

Yukardaki ifadelerin hiç birisi, bir insanın komple varlığını ifade edemez. İnsan, ruhsuz bir obje durumuna düşürülemeyeceği için buradaki sahiplilik, insanın sadece bir yönünü, bir fonksiyonunu kapsar.

Bu gerçekliği teorik olarak söylemek var, bir de pratikte yaşamak var.

Ben, bunu bizzat pratikte yaşadım. Geçim sorununu çözmek için bir süre, akademisyenliği bırakıp, yurt dışında bir firmada, iki sene çalıştım. Firma, yol, köprü, tünel, liman inşa eden büyük bir şirketti. Çok sayıda mühendis çalışıyordu. Başarılıydı. Projeleri zamanında, hatta daha önce, bitirip teslim ediyordu. Ancak bir kusuru vardı: Personel yönetimi hatalıydı. Uzun mesai saatleri vardı. Hafta sonları bile işe çağırıyorlardı.

En kötüsü, firma sizden çok şey istiyordu: “Her şeyinizle firmanın olun. Firmadan başka bir şey düşünmeyin”. Bu çok yanlış bir talepti. Bu talep, belki de birçok firmanın talebiydi. Bu hususu fark ettiğim an, firmadan soğudum. Ben hep kendim için çalıştım. Firmaya sadece mesaimi(10 saat) veriyordum. Diğer zamanımı kendime ayırıyordum. Ama çoğu mühendis, firmada kalabilmek için firmanın bu hatalı talebini kabullenmişti. Öyle ki, akşam, geç kaldığı için evine gitmeyip tünelde yatan vardı. Ne var ki, bu fedakârlık bazen işe yaramıyordu. İşten çıkartmalar, önce bu tip mühendislerden başlıyordu çoğu kez.

Hayatın diğer alanlarında bu tip sahiplenmenin ne tür krizlere yol açtığını hepimiz biliyoruz. Kocasını çok sevdiği gerekçesiyle, onun tüm özgürlük alanlarını kısıtlayan hanımlar var. Bunun aynısını eşine uygulayan erkekler var. Bu birliktelik, doğal olarak, fazla sürmeyecektir. Boşanmayla son bulacaktır. 

Çünkü:

Hiçbir insan, diğer bir insana sahip olamaz. Sahip olunan insanın insanlığı biter. Bunu yapan insan ise çok yanlış bir işe kalkıştığından, hatasını anlayıp vaz geçmek yerine, diğer(sahiplenen) insanın, ona hayal kırıklığı yaşattığını söyleyecektir.

 Anne babalar da, yetişkin bir çocuğuna, komple sahiplenmeye çalıştığında, ona sadece zarar verirler. İlişki bozulur. Karşılıklı saygı, sevgi duyguları zarar görür. Özgürlüğü kısıtlanan, “kendin ol” fırsatı verilmeyen çocukların, ne tür kişilik bozuklukları yaşadıkları bilinmektedir.

Bu konuda sanki bir istisna var: Savaş zamanında, ast-üst ilişkisinde, emir altındaki askerin durumu, çok acı verir. Kedisine ait bir zamanı kalmamıştır. Tüm günü, gecesi, gündüzü, savaş denilen bir afet tarafından gasp edilmiştir. Komutanın durumu ise, onunkinden daha iyi değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar