Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Özgür Toplum

Özgür toplum, erdemli olmaya aday bir toplumdur. İçten ve dıştan özgürlüğü kısıtlanmış bir toplum, köleleştirilmiş fertlerden oluşan bir kalabalıktan ibarettir. Erdemli eylemler icra etmekten uzaktır; çünkü tüm erdemli eylemler özgürlükten kaynaklanır. Erdem: özgür bir bireyin etik değer bazında icra ettiği eylemdir. Özgürlüğü kısıtlayan iç ve dış faktörler vardır.

Özgürlüğü kısıtlayan dış faktörler nelerdir? Despot yönetimlerdir, otoriter, totaliter rejimlerdir. Kendi inanmış oldukları doğmalar dışında laf söyleyenleri suçlu gören kimselerdir böyle rejimin adamaları.  Eylem ve dayandıkları değerleri eleştiren kimseleri, terörist diye ilan eden kimselerdir bu rejimlerin sahipleri. Bu rejimleri benimseyenler veya benimsemedikleri halde sesini çıkarmayıp altında ezilenler, özgürlüklerinden yoksun bırakılmışlardır. Erdemli, şerefli ve haysiyetli birer birey olma fırsatları ellerinden alınmışlardır. Ancak kurguladıkları hayali bir dünyanın içinde kahraman olabilmişlerdir; şereflerini koruyabilmişlerdir. Gerçek dünyada gölgeleri bile yoktur.

Özgürlükleri kısıtlayan iç faktörler nelerdir? Dinsel inançlardır; geleneklerdir; çevre baskısıdır. Bireyin özgürce eylemler icra etme alanını daraltan, onu itaat şemsiyesinin altına sokan inançlar, onu erdemlerden yoksun bırakan inançlardır. İnsan, bu inançlara bağlanarak kendisini güvenceye aldığını sanır, itaat ederek doğru işler yaptığını zanneder. Ancak gerçek durum farklıdır. Bu inançlara kanarak, özgürlüğünü yitirmiş, şerefini başka bir otoriteye havale etmiştir. Bunu yapan insan, bir şeyin farkında değildir: Kendine yeterli olduğunun, başka bir rehbere ihtiyacının olmadığının farkında değildir. Yegâne otorite olarak kendisine, kendi bilincine inanıp güvense, gerçekçi bir insan olacak, özgürce eylemlerde bulunacak ve erdemli olabilecektir.

Dış faktörden dolayı özgürlüğü olmayan kişi mutsuzdur. İçi ayrı dışı ayrı olan bir kişidir artık. Kamusal alanda despot rejime bağlılığını söyler; ama içten içe farklı düşünür. Şikâyet eder, adil, özgürleştirici bir rejim arzusu vardır içinde. Bunu derinden ister.

Özgürlüğünü kısıtlayan inançlara gelince, burada suçlu, bizzat kendisidir. Kendi iradesiyle ellerini, ayaklarını zincire vurmuştur. Tabii ki, bunlardan kurtulmak istiyordur. Ama bu adamın işi gerçekten zordur. Bir nevi bilinç rektifiyesine ihtiyacı vardır. Özgürleştirici örneklere ve okumalara ihtiyacı vardır. Bu şansız kişi de, birinci örnekte olduğu gibi hiç rahat değildir. Çünkü insan doğası özgürlükçüdür. Bu derin arzuyu hep duyacak ve bir iç çekişme yaşayacaktır.

Özgürlüğü kısıtlayan üçüncü bir faktör vardır: O da, insanın maddi dünya ile ilişkisinde, madde tarafından alt edilmesi ve ezilmesidir. Başka bir deyişle, ekonomik sorundur. Eline geçen parayla geçinemeyen, ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, çocuklarına harçlık veremeyen bir aile reisi, özgür değildir. Mutlu değildir. Erdemli eylemler icra etme alanına sahip değildir. Örnek olarak, asgari ücrete mahkûm edilen milyonlarca çalışan insanlardan ne bekliye biliriniz? Bir de, bu mağdur edilmiş insanların, devletin farklı kurumlarından 4-5 maaş alan kimselerin var olduğunu duyunca, düşmüş oldukları ruh halini düşünün.

Bir taraftan küçük bir gelirle yaşamaya zorlanan milyonlarca insan, diğer taraftan her ay farklı devlet kurumlarından dolgun maaşlar alan mutlu bir elit grup! Buna ADALET diyebilir miyiz? Peki, ne diyeceğiz?

Not: Dün akşam Profesör Doğan Göçmen’in yönettiği Felsefe Semineri’nde yaptığım iki saatlik konuşmanın özetini sunmuş oldum.

Önceki ve Sonraki Yazılar