Bir Bilim İnsanının Feryadı: Flamingoların Katili İklim Krizi Değil Bizleriz!

Ortadoğu Teknik Üniversitesi akademisyeni, biyolog İbrahim Kaan Özgençil, Tuz Gölü'ndeki flamingo ölümleriyle ilgili "Takdiri İlahi değil insanın vahşeti" dedi.

whatsapp-image-2021-07-15-at-23-37-29.jpeg

Hem bölgenin neredeyse her yerinde bulunmuş hem de doğal yaşamını çalışan bir akademisyen olan Özgençil sosyal medya hesabından dikkat çekici şu açıklamayı yaptı.

"Son 1-2 yıldır, konuyla ilgili artan kamuoyu ve farkındalığı bastırmak için planlı ve programlı bir algı yönetimi söz konusu medyada. Göllerimiz kuru(tulu)yor ve bunun tek sebebi iklim değişikliği ve Tanrı'nın takdiri olarak sunuluyor bize.

Ülkemizde tüketilen suyun %70'inden fazlasını tarım için kullanıyoruz ve ülkemizde baraj sayısı son 20 yılda astronomik bir artış gösterdi. Yanlış su ve tarım politikalarına kurban giden sulak alanlar ve doğal yaşamın faturasını iklim değişikliğine atma yeni moda oldu.

İklim değişikliği gerçektir ve yaşanmaktadır! Ülkemiz ve hatta Konya Kapalı Havzası da bundan nasibini almaktadır. Yaptığımız çalışmalar havzanın yıllık ortalama 0.045 derece ısındığını gösteriyor. Tabii ki yağış rejimleri ve miktarları da değişiyor.

whatsapp-image-2021-07-15-at-23-38-22.jpeg

Havzanın çok ciddi bir kısmında istatiksel olarak anlamlı ve düşük şiddette sıcaklık artışları tespit ettik. Fakat yıllık toplam yağış için aynısı geçerli değildi. Havzanın, özellikle Tuz Gölü civarında bazı istasyonlara düşen yağışın arttığını gördük.

whatsapp-image-2021-07-15-at-23-38-22-1.jpeg

Tüm bunlar olurken ise havzada en çok değişen şey bir önceki silsilede anlattığım sulu tarıma geçiş, yanlış planlı baraj inşaatları ve kontrolsüz su kullanımıydı. Yani birisi sizin karşınıza geçip "Bunların hepsi iklim değişikliği ve yazgı" derse ona bunları söyleyin.

İç Anadolu'daki yağış sistemleri genelde denizlerden geliyorlar fakat yereldeki su buharlaşmasının da yağışa katkısı var. Dünyanın başka yerlerinde yapılan çalışmalar gösterdi ki sulak alanların kaybı da yağışları ciddi ölçüde azaltabiliyor.

Şimdi düşünelim. Bir bardak suyu yemek masanıza koyup bekleyin. Sizce kaç günde buharlaşırdı? Bir de o suyu alıp yere dökseniz kaç günde buharlaşırdı? Yere dökünce daha çabuk olurdu değil mi bu? Belki Konya Kapalı Havzası'nda olan da böyledir. Zira yağışta azalış eğilimi gösteren istasyonlar kaybolan büyük sazlıkların olduğu yerler. Bu test etmesi zor bir sav fakat bardakların barajlar ve yerin de sulak alanlar olduğu kapalı bir havzada üzerine düşünmeye değer bir sav bence. Son yıllarda, adeta insanların iyi niyeti üzerinden algı yönetme amacı olan ve insanları "İklim değişikliği gölleri kurutuyor" fikrini akıllara yerleştirmek isteyen bir akım var. Büyük deterjan firmaları bile her yerde "bir beğeni bir litre" su gibi reklamlar yapıyorlar.

Çok iyi niyetli ve temiz bir amacı olsa da yanlış tarım ve su politikalarının değil de iklim değişikliğinin göllerimizi, en değerli kaynağımız suyu yok ettiğini düşünmek yanlıştır. Tam olarak buna inanmanızı istiyorlar gibi.

whatsapp-image-2021-07-15-at-23-38-23.jpeg

Yani esas sorun sizin çektiğiniz sifon değil, Konya'da çölün ortasında vahşi sulama ile yetişen mısır. Hepimiz evlerimizde tasarruf yapmalıyız. İklim değişikliği de göllerimizi ve su kaynaklarımızı tartışmasız şekilde etkiliyor. Ama esas sorun bu değil. Büyük resmi görelim.

Size bunu kadermiş gibi sunmalarına izin vermeyin. Çünkü değil. Temel sorumlusu biziz ve yanlış su ve tarım politikaları. İklim değişikliği (ki o da insan kaynaklı) burada çok ikincil bir rol oynuyor. Bu sadece Konya Kapalı Havzası'nda veya Tuz Gölü'nde olmuyor. Türkiye'nin her yerinde. En değerli kaynağımız su göz göre göre yok ediliyor. En ağır bedeli de doğanın günahsız ve dilsiz sahipleri ödüyorlar. Tuz Gölü'nde ölen koca bir nesil flamingo için bugün "Normaldir bunlar. Sulama yapmamızın etkisi yok. Hepsi iklim değişikliği" diyenleri izledim üzüntüyle. Bu silsile ile umarım tamamıyla öyle olmadığını anlatabilmişimdir.

Özet olarak: iklim değişikliği ve ona bağlı yaşanan iklimsel değişiklikler değildi bu ay flamingoları öldüren. Katil bizleriz. Sizler de sizden esas gerçeği, esas sorumluyu saklamayı hedefleyen kampanyalara kapılmayın. Gerçek sorumlu belli.

Ben bölgeyi ve canlılarını çalışan ve ülkemin doğasından, doğal kaynaklarından ve insanından başka kimseye taraf olmayan bir akademisyen olarak yazdım bunları.

AŞIRI YANLIŞ olan tarım ve su kullanım politikaları gözden geçirilmedikçe bizler sadece ölmüş yavru flamingolarının kemiklerinin rüzgarda kum oluşunu ve ülkemizin sanki biz yetiştiremiyormuşuz gibi her yıl binlerce ton buğday ithal etmesini izleriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar