Üzüm Üretiminde Bir Planımız Olmalı...

PencereTV Ailesine katılmamı sağlayan bu ilk yazımı heyecanla paylaşıyorum. Yazacak ve yapacak çok şeyimiz var. Lafı uzatmadan hemen başlıyorum;

Çok ama çok uzun zaman önce Dünya'nın en kaliteli üzümlerinin üretildiği topraklarda yaşıyorum. Ve bu topraklarda bir ziraat mühendisiyim. Evet hala iyi üzüm üretiyoruz. Fakat artık bazı rakiplerimizin gerisinde yer alıyoruz. Nedenini sorguladıkça ve düşündükçe yanıtlar basitleşiyor. Bilim... Dünya sürekli değişiyor ve gelişiyor. 

Bunu bu yaşadığımız çağda özellikle görüyoruz. Değişim çok hızlı ve geride kalanlar her geçen gün eleniyor. Bizler öyle güzel topraklar üzerinde yer alıyoruz ki bu kaderimizden gelen torpilimiz bizi her zaman koruyor. Ama yetmez. Daha iyisine ve ilerisine ulaşmak için sürekli çabalamalıyız. 

Gördüğüm en büyük yanılgılardan birisi bir üretim planımızın olmayışı. Bu yazımda bna değineceğim. Konumuz ise üzüm üretimi. Esasında baktığımızda ürüm çok bereketli bir meyve. 

İçerisindeki antioksidan bilinen en iyi antioksidanlardan.  "Antioksidan nedir?" derseniz hücrelerimizi temizleyen asıl kahramandır. Yani vücudumuza giren ve bize zarar veren maddeleri antioksidan denen bu madde temizliyor ve etkisiz hale getiriyor.

Biz bu maddeyi hem barındırıyoruz hem de çeşitli gıdalardan vücudumuza alıyoruz. İşte üzüm de burada çok önemli çünkü çok kaliteli bir antioksidan kaynağı. Ayrıca üzümümüz yaş olarak, kuru olarak, çekirdeğinden elde edilen yağ olarak, pestiller ve macunlar halinde üretilerek, çikolata kek ve ekmek sanayinde kullanılarak, şarap veya alkol olarak üretilerek, sirkede kullanılarak, suyu sıkılıp meyva suyuna dönüştürülerek ve yazamadığım birçok alanda kullanılarak inanılmaz önemli bir ürün haline gelmiş durumda. 

Güzel sihirli bir dokunuşla üzümümüzü Dünya pazarına uygun stratejiler geliştirerek bir üretim planı hazırlamalı ve ticari hamlelerde bulunmalıyız. Bizler üzümün yaprağını çok tüketiriz. Kültürümüzde yaprak sarması harika bir yemektir. 

Ama yaprak alınmak üzere yetiştirilen bağların üretim tesisi farklıdır. Yaş üzüm konusunda da bu farklılık devam etmektedir. Yaş üzüm olarak üreteceğimiz bağların tüm bakımları, beslemesi ve hormon uygulamaları farklılık göstermektedir. 

Kuru üzümde de elimiz çok güçlü. Bu alandaki üretim de farklı kurallar dahilindedir. Çiftçimizin kendisine koyacağı hedefi çalıştığı ilaç bayileri ile paylaşarak bir plan yapılması lazım. 

Yaş üzüm gibi üretip kuruya üzümlerini kesen çiftçilerimiz masrafların altından kalkamıyor. Ya da yaprak satmak için aşırı yaprak alınan ve yaprak alınmak için üretilmeyen bağ tesislerine sahip olan üreticiler ciddi bağ zararları ile karşılaşabiliyorlar. 

Bizler para kazanmak için üretiyoruz. Ve Dünya pazarını iyi analiz edip pazarın gerçeklerine göre sezon öncesi ne yapacağımıza karar vermeli ve üzümlerimizi ona göre yetiştirmeliyiz. Alaşehir Ticaret Borsası'nın 2 yıldır yürüttüğü kampanya da bunu dile getirmekte. 

Kampanyanın adı: "Yaş Üzüm Mü, Kuru Üzüm Mü?. Tüm üzüm üreticileri olarak sezon öncesi bir üretim planına sahip olursak emin olalım herkes daha fazla kazançlı çıkacaktır. 

Ve ayrı bir yazımda daha dile getireceğim ki bu konu çok önemlidir; bize birçok çiftçi kooperatifi lazımdır. Bugünlük yazımda üzüm hakkındaki avantajlarımızı, ne kadar kıymetli olduğunu ve ilk üretim planı ayrımının ne denli olduğunu kısaca anlatmayı hedefledim.

İlerleyen günlerde bu konulara derinlemesine gireceğiz. Tüm çiftçilere selam olsun...

Önceki ve Sonraki Yazılar