Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Üst Kimlik

 

Üst Kimlik Anayasadır. Bir ülkenin anayasasında belirtilen haklar, ödevler ve özgürlükler o ülkede yaşayan tüm halkların üst kimliğidir. Anayasa, devlet ile yönetilen halk arasında bir antlaşmadır. Bu antlaşma hem devletin hem de yönetilen halkın kimliğini belirler. Hem devlet ile halkını, hem de bu halkın farklı türevlerini bir arada tutar.

Demokratik bir kültüre sahip ülkelerin anayasaları birbirine benzer. Hepsinde evrensel insan hakları, devlet ile vatandaşın karşılıklı hak ve ödevleri belirtilir. Anayasalar arasındaki fark, coğrafi sınırların belirlenmesi ve hangi rejimin tescil edilmesinden ibarettir.

Anayasaların bir üst kimlik statüsünü kazanması, ihtiva ettiği temel haklar ve özgürlüklerden dolayıdır. Eşitlikçi ve evrensel niteliklere sahip olduğu için çok kapsayıcıdır. Her vatandaş kendisini onun içinde bulur, haklarının, özgürlüklerinin neler olduğunu ondan öğrenir. Bu haklar ve özgürlükler tehlikeye girdiğinde, mahkemeler önünde, güvenebileceği yegâne kaynak, yine bu anayasadır.

Anayasalar yukarıda dile getirilen özellikleri itibariyle, alt kimlikleri norm olarak tescil etmezler. Alt kimlikler nelerdir? Etnisite, din, sosyal sınıf, farklı dil grupları gibi halkların aidiyetlerini belirleyen niteliklerdir. Bu alt aidiyetleri gösteren bir nitelik, anayasaya girerse, kapsayıcılık ve evrensellik sıfatlarını taşımayacağından norm statüsünü kazanmaması gerekir. Ancak, anayasa metninde yer alınca, norm muamelesi göreceğinden hem teorik olarak bir çelişkiye, hem de pratikte ayırımcılığa sebep olacaktır. Ben, T. C. Anayasasının (MADDE 66- Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.) normunu bu çelişkiye ve pratikte neden olduğu sorunları örnek olarak gösterebilirim. Bu madde, sanki “Tük kimdir?” sorusuna cevaben yazılmış bir izahtan ibarettir. Bu sorunun cevabı ansiklopedilerde aranmalıdır. Çünkü anayasalar sözlük ve ansiklopedi görevi göremezler. Aslında bu maddenin 1982 öncesi anayasalardaki versiyonundan günümüzdeki evirilmiş haline baktığımıza, kanun koyucunun niyetinin ırk aidiyeti olmadığını anlayabiliriz. Ama norm, her zaman norm koyucunun iyi niyetini taşımaz, zaman içinde zahiri anlamı öne çıkar. Sorunlara sebep olur. Çünkü “Türk” kelimesi bir kültürü ifade ettiği gibi ırk anlamına da gelmektedir. Hele milliyetçiliğin ırkçılık seviyesine geldiği günümüzde, bu kelimenin pek masum olduğunu, ırk anlamına gelmediğini savunmak pek kolay değildir.

Bugünkü iktidarda bulunan kadronun mantalitesine baktığımızda, (Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Müslümandır) gibi veya (Türk Devletinin resmi dini İslam’dır) gibi bir maddenin Anayasaya eklenmesini, içten içe isteyeceklerdir. Ancak bu, aynı Anayasanın Laiklik maddesine aykırı düşeceğinden gerçekleşmesi zordur. Hâlbuki dini aidiyet, etnisite(Türklük) aidiyetinden daha kapsamlı olmasına rağmen böyle bir statü kazanmamıştır.

Türkiye’de üst kimlik, yani anayasal kimlik oluşmadığından mütedeyyin ile laik, Türk ile Kürt, Sünni ile Alevi, yan yana barış ve huzur içerisinde yaşamakta zorluk çekmektedirler. Bir taraftan teorik olarak anayasada olmaması gereken bir Madde(Türklük), pratikte sıkıntılara yol açarken, diğer taraftan, anayasada olmasına rağmen uygulanmayan (Laiklik) Maddesi, sorunlara sebep olmaktadır.

Bu ülkede yaşayan milyonlarca insan, aynı ırktan gelmediğine göre, sanki herkes yalnız bir ırktan geliyormuş gibi norm koymak, hem yasaların ruhuna, hem de gerçekliğe aykırıdır. Diğer taraftan, bu ülkede yaşayan milyonlarca insan, aynı inançtan gelmediğine göre, sanki hepsi tek bir inanca mensuplarmış gibi davranmak, yalnız bir inancı yüceltmek, hem evrensel hukuka, hem de gerçekliğe aykırıdır.

Üst kimlik yüce değerler aidiyetidir. Alt aidiyetlere imtiyaz vermez. Hiçbir alt aidiyet kendisini üst kimlik konumuna getiremez. Kendisini öyle göremez. Her vatandaş kendisine, üst kimlikte yer bulur. Kendisini dışlanmış görmez. Eşittir, eşit. Hak ve insan haysiyetine dayanan bir anayasa, ırk, inanç ve sınıf aidiyetlerini dile getirmez. O ülkede yaşayan herkese vatandaş der, ona başka isim vermez. Milyonlara tek isimle hitap eder: Vatandaş.

Önceki ve Sonraki Yazılar