Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

İslam’ı Yeniden Anlama

Bu, bir kitabın yeni başlığıdır. Yazarı, Profesör Hüseyin Atay. O da, İslam’ı yeniden keşfetmeye heveslenmiş. 14 asırdır gizli kalmış anlamları ve insanlığa sunmuş olduğu mesajların kapağını kaldırıyor, yeni kurtuluş reçetelerini insanoğluna sunuyor.

Hüseyin Atay, teolojide, bilgisine güvendiğim, Klasik Arapça metinlerini anlama ve analiz etmede, bu ülkede referans gösterilecek birkaç kişiden biridir. İslam Filozoflarını da okumuştur.

Ne var ki, o da, geçmişteki olaylara ve günümüzdekilere belli, bilinen bir açıdan, bakmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Olup bitenlere, İslam’ın doğuşuna, Peygamberin hayatına, Dört Halife dönemine ve takip eden olaylara başka bir perspektiften bakmayı deneyememiştir.

Kitabı okudunuz mu?

Neyi okuyacağım? Bildiğim hikâyeleri tekrarlamaktan başka bir şey olmayacak. Bu yaşımda böyle şeyler mi okuyacakmışım? 

 Mesela, yazmış olduğu kıymetli, yeni keşfedilmiş sözlerden bir tanesi:

Kur'an "ben" olmaya kesinlikle izin vermez. Onu tanrıcılık sayar.

"Gökte Tanrı, yerde de Tanrı O'dur. Bilge olan, Bilgin olan O'dur. Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların egemenliği kendisinin olan Tanrı ne Yücedir."

Zuhruf 43/84-85.

İşte "ben"ler yerdeki tanrılığı ele geçirenlerdir.

Son üç asır içerisinde insanlık kültürü İNSANI özne olarak ele almış, onu tüm değerlerin merkezine almışken, Profesörümüz, tam bunun tersini söylüyor.

İnsanın BİREY olmak için BEN’liğini geliştirmesi, donanımını güçlendirmesi gerektiğini söyleyen Modernite’nin, mevcut Batı Medeniyetinin, büsbütün zıddını savunuyor.

“BEN” olmayı Tanrıya meydan okuma olarak algılayan bu teoloğumuz, İslam’ı yeniden anlayarak ve keşfederek, gizemlerin bir kısmının kapağını açıyor ve yeni inciler sunuyor.

Biliyorsunuz resim çizmek, heykel yontmak,  Tanrının yaratıcılığına rakip olmak sayılırdı. Bu sebeple sanata büyük darbe indirilmişti. Müzik, eğlence de fuzuli, şeytani bir uğraş sayılmış, müzik diye, Kuran tilaveti, ezan ve mevlit gibi etkinliklerle yetinilmiştir.

Yaşı 90 ı bulmuş, İslam dininin tüm kaynaklarına ulaşmış bir KELAM profesörünün, bize sunduğu sözler, işte bunlardır.

Çağdaş değerlerden yüz çevirip, Orta Çağ dünyasını 21.Asırda yaşatma çabalarının bir örneğidir bu.

Okuyucuların bazıları, bu kitabı okuyarak aydınlandıklarını(!) söylemişler. Ne biçim aydınlanmışlar bilmiyorum. İçinde bulundukları yanlışlar perçinlenmiştir o kadar.

Bu hadiseden iki sonuç çıkarıyorum:

  1. İslam dininin nasıl ve ne derecede insanın zihinsel kapasitesini paralize ettiğini,
  2.  Yaş ve okumaların artmasına rağmen, bu zihinsel tutsaklığın, gevşemek yerine daha da güçlenmesi.

Önceki ve Sonraki Yazılar