Başlarken…

Merhaba. Yeni bir yayın, güzel bir mecra.

Maalesef, yıllarca emek harcanarak iyi kötü oluşturulması başarılmış değerlerimizi bir adım daha ileriye götürmek yerine yok etmekten çekinmeyen bir ülkede yaşıyoruz ve basın da bundan payını almış durumda.  

Emekli büyükelçi Ünal Çeviköz’ün geçmişte bir olaya ilişkin kullanmış olduğu “iğne ile kazılan kuyu, dozer ile kapatıldı” ifadesi, ülkemizin son dönemlerinde hemen hemen her alanda geçerli.

Geçmişte kusursuz bir gazetecilik sergilendiğini iddia etmeyeceğim; ancak, basınımızın giderek daha da gerilemesi yerine, şimdiye değin daha da ilerlemiş, güçlenmiş olması gerekirdi.

Maalesef artık birçok yayın kuruluşu işlevini yitirmiş ve birer propaganda aracına dönüşmüş durumda. Buna “Pravda gazeteciliği” de deniyor. 

Oysa basının, çağdaş demokratik sistemlerin yasama, yürütme ve yargı erklerine ek olarak, demokrasilerin dördüncü gücü olduğu kabul edilir. Çünkü halkın doğru haber alma hakkı adına, halkın seçimle işbaşına getirdiklerini her gün, her an demokratik denetleme hakkı adına, bağımsız ve güçlü bir basının da olması şarttır.

Çünkü demokrasi, ülke çıkarları gereği her gün yaşanması, hissedilmesi, uygulanıyor olması gereken kesintisiz bir süreçtir, seçimden seçime sandığa gidilen bir oylamadan ibaret değildir. Seçimi kazanana, bir sonraki seçime kadar istediğini yapma hakkı tanınmış olmaz, halkın ve ülkenin geleceğini ipotek altına koyabilecek hataların yapılmaması, daha iyi bir hizmet sunmaları gereği, seçilmişlerin her an, her gün, her adımlarında denetlenebileceği demokratik, katılımcı mekanizmalara sahip olunması gerekir. 

Yönetici kadrolar, hatalarının azaltılmasını, daha mükemmelin yaratılmasını sağlayacak bu katkıdan, ancak ve ancak memnun olmalıdır. 

Markopaşa adlı siyasal hiciv dergisini yayımlayan Aziz Nesin, o kapatılınca aynı yayını sırasıyla; Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba ve Kırk Haramiler adları altında yeniden çıkardı. İşte bu, bağımsız basınımızın özetidir.

Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet’i baş tacı etmek yerine, onu hapislerde çürümeye layık gördük. Ülkenin yetiştirdiği en büyük aydınlardan, şair ve yazar Sabahattin Ali, en verimli çağında haince öldürüldü. Biz bu aydın düşmanı, yaratıcılık düşmanı yönümüzle yüzleşmedikçe ve “vatan hainliği” gibi reddedici, kolaycı suçlamalar işimize geldikçe, kanser üreten bu kötü genimiz giderek güçleniyor. Nazım’a ve Sabahattin Ali’ye artık kimse vatan haini demiyor ama sadece, onları kaybetmemizin üzerinden on yıllar geçtiği için. Lakin onu söyleyen zihniyet hala yaşıyor. Onlar bugün yaşasaydı, çağdaşlarının bugün gördüğü aynı kötülükle karşı karşıya kalacaklardı. Bu kötülük her alana yapılıyor; doğaya, kentlere; ruhumuzun ve bedenimizin nefes alacağı her yere. 

Eminim ki penceretv.com zengin haberciliğiyle gücüne güç kattığı oranda sevilecek ve okunacak, o oranda daha da güçlenecektir. Bu bir zaman, emek ve sabır meselesi.

Basının baskı altında tutulmasına karşı bir çıkış yolu olarak hak ettiği yeri alacağı umuduyla; penceretv.com’u yaratan, bana da katkı verme onurunu sağlayan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar