Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Patolojik Mutluluklar

Uzun yıllar sigara içip sesini kaybetme noktasına gelen bir arkadaşım, nihayet, bu mereti bıraktığını ilan etti. Onu tanıyanlar, bu karara hem sevinmiş, hem de şaşırmıştı. Kendisi ve dostları için bu kararın en büyük faydası, konuşurken artık sesinin duyulması ve dediklerinin anlaşılmasıydı. Ne yazık ki bu durum fazla sürmedi. Bir süre sonra tekrar içmeye başladı. Sebebini sorduğumda, bana şu ilginç cevabı verdi: "Sigarayı bırakınca sağlığımı kazandım ama mutluluğumu kaybettim. Şu an, mutluluğuma tekrar kavuşmuş durumdayım".

Bunu söyleyen kişi, yaşta benden büyük, sanat ve tarih bilgisi yönünden fevkalade bilgili, musikişinas, hoşsohbet, çok sevilen bir arkadaşımdır. Ancak, soruma verdiği cevap kafamı karıştırdı. Bu zekice, görünürde hikmet dolu söz, bir çelişki barındırıyordu. İnsan, hem sağlığına kavuşur hem de aynı zamanda mutluluğunu kaybeder mi?

Düşündüm, düşündüm. Bu arkadaşımın bu kısa vadede haz veren, ama uzun vadede zarar veren eylemine benzer, diğer bazı eylemler aklıma geldi: Uyuşturucu ve alkolün sağladığı aldatıcı mutluluklar, yolsuzluk ve emek sarf edilmeden elde edilen servetten doğan mutluluklar, kısacası hak edilmeyen her türlü mutluluk bu kabildendir dedim. Gerçek, hak edilmiş mutluluk ile sahte olanın, insan bedeni üzerindeki etkisi birbirine çok benzediğinden, Kant gibi bir çok filozof, mutluluğu, kişiden kişiye değişen, prensibi olmayan, sübjektif bir ruh(veya zihin) hali olarak tanımlamışlardır. Halbuki, insan yaşamının yegane amacı olan mutluluğun, nasıl olur da prensibi olmaz? Mutluluğa giden her türlü araç, bir prensibe dayanırken, amaçların amacı olan mutluluk, nasıl  olur da prensipten yoksun olur? Eğer böyle bir prensip varsa, bu prensip, tüm prensiplerin prensibi olmalıdır. Bu prensibin en belirgin tanımını, Aristo'nun etik üzerine yazdığı eserlerde görebiliriz: İnsanın sahip olduğu  kapasitenin tümünün, en yüksek seviyede işlerlik kazanmasıyla elde edilen zihinsel denge bilinci. Başka bir deyişle, kapasitesini en ideal seviyede icra eden kişinin halidir. Mutluluk, insanda mümkün olan tüm iyiliklerin gerçekleşmesidir. Ekilen bir bitki tohumundan, büyüdüğünde nasıl  bir bitki bekleniyorsa, bir insan yavrusundan da, büyüdüğünde öyle mükemmel bir insan olması beklenir. Her insan böyle bir zirve noktasına ulaşabilir mi? Hayır. Ulaşabildiği kadar. Ne kadar yol almışsa o kadar mutludur. Erdemlilik de öyle değil midir? Son noktaya varması mümkün mü? Hayır. Ne kadar yol alabilmişse.

Durum böyle olunca, çalıp çırparak zengin olan kişi, gerçekten mutlu mu? Değildir. Kendi nefis muhasebesini yapamaz. Yani Süper Ego'su ile baş başa  kalamaz. İçten içe hesap veremez. Bu sebepten mutsuzdur. Görünürdeki mutluluk patolojiktir. İç dünyası barışık olmayan insan, mutlu olabilir mi?

Hak etmediği bir makama gelmiş veya getirilmiş kişi, mutlu olabilir mi? Çeşitli gayr-ı meşru ve gayr-ı ahlaki araçlar kullanarak, yetkin seviyelere tırmanan kişi, gerçekten mutlu olabilir mi? Tanrısal bir sorgulayıcı olan Süper Ego'nun sorularına cevap verebilir mi? Veremez. Mutsuzdur, sevimsizdir, nursuzdur. Daimi sıkıntı içindedir. Verdiği tüm kararlar şaibelidir, isabetsizdir. Bu emareleri o kişinin yüzünde ve hareketlerinde görmek mümkündür. İçten içe barışık değildir. Mutlu değildir. Takındığı sevinç patolojiktir.

Gerçek mutluluk ile yalancı mutluluklar birbirlerine o kadar karışmış olabilir ki, onları ayırdetmek pek zor olabilir. Mutluluğun  iç unsurları görünür olmadığından, çoğu zaman, dış belirtilerle yetiniriz. Onlar da maalesef, aldatıcı olabiliyor.

Yasin Ceylan

Twitter

Facebook

Önceki ve Sonraki Yazılar