Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Mutluluk mu, Erdemlilik mi?

Tabii ki mutluluk. Çünkü mutlu olmadan erdemli olamazsınız. Makalenin sonunda vereceğim kararımı, başta verdim. Şimdi neden böyle düşündüğümü anlatacağım.

Mutluluğu savunan pagan filozof Aristo’dur. Erdemliliği savunan ise, Hristiyan filozof Immanuel Kant’tır. İkisinin de güçlü argümanları var. Kant, mutluluğu erdemin dışında, bireyden bireye değişen, sübjektif, prensipten yoksun bir haz ve hoşnutluk hali olarak nitelendirirken, Aristo mutluluğu, erdemlerle iç içe, komple bir yaşam biçimi (eudaimonia) olarak tanımlar. Aristo’ya göre mutluluğun prensibi vardır: Akla uygun aktivitedir.

Şimdi, aktivite olmadan hiçbir şey olmaz. Durağan, evde hep oturan bir kişi, ne mutlu olabilir, ne de erdemli. Aktivite, yani bir hareketlilik söz konusu ise, bu kımıldama nasıl başlayacak? Hangi bir motivasyon, oturan kişiyi harekete geçirecek? Mutlu olmak arzusu mu, yoksa erdemli olma arzusu mu? Bugün erdemli olacağım diye, sabah evinden çıkan bir insan, hangi eylemlerde bulunabilir? Erdemlilik, diğer insanların hak ve hukukuna saygı ve gerekirse yardımda bulunmaktan ibaret olduğundan, bu erdemlilik yolculuğuna çıkan insanımız, ne şekilde bu saygıyı veya yardımı icra edecek? Gelen geçene selam vererek mi, tebessüm ederek mi? Diğer insana karşı asıl görevimiz, onun mutluluğuna katkıda bulunmaktır. O da, mutluluk için harekete geçmekle olur. Başka bir deyişle, doğadaki nesnelerle ve diğer insanlarla iletişim ve etkileşim yoluyla çıkacak sonucun verdiği mutluluk. Bu teşebbüs, ya bir tarafı ya da iki tarafı da karlı çıkarabilir. İki taraf karlı çıkmışsa mesele yok; bir taraf çıkmışsa, kazandığından bir kısmını, başka bir insana yardım etmek fırsatını bulur; erdemli bir eylem icra etmiş olur. Demek istediğim şudur: Bireyin aktivitedeki hedefi, etkileşimlerden bir üretim sağlamaktır. Bu üretim, o kişinin hem mutluluğunun hem de erdemliliğinin kaynağıdır. Heybeniz boş, cüzdanınız boş, hangi iyiliği yapıp erdemli olacaksınız? Kendiniz ihtiyaç içerisinde mutsuzken, kimi mutlu edip erdemli olacaksınız?

Gelelim mutluluk yolculuğunda kullanılan metotlara. İnsanlar servet kazanırken, itibar, makam ve şöhret elde ederken ne tür araçlar kullanıyor? Çoğu zaman yasal ve etik olmayan yollara başvurup, mutluluğun adını kirletiyorlar. Tıpkı politikada olduğu gibi. Birçok anne ve baba, çocuklarının politikaya girmesini istemezler. Bu yüce meslek, erdemsiz politikacılar tarafından kirletildiği için.

Şimdi, mutluluk, ömür boyu süren bir faaliyet olduğundan, bu faaliyet aynı zamanda, bir insanın yücelmesidir. Erdemsiz insan yücelebilir mi? Mutluluk bir-iki kahkaha nöbeti, zamanlı, anlık hazlardan ibaret değildir. En bahtsız insana bile kader, bu tür hazları, zaman zaman bahşedebilir. Ancak, tüm bir ömrü kapsayan makul aktivite, ancak şerefli, erdemli insanların hayat hikâyesidir.

Anlaşılan şu ki, mutluluk için yola çıkan her insan, bu amaç için kullandığı ve kullanacağı tüm enstrümanları ahlak yasasına uygun kullanacaktır. Bu yasa nedir? Yasa şudur: “Tüm eylemlerinde, bütün insanlar için geçerli olan prensipleri kullan”(Kant). “yalnız senin menfaatini sağlayan, diğer insanların zararına olabilecek sübjektif maximlerden(evrensel olmayana prensip diyemeyeceğimiz için) vazgeç, kullanma”. Bu yasaya saygısı olmayan, çeşitli çetrefilli yollarla servet, şöhret ve siyasi makam elde eden kişi, erdemsizdir, ahlaktan yoksundur. Görünürde mutludur. Ancak, geldiği noktaya nasıl geldiğinin muhasebesini yapamaz. Buna cesaret edemez. İç dünyası dingin değildir. Kime nasıl haksızlık ettiğini, kişisel hırsları için kimlerin hakkını yediğini, zulüm ettiğini bilir. Bunu, ona yakın olanlar da bilir. Eşi, çocukları, varsa annesi babası, ona saygı duymazlar.

Mutluluk demek, aynı zamanda hayat boyu, erdemli eylemler icra ederek yükselmek ve yücelmek demektir. Bu sebeple, erdemden yoksun bir mutluluk düşünülemez.

İsimlerini verdiğimiz iki filozofumuza gelince, önce onlara teşekkür edelim. Bu karmaşık konuyu çok detaylı inceledikleri için. Ama şunu da eklemek isterim: Erdemliliğe öncelik veren Kant, erdemli olmak suretiyle mutluluğu hak eden insana, Tanrı öbür dünyada mutluluğu verecektir diyor. Çünkü ruhun ölümsüzlüğüne inanıyor. Sanki filozof cübbesi giymiş bir aziz!

Mutluluğu ölüm sonrasına erteleyerek, yine onu, nihai amaç haline getirmiyor mu aziz Kant?

Peki, o zaman Aristo’ya ters düşmenin ne gereği vardı?

Ah Aristo! Ey pagan Filozof! Ey Muallim-i Evvel! Seni okumamış olsaydım ne yapardım şimdi ben? Ya insanlık? 

Ölümsüzsün, insanlığın yüz akısın büyük insan.

Önceki ve Sonraki Yazılar