Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

İslamca(!) Yaşayan Non-Müslimler

Sosyal medyada rastladığım bir habere göre, bir Amerikan üniversitesinde ders veren Pakistan kökenli Müslüman bir profesör, iki yardımcısıyla birlikte, bir araştırma yapmış. Önce, Kuran’da geçen tüm iyi ahlakı emreden ayetleri toplamışlar, sonra bu kodlara uygun hareket eden milletleri tespit etmeye çalışmışlar. Umulanın aksine, ilk sıralarda, Müslüman ülkeler yerine, İrlanda, Yeni Zelanda, Finlandiya gibi ülkeler görünmüş, Müslüman bir ülke olan Malezya, ancak 39. sıraya girebilmiş. Türkiye ve diğer Müslüman ülkeler çok alt sıralarda yer almışlar.

Şimdi, akla şu geliyor: Kuran bizim elimizde ve kucağımızdayken, neden ahlaki davranışlarımızı etkilemiyor da, ta uzaklarda, ondan haberi olmayan insanları bu şekilde etkiliyor? Veya biz Müslümanlardan daha ahlaklı olan bu milletlerin, onları ahlaklı kılan bir dünya görüşleri, farklı bir yaşam modelleri yok mu? Bu Pakistanlı profesör, iki farklı dünya görüşleri ve yaşam biçimlerini ve bunların ahlaki sonuçlarını karşılaştırmak yerine, neden Kuran ayetleri açısından diğer milletlerin davranışlarını inceleme konusu yapar? Amerika’da yaşayan ve orada hocalık yapan bir akademisyen, orada gördüğü ahlaki erdemleri, iyilikleri, asıl kaynaklarına göndermez de, bir şekilde, Kuran ile ilişkilendirir? O profesörün asıl incelemesi gereken konu: Yaşamlarında Kuran’ının etkin olduğu milletler, neden ahlaken geriyken, Kuran ile alakası olmayan toplumlar neden daha ahlaklı? 

Batı bilim ve teknolojisinin ürettiği birçok ürünün kaynağını Kuran’da aramaları gibi, Müslümanlar, bu tür sapkın düşüncelerden kurtulmadıkça, gerçekleri ve hakikatleri, oldukları gibi görüp anlayamazlar, göremezler. 

Birinde, evrensel ahlak kodlarını Kuran’a mal etme, diğerinde, evrensel bilim ve teknolojinin asıl kaynağını saptırma gibi bir cinlik var. Buna bir tür şark kurnazlığı diyelim mi?

Şimdi, asıl meselemize geri dönelim. Dürüst ol, iyilik yap, yalan söyleme, insan öldürme, hırsızlık yapma gibi emir ve yasaklar evrensel ahlak normlarıdır. Her kültürde vardır. Birçok devletin anayasalarına, hukuk sistemine geçmiştir. Bunlar yalnız bizde var, başka yerde yok demenin bir anlamı, bir kanıtı var mı? Hem bunlara sahibiz diye fazla sevinmemiz lazım. Çünkü bunlar herkeste var. Önemli olan, insanları nasıl, bunları uygulayan konumuna getirelim. Hangi eğitimi ve araçları kullanarak bireyi ve toplumu erdemli unsurlar haline getirelim. Çünkü amaçları seçmek kolaydır. Zor olan, amaçlara götüren meşru yolları ve pratikleri bulmaktır.

Çeyrek asır önce, Malezya’da ISTAC denilen lisansüstü eğitim kurumunda, İslam Felsefesi ve İslam Teolojisi dersleri verdim. Kurumun başındaki zat olan Rektör Profesör Seyid Naqib al-Attası’ın bir tezi vardı: Bilgiyi ve bilimi(tabi ki Batı bilimini) İslamlaştırmak(Islamization of knowledge). Ben bu teze karşıydım. ISTAC denilen akademik kurumu bu amaçla kurmuştu. Diğer bazı hocalar da benim gibi düşünüyorlardı. Tabi ki, bu, ta baştan sakat bir projeydi.

Şimdi, yine soralım: Neden İslam düşünürleri dünyaya hep İslam ve Kuran gözlükleriyle bakarlar? Bütüncül bir bakış açısına sıçrayamazlar mı? İslam insanlık tarihinde, belli tarihlerde, belli coğrafyada etkin olmuş bir inanç sistemidir. Onun gibi çok sistemler gelmiş geçmiştir. İnsanlığa, insanlık tarihine bakarken, yalanız belli bir döneme saplanıp, oradan tüm dünyaya bakmak doğru mu? 

Şu Pakistanlı akademisyen, yardımcılarını da yanına alarak, IŞID militanlarının yakın tarihte, Irak ve Suriye’deki Hristiyan halkı neden katlettiklerini, Kiliseleri neden yaktıklarını bir araştırsınlar. Kuran ayetlerinden mi esinlendiler? Yoksa İncil ve Tevrat’tan mı?

Bir de şunu araştırsınlar: 9 Eylül 2011 terör eylemini, İngiltere’de yaşayan Müslüman azınlık, o tarihte, neden sevinçle karşıladı ve kutladı? Bilindiği gibi, burada yaşayan, iş kuran ve vatandaşlık alan bu Müslümanlar, bu tavırlarıyla İngiliz halkını derinden sarsmıştı.

Önceki ve Sonraki Yazılar