Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Siyaset ve Eğitim

Ben bu makalemde bir iktidarın nasıl bir eğitim politikası uygulaması gerektiğinden çok, iktidardaki bir politikacının nasıl bir eğitim almış olması gerektiği üzerine yazacağım. Aslında her iki konu birbiriyle yakından ilgilidir.

Bir devlet başkanının filozof olması gerekmez. Platon’unun filozof-kral projesi gerçekçi değildir. Tarihte pek örneği de yoktur. Tek bir istisna Roma’nın 5 beğenilen İmparatorlarından Marcus Aurelius’tur(ö.MS.180). Filozof olmak vasfıyla nasıl erdemli bir yönetim sergilediğini ben araştırmadım. Bu, biraz da tarihçilerin alanına girer. Filozof-kral modeli tutmaz dedim çünkü bu iki ayrı tipten oluşan bir kişilik, birbirinden tamamen farklı iki zıt ihtirasın bir insanda bulunması demektir. Bu ise gayet zordur. Şöyle ki: Filozofun yaşamı boyunca peşinden gittiği yegâne arzusu, öğrenmek ve bilmektir. Kralın arzusu ise güç sahibi olmak ve yönetmektir. Bu iki ihtiras birbirini nakzeder. Yani birisine sahipseniz diğerine olamazsınız veyahut birisi sizde güçlüyse, diğeri zayıftır. Ayrıca, filozof bilgiyi bilgi olduğu için sever, peşinden koşar. Kral ise edindiği her türlü bilgiyi araç olarak kullanır.

Bir devlet adamının filozof olması gerekmez deyince, felsefi okumalara ihtiyacı yoktur demek istemedik. Aksine yüksek seviyede felsefe, sosyoloji, psikoloji ve tarih bilgisine sahip olması gerekir. Günümüzde bu bilgilere yeterince sahip olmayan devlet başkanlarının ne tür hatalar yaptıklarını, bazen komik duruma düştüklerini görüyoruz.

Siyaset konusu, eğitim kurumlarımızda önemsenmeyen bir alandır. Üniversite seviyesinde bazı bölümlerde okutulur. Anne babalar çocuklarının siyasetten uzak kalmasını isterler. Bunun iki sebebi vardır: Siyasetin riskli bir alan oluşu ve siyaset adamının kültürümüzde güvenilir bir kişilik ortaya koymaması. Öyle, ama biz çocuklarımızı tıp ve mühendislik gibi güçlü mesleklere sevk ederken siyaset alanı boş kalmıyor ki. Bu alana, bu zor mesleklere yetkin olmayanlar talip oluyor ve o boşluğu dolduruyorlar. Diğer bir deyişle, üniversite sınavlarında sayısalda zayıf olanlar beşeri bölümlere giriyorlar. Siyaseti ve siyaset yapmayı kendi hareket alanı olarak görüyorlar. Yüksek puanlarla tıp ve mühendislik fakültelerine girip mezun olan sınıf arkadaşları, arazide mühendis olarak, diğerleri hastanelerde doktor olarak çalışırken bunlar yönetime talip oluyorlar. Garip olan şudur: Mühendis ve doktor olanlar, kendileri kadar başarılı olamayanların kendi tepelerinde karar mevkiinde olmaları.

Siyaseti ihmal etmenin sonuçları çok ağırdır. Analitik bir zihinden, matematik bilgisinden yoksun bir kişinin, devletin tepesinde veya devletin önemli bir kurumunun başında olması, vahim kötülüklere sebep olur: Liyakatin önemi kalmaz, adalet anlamsızlaşır. Devlet işlevinde oranlılık ve denge kaybolur. Devletin temel demirbaş kurumlarının işlevi, kıymetini kaybeder. Bu kötülüklerinin hepsinin gerisinde, devlet erkinin liyakat sahibi olmayan birinin elinde, kötüye kullanılmasıdır.

Bilim, teknoloji, sosyal bilimler ve kurumlarda yüksek seviyelere ulaşmış ülkelerde, siyaset ve siyaset adamı olmak isteyen kişi için, ta öğrencilik döneminden itibaren, belli bir güzergâh mevcuttur. Mesela, İngiltere’nin Oxford ve Cambridge gibi Üniversitelerinde ülke yönetiminde el değiştiren Muhafazakâr ve İşçi Partilerini temsil eden topluluklar vardır. Buraya kayıtlı olan öğrenciler, yıllarca konferans ve seminerlere katılırlar. Mezuniyetten sonra hedefledikleri misyonlarına kendilerini hazırlamış olurlar. Birleşik Krallığın son 55 başbakanlarından 28 i Oxford, 14 ü Cambridge mezunudur.

Siyasete girip devleti yönetmeye talip olan gençlerden şöyle bir isteğim var: Tanınmış bir üniversitede sayısalla öğrenci alan tıp, mühendislik veya matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi bir fakülte veya bölümü bitirsinler. Sonra, siyasal bilimler, hukuk, sosyoloji, felsefe ve tarih gibi bölümlerin birinde yüksek lisans yapsınlar. Mümkünse, biri fen veya mühendislik, biri de beşeri bilimler alanında olmak üzere, çift-anadal eğitimini alsınlar. Böyle bir eğitim ve donanımla, bu ülkenin kaderinde söz sahibi olmaya aday olsunlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar