Prof. Dr. Yasin Ceylan

Prof. Dr. Yasin Ceylan

Zaman Üzerine

Felsefenin en zor konularından biri zamandır. Biz insanların zaman kavramı sadece bize aittir. Kozmik zaman kavramı(milyarlarca yıl) bizim pek işimiz değildir.

Zamanı bazen çabuk geçsin isteriz, bazen de yavaş. Beklendik bir hadise bizi sevindirecekse, çabuk geçsin isteriz. Bizi üzecek bir olay, ilerde olacaksa, geç gelsin isteriz.

Haz ve zevk anlarımızda zaman dursun isteriz. Çünkü zamanın geçmesiyle, haz da bitecektir.

Bir saatlik zaman diliminde, çok şey olabilir veya bir şey olmaz, boş geçer.

Doğa her canlıya eşit derecede ömür biçmiştir. Kimine yalnız bir gün, kimine yüz yıl. İki örnekte de canlı belli bir noktaya, zirveye ulaştıktan sonra inişe geçer ve ölür.

Zaman hep hareketle ilintilidir. Hareket yoksa zaman da yoktur(Aristo). Bu sebeple uykudayken geçen zamanın farkında değiliz. Uykumuz ne kadar derinse, zaman farkındalığımız o kadar zayıftır.

Teologlar, zaman ve uzam sınırlayıcı olduklarından, bu iki boyuttan bağımsız, sınırsız bir Tanrı kavramı geliştirmişlerdir. Ancak biraz daha düşünmüş olsalardı, zaman ve uzam olmadan hiç bir şey düşünemeyeceğimizi, hayal bile edemeyeceğimizi anlayacaklar, böyle bir iddiadan vaz geçerlerdi.

Descartes, Leibniz’e ve Newton’a göre zaman ve uzam, zihnimizden bağımsız olarak doğada vardırlar. Kant’a göre ise zihin mekanizmamızın temel koordinatlarıdır. Bir nesneyi ancak zaman ve uzam boyutları içinde algılayabiliriz. Ne var ki, algıladığımız bir objenin tüm niteliklerini sayarsak, bunların içerisinde zaman ve uzam yoktur. Dolayısıyla, zaman ve uzam zihnimizin bir ürünüdür. Zihinden bağımsız olarak doğada yoklar.

Çağdaş bilim dünyamızda zaman ve uzam, felsefe konusu olmaktan çıkmış, fizik biliminin konusu olmuştur.

Zamanın göreli (relative) bir kavram oluşu, hareket ve uzamla ilişkisi, modern fiziğin konusudur. Bu konuda söz, fizikçilerindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar