Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Rasyonel Olmak

Rasyonel olmak özgür olmaktır. Başına buyruk olmaktır. İç ve dış etkenler karşısında kendi kişiliğini oluşturmaktır.

Dış etkenlerden kastım, insanın içine doğduğu kültürel çevredir. Aile, okul, mahalle, iş hayatı ve tüm fonksiyonları ile devlet, bireyi doğumundan ölümüne kadar kuşatan dış çevredir. Her türlü sosyal, etik, dinsel değerleri, bu çevre sağlar. Birey, doğanın kendisine, içindeki olup biten hadiselere, yine bu çevrenin kendisine sağladığı bir açıyla bakar.

Kendisi için her şeyin önceden hazırlanmış olduğu bir ortamda yaşayan bir insanın, kendi adına yapacağı bir şey yok mudur? Kendisi için biçilmiş rolü oynayıp toplumun itaatkâr bir ferdi mi olacak?  Yoksa yeteneklerini harekete geçirerek, bu rolü reddedip, oynayacağı rolü kendisi mi belirleyecek?

İkinci seçeneği benimseyen kişi, rasyonel kişidir. Diş çevrenin kendisine dayattığı tüm değerlere şüpheyle bakan kişidir. Şüphe, kendi yolunu bulması için yegâne metottur. Bu metotla varacağı tüm sonuçlar kendisi için geçerlidir. Bu sonuçlar henüz olgunlaşmamış, üzerinde yeniden düşünülmesi gereken sonuçlar da olabilir. Burada vurgulamak istediğim husus, kişinin kendi bilincine güvenmesidir. Kültürün sunduğu tüm değerlere şüpheyle yaklaşan bireyin, başka bir insanın düşüncesini, muhakemesini kendi seçimi olarak benimsemesi mümkün değildir. Kendi yolumu bulacağım diyen kişi, bir risk almıştır. Bu riski savuşturmak için şunun, bunun aklına sığınması düşünülemez. Onun güvenebileceği tek otorite, kendi bilincidir. Bu bilincin ulaşabildiği kararlardır.

Rasyonel bireyin karşılaştığı en ilginç hususlardan birisi, toplumun kutsal saydığı inançlardır. O toplumun bazı fertleri, o inançlar için canlarını vermeye hazırdır. Fevkalade biçimde kutsanmış insanlar da vardır o inançların içinde. O insanlar için de ölmeye hazır olan insanlar vardır. Rasyonel birey, bu inançları ve kutsanmış bireyleri inceleyip unsurlarına ayırdığında, dehşete düşecektir. Bu inançların çoğunun, safsatadan ibaret olduğunu, kutsanmış insanların, bizden farksız, bizim gibi hata yapan insanlar olduğunu görecektir. İnsanların, hayatlarını nasıl anlamsız ve ucuz şeyler için peşkeş çektiklerini görüp şaşıracaktır.

Rasyonel bireyin karşılaştığı inançların bir kısmı ise ulusal değerlerdir. Bu değerler, diğer uluslara kıyasla oluşturulmuş özelliklerdir. Kahramanlık, özveri, dürüstlük, diğerkâmlık gibi erdemlerin, bir milletin ayrılmaz özellikleri olarak sunulduğunu görecektir. Diğer ulusların kültürlerine baktığında, benzer bir yaklaşım görecektir. Tabii ki, bu iddialardan şüphe edecektir. Her ulus bu erdemlere sahip ise dünyadaki bu kadar kötülüğü, barbarlığı, insanlığa ihaneti kim işliyor? Ayrıca bu tür övünmeler kendimizle ilgili gerçekleri perdelediği için eksiklerimizi gidermemize de engel olmaktadır.

Rasyonellikle yola çıkan bireyimizin, toplumun itaatkâr ve vefakâr bir ferdi olmak yerine, rahat ve huzur içinde yaşamak varken, ben kendi yolumu bulacağım diyen kişi olduğunu, ta başta söyledik. Bu yolculukta, başına gelecekleri hesaplamamış mıdır? Hesaplamışsa, ne uğurda bu riskleri göze almıştır?

Makalenin başında bir de iç etkenlerden bahsetmiştik. Rasyonelliği ve dolayısıyla özgürlüğü engelleyen iç etkenler. Bunlar neler olabilir? Mesela aşırı hırs, kıskançlık, aşk, nefret, kendini beğenmişlik(narsisizm) aşırı haz düşkünlüğü(hedonizm) gibi hasletler akılsallığı engelleyen iç faktörlerdir. Birey, bu içten gelen engellerle mücadele etmek zorundadır.

Görüldüğü gibi, rasyonel olmak,  özgürlüğe kavuşmak, kolay bir değildir. Bu kavramları günlük yaşamımızda çok sık kullanırız. Yoksa herkesin ağzında dolaşan bazı kavramlar, ulaşamadığımız, içi boşaltılmış kavramlar mıdır?

Önceki ve Sonraki Yazılar