Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Özgür Birey, Özgür Düşünce

Akıl sahibi olmak özgür olabilmek demektir. İnsan, doğa yasalarının egemenliğinden çıkabilen iradeye sahip tek canlıdır.  Ancak bu potansiyelini en ideal şekilde kullanabiliyor mu? Buna henüz "evet" diyemeyiz. Akıl, özgürlüğü gerektiriyorsa, ne kadar fazla özgür olunabilmişse, insanlık da, o derece icra edilmiş demektir.

Bireyin özgürlüğünü iki şekilde ele alabiliriz: a) bedensel özgürlük; b) zihinsel özgürlük. Bedensel hareketleri kısıtlanmış insan özgür değildir. Düşünce eylemine yasaklar konulmuş insan da özgür değildir. Bedensel ve zihinsel engellemeler, bazen insanın kendisinden kaynaklanır. Doğanın veya bazı talihsizliklerin sebep olduğu sakatlıklar ve psikolojik hastalıklar gibi.

İçten ve dıştan hiçbir engele takılmayan insan, "ideal birey" olmaya adaydır. Ne var ki, bu adaylık, çoğu zaman aktif hale gelmez. Aktif hale gelmesi için, özgürlüğünü kullanması gerekir. Bunun için de, iç ve diş engelleri aşması gerekir.

Bu engellerin başında, içinde bulunduğu kültür ve o kültür ortamında aldığı eğitim gelir. Bir kültürün ve eğitimin kodlarına teslim olmuş bir insan, özgür değildir. Kültür ve eğitim, onu, akıl sahibi bir canlı yerine, doğa (burada kültürün kendisi) kanunlarına tabi bir canlı haline getirmiştir. Ne birey olabilmiştir ne de düşünce sahibi.

Düşünen birey olabilmesi için, içinde yaşadığı kültürün çemberinden çıkmaya çalışması gerekir. Bunu da ancak eleştiri ile yapabilecektir. O zaman "eleştiri" işlevine, özgürlüğün yegâne aracı diyebiliriz. Eleştiri, bir eksiklik veya yetersizlik fark edilince eyleme geçer. Eksikliği giderecek pozitif plan, özgür düşüncenin ikinci hamlesidir.

Düşünen bireyi engelleyen bir unsur da, iç engel grubuna giren, kurtulamadığı bilinçaltı kompleksleridir. Dengelenmeyen duygular da kaprislere sebep olur. Akılsal düşüncede bunlara yer yoktur. Bu nedenle, aşırı duygusal tipler ve melankolikler rasyonel eleştiri getirmede, argüman inşasında zorluk çekerler. Özgür birey, gerek psikanaliz ve gerekse başka türlü nefis muhasebesiyle bu engellerin üstesinden gelmelidir.

Şimdi, neler eleştirilir, neler eleştirilmez. Aslında, her şey eleştirilir. Ama her zihin her şeyi eleştirmeye yetkin değildir. Donanımın kalitesine göre konular orantılıdır. Bazı ufak pratikler ve gelenekler eleştirilebildiği gibi, bir kültürün temel değerleri de eleştirilir. Bu temel taşları yerinden oynatan zihinlerin yokluğu, bir kültürün en büyük talihsizliğidir. Bu yokluk, o kültürün ve yaşam kalitesinin durağan hale gelmesine, hatta donup taşlaşmasına yol açar.

Şimdi, neden her şey eleştirilebilir dedik. Gerçek insanlık değerleri, eleştiriden zarar görmeyecekleri için. Bu değerler eleştiri sayesine, daha da güçlenecektir. Zarar görecek olan, sahte değerlerdir. Anlamsız, insanı köleleştiren inançlar ve kutsallardır. Temel insan hakları, diğer insanın hukuku, ahlak yasası gibi değerler ne zarar görebilir?

Şimdi, gelelim özgür bireyin özgürce ifade ettiği düşüncelere. Bunların ne değeri var? Bunlara saygı duymak gerekir mi? Bazılarının dediği gibi, her düşünceye saygı duyulmalı mı? Bu sorulara şöyle cevap verilebilir: Piyasa değeri ne neyse, o değer verilir. Tabi, bu piyasa, özgür bireylerin oluşturduğu "Özgür Düşünceler Piyasası"dır. Gücünü düşüncenin kalitesinden, tutarlılığından alır. Hiçbir dış otorite kabul etmez. Saygıya layık olan, düşünen insanın kendisidir; düşünce değil. Düşünce, sadece kıymet kazanabilir, takdir görür. Zaman içinde o kıymeti kaybedebilir. Piyasada artık tutulmaz. Ama onu düşünmüş olan özgür bireye, saygı devam eder. Düşüncesinde hata yapsa bile, saygınlığı kaybolmaz. Çünkü o yanlıştan dönecek kadar erdemlidir.

Şu kısacık makalenin sonunda, yazdıklarımıza bakarak, "birey özgür olabildiği kadar insandır" diyebilir miyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar