Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Yeniden Aydınlanma

1784 tarihinde açılan "Aydınlanma Nedir?" makale yarışmasını, Immanuel Kant, aynı başlığı taşıyan makalesiyle birinci gelerek kazanmıştır. Kant bu makalesinde aydın olabilmek için iki temel öneride bulunmuştu: Kendi elinle üstüne geçirdiğin acizlikten kurtul; bir de, öğrenmeye cesaret et. Bu iki öneri, aynı zamanda, iki asırdan beri Batı dünyasında krallıkların ve Kilisenin hegemonyasına ve bu kurumlara destek veren Skolastik düşünce geleneğine karşı verilen mücadelenin bir özetiydi. Burada Fransız Devriminin hazırlayıcısı rolündeki filozofları özellikle anmak isterim.

Kant’ın aydınlanmak için önerdiği iki şart, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Ancak bugün insan bilinci üzerindeki sulta, onu rasyonellikten ve özgürlükten alıkoyan kurumlar, monarşiler ve kilise değildir. Yeni egemen unsurlar var. Bunların başında ulus devlet ve milliyetçilik gelir.

Son iki asır içerisinde temelleri güçlenen ulus devlet yönetim modeli, kolektif bir bencilliğin ürünüdür. Bireysel bencillik ahlak yasasına aykırı görülmüşken, ulusal bencillik bu ayıptan sıyrılmıştır. Sınırları, dili, ırkı, geçmişi ortak sayılan bir ulus, kendi devletini kurarken, bu değerleri taşımayanları kendi dışında tutmuştur. Bununla kalmamış, bugünden geçmişe inerek, çakma bir ulusal tarih ihdas etmiş, kendini birçok hususta diğer milletlerin üstüne çıkarmıştır. Kahramanlıklar, ahlaki değerler hep bu milletin daimi özellikleridir. Diğer milletler bu erdemlerden mahrumdur. Zaman içerisinde, bir coğrafi mekânda yaşayan insanlar, ortak bir ırka irca edilmiş, bu sefer, bu ırkın üstün nitelikleri sayılmaya başlanmıştır. Irkçılıkla neticelenen ulus devlet bilinci, tabii ki düşmanlar da yaratmıştır. Ondan olmayan herkes, her millet kötü niyetlidir, dolayısıyla düşmandır. Bu bilinç, bir taraftan kendi üstünlüğü inancıyla beslenirken, diğer taraftan, kendinden olmayanlardan nefret etmekten beslenmiştir.

Ulus devletler, bir zamanlar dinlerin insanlar arsında yarattığı ayrımcılığı, be sefer kendisi başarmıştır. Çağdaş halkların modern dini olmuştur. Modern çağımızın iki büyük Cihan Harbinin sebebi, ulus devletin sebep olduğu milliyetçiliktir.

Osmanlı döneminde uygulanan millet (din) sisteminin yerini, Cumhuriyet döneminde, ulus veya egemen ırka aidiyet almıştır. Osmanlı’da uygulanan sistemden Gayrı Müslimler zarar görmüşken, ulus devlet sisteminde ise, en çok Kürtler zarar görmüşlerdir. Halen görmektedirler. Ana dilleri Türkçe olmadığı için. Türk ırkından gelmedikleri için. Ataları Orta Asya ve Urallardan gelmediği için.

18. Asırda bilincini Kilise, monarşi ve diğer otoritelerin baskısından kurtaramayana aydın kişi denilmezken, günümüzde aynı bilinç, milliyetçilik denen illetten kurtulmadıkça aydınlanamaz. İnsanlar arasında, halklar arasında iyi-kötü, üstün-alçak, kahraman-korkak gibi ayırımlar yapan bir insan, rasyonel olabilir mi? Özgür bir bilince sahip olduğunu iddia edebilir mi?

Öyle görülüyor ki aydınlanma, sonu gelmeyen bir süreçtir. Dün başka bir baskıdan bilinci kurtarmak iken, bugün, farklı bir baskıdan aynı bilinci temizlemek olarak ortaya çıkıyor.

Şu da bir gerçektir ki, özgür bilinci örten her türlü unsur, bir eğilim ve zaaf ürünüdür. Bilincini uyanık ve güçlü tutanlar, din ve milliyetçilik gibi insanlığa ve medenileşmeye aykırı düşen inançlara maruz kalmazlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar